Bir aşk ve aramak zorundasın!One love, and you have to look for it!
Aramadığımız zamanda, sanki hastalığın durdurma sihiri yaptık.When we didn't search, we had the illusion that there was no disease.
Arama yaptığımız zaman da, sanki çok daha fazla hastalık sihri yaptık.When we did search, we had the illusion that there was more disease.
"Şimdi İnternet aramasının geçirdiği evrimin kısa bir özetini izleyeceksiniz.""This is a look at how search has evolved."
Ardından, web'de arama yapmanın yepyeni bir yöntemini oluşturmak için bu aramayı kullandılar.And they used that algorithm to indeed build a very novel way of searching the web.
En baştan beri reklamlar ve Arama arasında çok belirgin bir ayrım vardı.There was a clear separation between ads and Search from the very earliest times.
Yani, elimizde "turkuaz nedir?" diye bir arama vardıYou know, we got a search, "what is turquoise?"
Özel arama hizmeti Google Haberler işte böyle ortaya çıktı.That was the birth of Google News specialized search service.
Anında Arama'yı kullanırken aklınızdan geçenin tümünü yazmanız bile gerekmez.And with Instant, you don't even have to type in your full thought.
"İnternet Aramasının Geleceği""The Future of Search"
Görselle Arama'da bir resmi, aramanın girişi olarak kullanabilirsiniz.With Search by Image, you can actually use that image as an input for the search.
Biz bu genetik algoritmaları yeni bir odaklayıcı yapmanın yollarını aramak için kullandık.So we tried to come up with a way to use genetic algorithms to create a new type of concentrator.
Bu bizim açık havada yaptığımız ilk test, her yaprak kendi başına arama yapıyor.This is the first test where we took it outside and each of the petals were individually seeking.
Yaptığı şey ilk etapta geniş adımlarla aramak, ama daha sonra oldukça hassas.And what they do is step, very coarsely at first, and very finely afterward.
Her nokta bir insanı ve her çizgi ise insanlar arasındaki arama yoğunluğunu gösteriyor.Every dot is a person, and every line represents a volume of calls between the people.
Kötü haber de şu ki: Onları bulmak için çok aramanız gerekiyor.The bad news is that you have to look hard to find them.
Onunla tanışmadan önce, yetersiz birkaç aramadan geçtim.I went through some suboptimal search results.
Beni aramamanı söylediğimi sanıyordum. Ben seni ararım.I think I told you not to call, and that I would contact you.
Sana bir otel odası ayarlayacağım. Aramamı bekle.I will arrange a hotel room for you, so wait for my call.
Gazeteye reklam bile verdim ama kimse aramadı.I even placed an ad but no one has been calling.
Her gün bu numarayı aramamıza rağmen... ...seninle görüşmemize izin vermediler.Even though we called this number every day, they would never let us through to you.
Aldığımız aramaları çoğu sahteydi.The calls that we got were mostly fakes.
Onu aramaya çalıştım.I just tried calling her.
Amerika'dan sahte bir arama geleceğini sanmam.I don't think it could be a prank call from America.
Ve bunun sonunda olusturdugumuz arama motoru islevsel bir arama motoru olacak.And the search engine that we'll build at the end of this will be a functional search engine.
Ana parcasi olan bir arama motoru olacak ayni Google gibi.It will have the main components that a search engine like Google has.
Onu aramak için var.I've got to call her.
Ve önümüzdeki problemlerle kahrolduğumuzda basit cevaplar aramaya yöneliyoruz.And when we have overwhelming problems in front of us, we tend to seek simple answers.
O zaman gidip bu bileşeni aramaya koyuluruz.So if we go and look at this piece of content,
Bu radyoyuda daha sonra karısını aramak için kullandı, o bölümü anlatacağım.This is a radio he used later to call his wife that I'll tell you about.
O an, bizden eşini aramamızı istedi.At that point, he asked to be paged into his wife.
Aramayacak mısın onu?Aren't you going to call him back?
Seni aramadılar mı?You didn't get the news?
Artık birbirimizi aramayalım.We can't do this anymore.
Bu yüzden artık beni arama.So don't call me anymore.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.This really was a needle in a haystack sort of search, so she asked everything she could think of.
Sadece arama çubuğunun altında, uygun onay kutusunu ... ...başlamak için tıklayınız..There may already be a short list of suggested translations for each phrase.
Ben asla kaçan bir köpeği aramam.I never look for a dog that's run.
Gidip karbon aramayın, gidip evrimleşbilen madde arayın.Don't go and look for carbon, go and look for evolvable stuff.
Yarın muhakkak onları aramalıyız.We must look for them tomorrow.
Birçok arama kullanırız.We use a lot of search.
Ve oksitosinin stres tepkisinde yayıldığını fark ettiğinizde, sizi yardım aramaya iter.And when oxytocin is released in the stress response, it is motivating you to seek support.
Ne de olsa Google'da bir arama yapmak için... ...doğrudan herhangi bir ücret ödemiyorum.looked at Google, searched it, it didnt cost me anything directly.
Böylece, rastgele genleri değiştirmeye ... ... uzun ömürlü hayvanları aramaya başladık.So we started to change genes at random, looking for long-lived animals.
Tüm bunlarda mantık aramak yapılabilecek en zor şey.Making sense of those things is a very difficult thing to do.
Eğer Google'a izin verirseniz, size arama geçmişinizi söyleyecek.If you allow Google to, it will tell you your search history.
Ve buna bakarak anlayacağım ki, en çok sabah 11'de arama yapıyoruım.And I found out by looking at it that I search most at 11 o'clock in the morning.
John ve Mary'nin araması oldukça güvenilir, ama hırsızlık için öncül olasılık düşük bir değerdir.John and Mary calling are very reliable, but the prior probability of burglary is low.
Şunu söyleyerek bitirmek istiyorum: Çözümleri dışınızda aramayın, içinizde arayın.I'll just wind up by saying that I think you don't have to look for solutions outside.
Kayıp ısıyı aramak amacı ile bir araştırma başlattık.We mounted an expedition to look for the missing heat.
51.05 Médicos sin cirugía aramamýzý que pidió.51.05 Médicos sin cirugía aramamýzý que pidió.
Bırakalım kişisel aramaları için cep telefonlarını kullanabilsinler. -- tanrı korusun.You know what, let them use their mobile phone for personal calls -- heaven forbid.
Hakikat için hakikati aramak öğrenmekle dolu bir hikayedir.The quest for the truth, in and of itself, is a story that's filled with insights.
Ama şimdi bize vacib olan, yaşayan bir Halife aramaktır.And now our duty... our duty is to look for a living Khalifa.
Halife aramak hakkımız ve vazifemiz midir?Is it a duty & a right to look for a Khalifa or not?
Manşetler yayınlandığında, olan şey şuydu pazarlamacılar aramaya başladı.When the headlines rolled, what happened was, the marketers came calling.
Haberleri izledikten sonra sizi aramamı söyleyen oydu.After watching the news, she's the one who wanted to look for you guys.
Seks dürtüsünün, etrafta gezinip değişik değişik eşler aramak için evrimleştiğini düşünüyorum.And I think that the sex drive evolved to get you out there,
Ve sonra, otomatikleştirilmiş aramayı insan içgörüsüyle arttırmayı düşünüyoruz.And then, we'd like to augment the automated search with human insight.
Iyice aramak gerekir. Ortalıkta, yüzeyde durmazlar.You have to go looking for them, they're not just lying around on the surface.