Arada bir eve gelmek zorundasın, tamam mı?You have to come home once in a while, okay ?
Bipolarlıkla alakalı bir geni bulabilmemiz gerekiyor; arada bir bağlantı varWe ought to be able to find the gene for bipolar; there's a relationship.
Elimizde 40 derecelik bir açı var. Arada bir kenar ve sonra bir açı daha.So here we have an angle, 40 degrees, a side in between and then another angle
Oh, yok problem değil. Arada bir böyle yaparlar, değil mi tatlım?Oh no, if you can make this one crack a smile, you're a miracle worker...
Bu arada bir konu daha yüzeye çıkıyor.And in it also brings up another point, right here.
Bu arada: bir ekonominin Etik, sonuçta servet yok eder ve yoksulluk oluşturur.By the way: an economy without ethics, ultimately destroys wealth and creates poverty.
Hala arada bir World of Warcraft oynarım.I still from time to time play a little bit World of Warcraft.
Prisoner of Power ve Operation Bagration, bu oyunları büyük bir zevkle arada bir oynuyorum.Prisoner of Power and Operation Bagration, from time to time I play these games with great pleasure.
Arada bir öfkeleniyorum.I get mad at times.
Bu arada, bir sürü e- posta gelmiş olmalı.By this time, another big batch of messages must have arrived.
Ve dikkat edin, bu arada, bir çok insan rakamları bu sivriliklerin etrafında da seçiyorlar.And notice, by the way, that most people pick numbers right around there.
Mahkemeleri sürerken de sessizce dinlediler; arada bir ailelerine ve arkadaşlarına el salladılar.They sat in silence through their trails, waving occasionally at family and friends.
Bu arada bir noktada yemek getirteceğiz değil mi?Listen, we are going to get some food in here at some point, yes?
Arada bir ilişki kuruyor.It's creating an association.
Herkes arada bir yerde.Everyone's somewhere in the middle.
Arada bir televizyonu kapamalısın.You have to turn off the TV from time to time.
Öyle arada bir de gitmiyorum.Not just showing up every now and then.
Öyle arada bir gitmeyin.Not just show up to class every now and then.
Arada bir patlamalar oldu. ama yine de kaygılanmadık.And once in a while, they would blow up.
O yüzden, sırf unutmamak için arada bir bakarım bu resimlere.That's why I look at this sometimes, so I don't forget her.
Arada bir o parçacıklar birbirlerine isabet edecek, ve kafa kafaya çarpışma gerçekleşecek.Every so often those particles will be aimed at each other, so there's a head-on collision.
Bu arada "Bir hayalim var" konuşmasını yaptı, "Bir planım var" konuşmasını değil.And, by the way, he gave the "I have a dream" speech, not the "I have a plan" speech.
Arada bir gel.Okay, don't leave us alone.
Özetle Hırvat sineması iki arada bir derede kalmıştı.In short, Croatian film has been caught in a double bind.
Ragnarök'ten önce, arada bir yaz olan Fimbulwinter'ın olmadığı üç sert kış olacak.Prior to Ragnarök, there will be three hard winters without an intervening summer, the Fimbulwinter.
Bu arada bir grup hamal, neredeyse hiçbir şey istemeden kutulara eşlik etmeye hazırdır.Meanwhile, a group of porters is ready to escort the boxes for almost nothing.
Arada bir malapropizm kraliçesi olacağım gerçeğini her zaman benimsemiştim.I'd always embraced the fact that every once in a while I'd be the malapropism queen.
Arada bir köprü bulunmaktadır.Eine Brücke wird immer zuletzt ausgeteilt.
Arada bir soru da sorarlar, fakat genelde konuşmazlar.Dort ruft sie jemanden an (wahrscheinlich den zuvor beobachteten Mann), doch keiner meldet sich.
Mutlaka arada bir paravan kullanılır.Manchmal wird auch ein Plektrum genutzt.
Televizyon yayını olarak ise film arada bir TNT gibi Amerikan kanallarında yayınlanmaktadır.Der Film wird in den britischen Kabelfernsehenkanälen wie TNT Film gelegentlich gezeigt.
İki arada bir derede kalan Zühtü ise kıza giderek aşık olur.Zu allem Überfluss verlieben sich die Zwillinge auch noch in ein- und dasselbe Mädchen.
Daha sonra mimarlık eğitimi alan sanatçı, bu arada bir fabrikatör ile evlendi.Später heiratete sie einen Maurermeister und Bauunternehmer.
Bu arada bir gazeteci (Buscemi) ortalığı karıştır.Für Ederer bedeute Journalismus, sich einzumischen.
Bu arada bir salgın hastalığa yakalanmışlar, birçoğu burada ölmüştür.Hinzu kam eine Pest, die fast alle Einwohner töte.
Bu arada bir inanç arayışına girmiştir.Er baute auf einem Offenbarungsglauben auf.
Bu arada bir süre sanat okulunda eğitim gördü.Anschließend studierte er eine Zeit lang Kunst.
Bu arada bir hırsızlık çetesi de yaşlı çiftin evini soymaya karar vermiştir.Eine Maklerin versucht, ein altes Haus zu verkaufen.
Kardeşiyle arada bir tartışsada birbirlerini çok sevmektedirler.Bei einem Rendevouz mit ihm verlieben sie sich ineinander.
Bu arada, bir kum adamdan kaçmaya çalışan Deep-Ando öldürülür.Pendant ce temps, Deep-Ando est tué alors qu'il tentait d'échapper à un Sandman.
Bu arada bir Amerikan ajanı gizli bir soruşturma yürütürken mutantları keşfeder.Mr. America est même passé au détecteur de mensonges.
Bu arada bir yıl da Fransız Katolik Mektebi'ne devam etti.Il passe une année au corps d’occupation français de Constantinople.
Bu arada, bir tüfekçi takımı japon mevzilerini tek tek imha etmeye başladı.Sin embargo, un pelotón de fusileros fue destruyendo las posiciones japonesas una por una.
Bu arada bir fırtına ve hortum şehre yaklaşmaktadır.Además un huracán se acerca a la ciudad.
Mutlaka arada bir paravan kullanılır.A veces se presenta un paraperigonio escamoso.
Bu arada bir inanç arayışına girmiştir.En busca de la fe.
Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.Invece di stare sempre a studiare esci e divertiti una volta tanto.
Bu arada bir süre sanat okulunda eğitim gördü.Studiò per un breve periodo presso una scuola d'arte.
Arada bir köprü bulunmaktadır.A volte è presente una grotta.
Bu arada bir özel durumdan da söz edilmiştir.Inoltre sussiste anche una questione da sollevare dal punto di vista giuridico.
Arada bir kâbus görmek normal olarak kabul edilmektedir.Fortunatamente si tratta di un incubo a occhi aperti.
Ayrıca arada bir tereyağı fırlatır.Ogni tanto mastica una spiga di grano.
İki arada bir derede kalan Zühtü ise kıza giderek aşık olur.Nonostante questo lato del suo carattere, però, in alcune occasioni sembra davvero innamorato della ragazza.
Bu arada bir salgın hastalığa yakalanmışlar, birçoğu burada ölmüştür.Nel frattempo, la città è invasa dalle aberrazioni e in molti vengono uccisi.
O arada bir yangın başlar.Nel frattempo si è sviluppato un incendio.
Onu arada bir görürüm.Я вижу его время от времени.
Arada bir birlikte sinemaya gideriz.Иногда мы вместе ходим в кино.
Tom arada bir uğrar.Том время от времени заглядывает в гости.
Arada bir soru da sorarlar, fakat genelde konuşmazlar.Власть опирается только на свои извилины, а они не всегда многочисленны.
Arada bir yüzünü Hemedân’a çevirir ve çok ağlardı.В знак своей победы он вскинул кий над головой и потряс им несколько раз.