Tom'u aramalıyım.Tengo que llamar a Tom.
Beni aramamanı söyledim, Tom.Te he dicho que no me llames, Tom.
Tom niçin aramadı?¿Por qué no ha llamado Tom?
Neden bizi aramadın?¿Por qué no nos llamaste?
Ben aramadım.Yo no llamé.
Beni neden geri aramadı?¿Por qué no me devolvió la llamada?
Neden beni aramadın?¿Por qué no me has llamado?
Bence yarı zamanlı bir iş aramak zorundasın.Creo que tienes que buscar un trabajo a media jornada.
Polisi aramak istemiyorum.No quiero llamar a la Policía.
Tom aramak için çok geç olduğunu biliyordu ama yine de aradı.Tom sabía que era demasiado tarde para llamar, pero aun así lo hizo.
Beni aramaktan ve bana mesaj atmaktan vazgeçmeyecek.No va a dejar de llamarme y de mandarme mensajes.
Kimse Tom'u aramadı.Nadie llamó a Tom.
Seni aramamızı istiyor musun?¿Quieres que te llamemos?
Polisleri aramalıydın.Deberías haber llamado a la policía.
Tom polisi aramalıydı.Tom debería haber llamado a la policía.
Tom'u aramayacağımı sana söyledim.Te dije que no iba a llamar a Tom.
Onu aramaya çalıştım.Intenté llamarla.
Tom neden onu geri aramadığını bilmek istiyor.Tom quiere saber por qué no le regresaste la llamada.
Onların işi müşterileri aramak.Su trabajo es buscar clientes.
Dün gece polisi aramak zorunda kaldık.Anoche tuvimos que llamar a la policía.
Güzel insan aramakla insandaki güzelliği aramak arasında büyük bir fark var.Hay una gran diferencia entre buscar a gente hermosa y buscar la hermosura de la gente.
Polisi neden aramadın?¿Por qué no llamaste a la policía?
Annesi Joyce ve kasabanın polis şefi Jim Hopper, Will'i aramaya başlar.Su madre, Joyce, y el jefe de policía del pueblo, Jim Hopper, buscan a Will.
Grup dağıldıktan sonra O'Brien, Cincinnati'den ayrılıp yeni bir grup aramaya karar verdi.Después de la desintegración de la banda, O'Brien decidió mudarse de Cincinnati y buscar una nueva banda.
Rocco ve Jaquino girerler; Fidelio'yu aramaktadırlar.Rocco y Jaquino entran, buscando a Fidelio.
Aramalar, gemilerin uzun Arktik kışı için saklanmasına kadar sürmüştür.Las búsquedas continuaron hasta que los barcos fueron amarrados por el largo invierno ártico.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.Por la noche va en busca de comida.
Hizmet, kullanıcılara çeşitli web sitelerindeki videoları aramasına ve görüntülemesine olanak tanır.El servicio permite a los usuarios buscar y ver vídeos a través de diversos sitios de Web.
Carl, yeniden malzeme aramaya çıkar ve yakınlardaki bir eve ulaşır.Más tarde, Carl va a buscar suministros en una casa cercana.
Bir televizyon programında model arama yarışmasını kazandıktan sonra, çok başarılı bir manken oldu.Después de ganar un concurso de modelos televisado en 2001, se convirtió en un exitoso modelo.
Duk Anina'yi aramaya koyulur.Quizás esté buscando liana.
An-26BRL : Buz arama uçağıdır.An-26BRL: Versión de investigación del hielo.
Kimyasal maddeler üzerine veri depolama ve arama.Almacenamiento y búsqueda de datos en entidades químicas.
Genellikle gececidir ancak yiyecek aramak için günün her vaktinde aktif olabilir.Por lo general es nocturna, pero puede buscar alimento en cualquier momento del día si fuera necesario.
Lycos, bir web portalı ve arama motorudur.Lycos es un portal web que incluye un buscador.
İki kadın Flora'nın kaçtığını anlayınca onu aramaya çıkarlar.Cuando las dos mujeres se dan cuenta Flora ya se ha ido y deciden ir en su búsqueda.
Daha detaylı olarak: Teorik: Keşfetmeye, sistematik hale getirip analiz etmeye; bilgiyi aramaya duyulan tutku.Una pasión por descubrir, sistematizar y analizar; una búsqueda del conocimiento.
1971'de Rus yer bilimi uzmanları doğal gaz araması yaparken tesadüfen buldukları uzun bir kuyudur.En 1971, un grupo de geólogos soviéticos halló en un sondeo una caverna llena de gas natural.
Born yeni bir iş aramaya başladı.René comenzó entonces a buscar trabajo.
Mars'ta yaşam kanıtı aramak.El agua y la búsqueda de la vida en Marte.
Skype aramaları da doğrudan Cortanadan başlatılabilir.Cortana también puede iniciar llamadas de Skype.
Pandulf, bu arada eski Bizans müttefikinden koruma aramak için Konstantinopolis'e sığındı.Pandulfo por su parte, huyó a Constantinopla, buscando la protección de sus antiguos aliados griegos.
Bundan sonra evden kaçıp yepyeni bir aile aramaya çıkar.La humanidad tiene que salir fuera y buscar una casa nueva.
Hayat suyunu aramaya devam eder.“La búsqueda del agua.
Karakterler, adadan kaçmaya çalışmanın yollarını aramaktadırlar.Supervivientes tendrán que encontrar la forma de salir de la isla con vida.
FLAC, meta veri etiketleme, albüm kapak resmi ve hızlı arama desteği sunmaktadır.FLAC cuenta con soporte para etiquetado de metadatos, inclusión de la portada del álbum, y la búsqueda rápida.
Arama motorlarında yapılan aramalar buna güzel bir örnek teşkil etmektedir.Los servicios que proveen los motores de búsqueda son extremadamente buenos.
Alfio karısı Lola'yi aramak için meydana gelir.Entra en escena Alfio, buscando a Lola.
Sahne 2: Mağaranın içi: Elena'yı aramakta olan Malcolm sahneye girer.Escena 2 Malcolm, tomando un respiro en la batalla, está buscando a Elena.
"Eylül Cansın Misafirhanesi hayatı aramak için destek bekliyor".«Quiero que me vea toda la familia junta después de cenar».
Han Solo ve Chewbacca onu aramaya giderler.Después de eso, Han y Chewbacca se acercaron más.
Cevabı aramaya çalışırken söz konusu kitapları okumaya başladı.Intentando encontrar una respuesta en sí mismo, empezó a leer libros que abordaban este tema.
Doktor'u aramaya başlar.Comienza a buscar al Doctor hasta que le encuentra.
Arama motorlarının mantığını bilmeniz önemlidir.«Historia de los motores de búsqueda.
İngiliz donanmasının diğer birimleri de denizdeki arama çalışmalarına katılıyordu.Un barco de la Armada francesa también participó en la búsqueda.
Bu yüzden, silme algoritması ekleme ve arama algoritmalarına göre daha uzundur.Lo mismo vale para GP estándar y otros algoritmos de búsqueda.
Aramalar kamu koleksiyonları, işletmeler ya da iş, yer veya insanların türlerini kapsayabilir.La búsqueda puede cubrir colecciones públicas, empresas u otros tipos de negocios, lugares o personas.
Fakat bu son şarta uyulmadı; çünkü aramalara rağmen gerçek istavrozun kaybolmuş olduğu anlaşıldı.No sé cuánto tiempo hacía, porque, como sabes, los relojes están parados.
Bir ilk olan "tam metin"(full text) tarayıcı arama motoru olan WebCrawler, 1994 yılında görücüye çıktı.El primer motor de búsqueda de texto completo fue WebCrawler, que apareció en 1994.
Çünkü herkes bebeği aramaya çıkmıştır.Todos los bebés deben recibirla.