Ana içeriğe geç
Sözlük

arama ile cümle

arama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eğer işe yaramadılarsa alternatif çözüm yolları aramalıyız.If they have not worked, we have to look for alternative solutions.
Ayrıca arama kurtarma uygulamaları için.Also for search and rescue applications as well.
Çok geçmeden Bell, devrimlerini en uygun hale getirmek için yeni teknolojiler aramaya başladı.And so before long, Bell were looking to new technologies to optimize their revolution.
O kendini bilen ışığı aramaya çalışın.Try to seek that light.
Sadece onu aramaya çalışın. Kendi varlığınız içinde o özünüzün izini sürün.Just try to seek it, search it, into your own being.
Oprah'ı aramaktı.I decided to call Oprah.
- Tekrar aramayı dene. - Aradım... ...ama demin telefonunu kapattı.- I have been calling her, but now it is turned off.
Mesajlarımı ve aramalarımı görmezden geliyorsun.You ignore my texts and you ignore my calls.
Buna Ağaç Yapılı Arama (Tree Search) diyoruz, çünkü durum uzayını bir arama ağacına yerleştiriyor.It's called Tree Search because it superimposes a search tree over the state space.
İncelemek istediğim ilk algoritma Genişlik Öncelikli Arama (Breadth-First Search)The first algorithm I want to consider is called Breadth-First Search.
Belki de arama ve kurtarma için?Or maybe do search and rescue?
Bay Lu, Bırakın Şehir Muhafızları, arama yapsınlar o zaman !Mr. Lu, The Black Whirlwind is gone
Ecosia bir internet arama motoru.Ecosia is an Internet search engine.
Siz aramalısınız! Elizabeth çağında sohbet; 'süslenmiş sükûnet' olarak tanımlanmıştı.The Elizabethans described conversation as decorated silence.
Bu yüzden, siz aramalısınız.I think it's healthy.
Belediye başkanıyla beraber rehberim de hızlı aramaya kayıtlı zaten.I've got her on speed dial along with the Governor.
Bildiğiniz gibi azizler aramadan bir sürü gönüllü kadın bulabiliyorlar.You know, without them even calling, they'll get a lot of women volunteers.
Aramanın problem çözmede neler yapabileceğini gördük.We've seen what search can do for problem solving.
Ama aramanın neleri yapamayacağı konusunda açık olalım.But let's be clear on what search can't do.
Ben hiç iş aramadım.I've never really gone out looking for work.
Kartvizitimi... ...sana vermeme rağmen beni aramadığına göre.I gave you my name card but you didn't call. Ah!
Bu yüzden sizi aramadım.I didn't call you.
Google Aramaları, basit bir çok taraflı pazar örneğiydi:So Google Search was a very simple multi-sided market--just two sides.
Buralarda iyilik aramana gerek yok.Aqui é cada um por si.
Diğer türlerdeki aynı özellikleri aramaya başladıHe looked for the same pattern in other species
Fakat eğer aramayı bırakırsam.But if I give up.
Ve bu son dört haftadır iş aramanın nosyonu, düşüncesidir.And that's this notion of looking for a job in the past four weeks.
Uzayda yaşam aramak için.I don't think we know enough yet.
Çünkü bir eviniz olduğunda, iş arama konusunda daha az esnek oluyorsunuz.Because when you own a home, you have less flexibility in looking for a job.
Onu başladığımız yerden aramaya gidiyorum.I'll search back through again from the top.
Yakında, arama sonuçlarından daha fazlasını +1'leyebileceksiniz.And soon you'll be able to +1 more than just search results.
Ruanda, Gana ya da Nijerya'yı aramak ne kadar tahmin edin?Guess how much it costs to call Rwanda, Ghana, Nigeria?
Neden aramama cevap vermedin?Why aren't you answering my calls?
Deney, hakikati aramaktır. Hakikati somut olarak aramaktır.An experiment is: truth seeking, potentiably truth seeking.
Çin'e gidip onu aramaya karar verdim.I decided to go to China to look for her myself.
İlk ben seni aramalıydım.I should've looked for you, first.
Kırmızı bir tavşan aramak ister misin?Wanna look for a red rabbit?
O zaman gerçek anne babanı aramaya mı geldin?So you came to look for your real parents?
Saul Davutun Gata kaçtığını duyunca, artık onu aramaktan vazgeçti.It was told Saul that David was fled to Gath: and he sought no more again for him.
Tanrı onları öldürdükçe Ona yönelmeye, İstekle Onu yeniden aramaya başlıyorlardı.When he killed them, then they inquired after him. They returned and sought God earnestly.
Bunun için seni karşılamaya, seni aramaya çıktım, İşte buldum seni!Therefore I came out to meet you, to diligently seek your face, and I have found you.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.a time to seek, and a time to lose; a time to keep, and a time to cast away;
Halk kendisini cezalandıran RABbe dönmeyecek, Her Şeye Egemen RABbi aramayacak.Yet the people have not turned to him who struck them, neither have they sought Yahweh of Armies.
Simun ile yanındakiler İsayı aramaya çıktılar.Simon and those who were with him followed after him;
Karın varsa, boşanmayı isteme. Karın yoksa, kendine eş arama.Are you bound to a wife? Don't seek to be freed. Are you free from a wife? Don't seek a wife.
Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz.Doth not behave itself unseemly, seeketh not her own, is not easily provoked, thinketh no evil;
Rabbinizin lutuf ve keremini aramanızda sizin için bir günah yoktur.It is no sin to seek the favours of your Lord (by trading).
Eğer size ita'at ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın.If they open out to you, do not seek an excuse for blaming them.
(Ey insanlar), Rabbiniz O'dur ki lutfundan (payınızı) aramanız için size gemileri denizde yürütür.It is your Lord who drives your ships across the seas that you may seek of His bounty.
Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın.If they open out to you, do not seek an excuse for blaming them.
(Düşmanınız olan) Topluluğu aramakta gevşeklik göstermeyin.And do not be chary of pursuing them.
Artık Allah'a benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.So do not invent similitudes for God. Indeed God knows, and you do not know.
Sizin Rabbiniz, fazlından aramanız için denizde gemileri sizin için yürütür.It is your Lord who drives your ships across the seas that you may seek of His bounty.
Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama.Do good to others as God has done good to you, and do not try to spread corruption in the land.
Ancak Yüce Rabbinin rızasını aramak için (verir).Other than seeking the glory of his Lord, most high,
Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın.If they open out to you, do not seek an excuse for blaming them.
Geceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O'nun varlığının belgelerindendir.Another of His signs is the night, a time for you to sleep, and the day to seek His bounty.
Hala mı cahiliyet devrinin hükmünü aramadalar?Do they seek a judgement of the days of pagan ignorance?
Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın.If they open out to you, do not seek an excuse for blaming them.
Gece ve gündüz uyumanız, onun lütfundan nasip aramanız da O'nun ayetlerindendir.Another of His signs is the night, a time for you to sleep, and the day to seek His bounty.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
arama ile cümle - Sayfa 31 - arama kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App