Ana içeriğe geç
Sözlük

arama ile cümle

arama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom, Mary'nin bir iş aramadığını söyledi.Tom sagte, Maria suche keine Arbeit.
Huzuru kendi içinde bulamıyorsan, onu baṣka bir yerde aramanın hiçbir anlamı yok.Wenn du keinen Frieden in dir selbst findest, hat es keinen Sinn, ihn woanders zu suchen..
Kaybettiğin yerde mutluluğunu aramaktan vazgeç!Gib auf, dein Glück an dem Ort zu suchen, an dem du es verloren hast!
Hayatın anlamını arama. Hayata sen bir anlam ver.Suche nicht nach dem Sinn des Lebens. Gib dem Leben einen Sinn.
Aramaya çalıştım ama hat meşguldü.Ich habe versucht anzurufen, aber die Leitung war besetzt.
Hizmet 26 Ağustos 2010 tarihinde, 24 saat içerisinde 1 milyondan fazla aramanın günlük kaydını tuttu.Am 26. August 2010 registrierte der Dienst über eine Million Gespräche innerhalb von 24 Stunden.
Bu nedenle limanda vasıfsız işçi olarak iş aramaya başladı.Darum suchte er sich eine Arbeit als „Ungelernter“ im Hafen.
Bunun üzerine susuz bırakmak için çare aramağa başladı.So begann er, sich intensiv mit dem Speierling zu beschäftigen.
Yeni bir daire arama çalışmaları sürdürülüyordu.Sie suchen eine neue Wohnung.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.Nachts suchen sie nach Nahrung.
Naver, Güney Kore merkezli popüler arama motoru ve web portalıdır.Nate ist eine südkoreanische Suchmaschine und ein Webportal.
Mars'ta yaşam kanıtı aramak.Damit ist der erfolgreiche Nachweis von Leben auf dem Mars erbracht.
Raporunda, tilkilerin yiyecek aramak için çadırlara geldiklerini ve elden yiyecek yediklerini belirtir.Er berichtete, dass die Füchse an die Zelte kamen, um Nahrung zu suchen und aus der Hand zu fressen.
O çoktan Doktor'u aramaya başlamıştır.Jedoch wollte er vorher zum Doktor promovieren.
Bir yandan Albert onu aramaktadır.Hierhin folgte ihr vermutlich Albert nach.
Google Drive'da genele açık olarak paylaşılan dosyalar internet arama motorları tarafından aranabilir.Öffentlich auf Google Drive geteilte Dateien können mit Internet-Suchmaschinen gesucht werden.
Born yeni bir iş aramaya başladı.Die Cousine sucht nämlich einen neuen Job.
Ancak "Yaramazlar" bölümünde Sarah, bir başka odayı direkt olarak aramaktadır.Sarah in „The Misbehavers“ ruft wahllos in einem Zimmer des Hotels an.
Hemen onu aramaya koyulur.Er will sie daraufhin sofort dort suchen.
Bilgi Gereksinimi ve Bilgi Arama Davranışları.Zu Wissensstand und Forschungsbedarf.
Demeter kızını aramak için yollara düşer ancak onu hiçbir yerde bulamaz.Demeter trauerte um ihre Tochter und suchte sie überall, konnte sie jedoch nirgends finden.
Arama motorlarının mantığını bilmeniz önemlidir.Damit sollte die Kompatibilität der Triebwerke untersucht werden.
Arama ve kurtarma faaliyetleri sonlandırıldı.Such- und Rettungsmannschaften wurden in Bereitschaft versetzt.
Bu şartlar orduyu yeni bir lider aramaya itti.Deshalb suchten sie unter ihren Gefangenen nach einem neuen Anführer.
Bunu izleyen yıllarda savaş pilotu ve mayın arama gemisinin komutanı olarak görev yaptı.In den nachfolgenden Jahren tat er Dienst als Kampfpilot und Kommandant eines Minensuchbootes.
Günün 9 - 10 saatini yiyecek aramayla geçirirler.Sie verbringen rund sechs bis zehn Stunden pro Tag mit der Nahrungssuche.
Hızlı arama uygulamaları.Dringend gesucht.
Bunun üzerine her yerde su aramaya başlarlar.Dieser lässt sie zunächst überall suchen.
Kış uykusuna yatmadıkları için, kışın da kar altında bile yemek aramaya devam ederler.Sie halten keinen Winterschlaf, sondern begeben sich auch im Winter auf Nahrungssuche.
Yiyecek arama genellikle günlük olarak idare edilir.Die Nahrungssuche findet überwiegend tagsüber statt.
Ethan yaratığı öldürür ve aramasına devam eder.Das Wesen verfolgt und tötet ihn.
Türk yetkililerce, Bezmen hakkında Kırmızı bülten ile arama kararı çıkartılarak aranmaya başlanmıştır.Während ihrer Tätigkeit dort forschen sie, wie sie zum roten Stier gelangen können.
Pek çok kişi buraya altın aramaya gelmişti.Viele wurden abgerissen, um an das Gold zu gelangen.
Bir Guru aramayın, hatta birini düşünmeyin bile.Nimm niemandem den Partner weg, auch nicht in Gedanken.
Polis her yerde katili aramaya başladı.Der Täter wird überall gesucht.
Filikanın kurtulanları aramak üzere geri döndüğünde herhangi birini bulup bulmadığı bilinmemektedir.Sie bitten den Fischer, nach seiner Rückkehr niemandem von ihrer Existenz zu erzählen.
Böylece aramalar daha kolaylaşmaktadır.Die prallbeanspruchten Teilchen gelangen somit zum Sichtrad.
Çeşitli polis karakolları arasında dolaştırıldı ve defalarca kez evi ve bürosunun aramasına nezaret ettirildi.Ihr Haus wurde mehrfach durchsucht und ihre Post überwacht.
Üstelik bu tecavüz sonucu doğan sakat çocuğunun babasını da aramaktadır.Dort sucht er demütig den Vater des toten Mädchens auf.
Dizinin başında Gabi iş aramak için Josh'ın evine gelir.Am Treffpunkt findet sie Josh vor.
Polislerin yaptığı arama sonucunda arabasında belli miktarda uyuşturucu ve esrar bulunmuştur.Die Polizei hatte im Wagen der Verstorbenen Drogen und Medikamente gefunden.
Daha sonra günahlarını telafi etmek ve kefaret aramak için kendi yan ürünü Angel dizisine geçmiştir.Daraufhin verpasst Ana ihm einen Kinnhaken und wendet sich enttäuscht ab.
Boğazın girişinde İngiliz mayın arama gemisi yoktu.In den britischen Quellen wurde keine Versenkung des Bootes erwähnt.
Karakterler, adadan kaçmaya çalışmanın yollarını aramaktadırlar.Alle überlegen, wie man von der Insel wegkommen könnte.
ABD Ordusu 1943 yılının ilk aylarında Greyhound modelinin yerini alacak bir araç aramaya başladı.Die US Army sah sich bereits ab 1943 nach einem Nachfolger für den Greyhound um.
Carl, ilk arama sırasında yanlışlıkla Otis adında bir avcı tarafından vurulur.Bei einer Suchaktion nach ihr wird Carl versehentlich vom Jäger Otis angeschossen und schwer verletzt.
Yörükler yayladan düze inmişler konmak için bir düzlük aramaktadır.Zu den Verhaltenselementen zählt ein Kopfschütteln, das von lauten Rufen begleitet ist.
Büyük bir arama uzayı içinde gerekirci yöntemlerin kullanımı, hemen hemen imkânsızdır.Warum komplexes Leben im Universum unwahrscheinlich ist.
BANA, adres arama eklendi.Es wurde die indizierte Adressierung benutzt.
Yiyecek aramaya ayrılan zamanın yaklaşık yarısı dalış için harcanır.Etwa fünfzig Prozent der Zeit, die sie für die Nahrungssuche aufwenden, verbringen Moorenten tauchend.
Scotty ormandan çıkış için başka bir yol aramaya gider.Laura verschwindet in den Wald, um einen anderen Weg zu suchen.
Gerdanlığını aramak için geri döndü.Auf der Suche nach dem gelingenden Leben.
Ödemeli aramalar için çevrilen rakamlar ve ödeme numara rakamları dışarı sinyallendi.Die Rezeßgelder waren bezahlt worden, die Gewerken baten um Belehnung.
Düzenli ifadelerle (regular expression) çalışma, arama ve değiştirme.Unterstützung regulärer Ausdrücke beim Suchen und Ersetzen.
Ardından kendisini aramamasını yineliyor.Sie bittet ihn noch einmal darum, ihr nicht zu folgen.
Yeni insana, daha doğrusu değişen insana yeni anlatım olanakları aramak çabasıydı."Für dich, mein Prachtstück, muss man sich schon etwas anderes einfallen lassen.”
Lycos, bir web portalı ve arama motorudur.Excite ist ein Internetportal mit Suchmaschine und eigenem Webverzeichnis.
Sam ve Lila Arbogast'ı aramak için Fairvale'e giderler ve kasaba şerifiyle görüşürler.Lila und Sam warten vergeblich auf Arbogast und beschließen, den Sheriff zu informieren.
Johnny (Pacino) hapisten yeni çıkmış orta yaşlı bir adamdır ve iş aramaktadır.Er heißt Martin Eden, stammt aus ärmlichen Verhältnissen und ist auf der Suche nach Gelegenheitsarbeit.
Sawyer onu aramaya koyulur.Pascal beschließt, sie zu suchen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod