Arada bir birlikte sinemaya gideriz.We go to the movies together once in a while.
Arada bir balık tutmaya gideriz.We go fishing once in a while.
Arada bir onu ziyaret ettim.I visited him once in a while.
Arada bir ondan bir çağrı alırım.I get a call from her once in a while.
Arada bir üzgün hissederim.I feel sad every now and then.
Arada bir her şey yanlış gider.Once in a while everything goes wrong.
Arada bir golf oynarım.I play golf every so often.
O, arada bir tenis oynar.Now and then she plays tennis.
Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.Go out and have a good time once in a while instead of just studying all the time.
Herkes arada bir hatalar yapar.Everybody makes mistakes once in a while.
Onu arada bir görürüm.I see him once in a while.
O, arada bir bana yazar.He writes to me once in a while.
Arada bir beni görmeye gelir.He comes to see me once in a while.
Arada bir bizi ziyaret etmeye gelir.He comes to visit us every now and then.
O arada bir saldırganlaşır.He gets tough at times.
Arada bir birlikte sinemaya giderler.They go to the movies together once in a while.
Arada bir ondan haber alıyorum.I hear from her once in a while.
Arada bir şemsiyesini trende bırakır.Once in a while, he leaves his umbrella in the train.
Babam ve ben arada bir balık tutmaya gideriz.My father and I go fishing once in a while.
İki arada bir derede.Between a rock and a hard place.
Evet, bu arada bir olur.Yes, it happens once in a while.
Kahveyi çok fazla sevmem ama arada bir bir fincan almaya eğilimliyim.I don't like coffee too much, but I tend to have a cup once in a while.
Tom'un babası arada bir eve gelir ama asla uzun süre takılmaz.Tom's father comes home once in a while, but he never sticks around for long.
Tom arada bir buraya gelir.Tom comes here once in a while.
Tom arada bir Mary'den haber alır.Tom hears from Mary once in a while.
O hâlâ içer ama sadece arada bir.He still drinks, but only once in a while.
Arada bir dışarıda yeriz.Every now and then, we eat out.
Arada bir beni ara.Call me once in a while.
Tom arada bir uğrar.Tom comes around once in a while.
Bu arada, bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum.Meanwhile, I want to draw your attention to a point.
Arada bir yanımdan bir araba geçti.Every once in a while, a carriage passed by me.
Tom arada bir ziyaretime gelir.Tom comes and sees me once in a while.
Tom arada bir bizi ziyaret etmeye gelir.Tom comes to visit us once in a while.
Ben artık onu arada bir yapıyorum.I seldom do that anymore.
Arada bir dışarı çıkın ve biraz egzersiz yapın.Once in a while, go outside and get some exercise.
İki arada bir derede kalmıştım.I was between the devil and the deep blue sea.
Arada bir soru da sorarlar, fakat genelde konuşmazlar.And firste woorke by the question, Although no truthe therein be don.
Bu arada, bir başka cephe açılmıştı.Meanwhile, another front had opened.
Bu arada bir inanç arayışına girmiştir.In Search of a Religion.
Bu arada bir Fenike filosu da adaya ulaşmıştır.Eventually, a pirate ship arrives on the island.
Arada bir yüzünü Hemedân’a çevirir ve çok ağlardı.He then covered his face with his cloak and burst into tears.
Bu arada, bir tüfekçi takımı japon mevzilerini tek tek imha etmeye başladı.However, a rifle platoon began knocking out the Japanese gun positions one by one.
Bu arada bir fırtına ve hortum şehre yaklaşmaktadır.One night, a storm hits their town.
Mutlaka arada bir paravan kullanılır.Occasionally spreadsheets are used.
Arada bir kâbus görmek normal olarak kabul edilmektedir.In this case the A reading is usually accepted.
Arada bir köprü bulunmaktadır.Sometimes, a short bridge is used.
Bu arada bir salgın hastalığa yakalanmışlar, birçoğu burada ölmüştür.The campaign coincided with an outbreak of influenza, and many people died throughout Ireland.
Bu arada bir özel durumdan da söz edilmiştir.One instance is particularly mentioned.
Ayrıca arada bir tereyağı fırlatır.He occasionally throws a curve as well.
Arada bir tatsızlık olur ama yine de hemen barışırlar.They're heavier, yet they're comforting at the same time.
Ancak Lizzie Borden gibi arada bir, üç yüz yıl içerisinde "vademiz geliyor" sanırım.But every once in a while, like Lizzie Borden, like three times a century, and we're kind of due.
Arada bir ben bundan küçük bir parça var.Once in a while I got a little of this.
İşte bu cesaret ister, ve, kahretsin, arada bir çuvallarsınız.That takes a little bit of nerve, and, darn it, once in a while, you fail.
Arada bir tabana elektrik veriliyor ve bu köpeklerin canını yakıyormuş.Every now and then an electric shock is applied to the floor, which pains the dogs.
Bu arada bir de populasyonun büyük olduğunu varsayacağız. - -I'm also going to assume that I'm going to have a large population.
Arada bir şeydir ve bunun bilgiyi kullanma şeklini değiştireceğini düşünüyoruz.It's in between, and we think it changes the way information can be used.
Yani arada bir oluyor, bana bir şey getiriyorlar. Eğer benim ilgimi çekiceğini hissederlerse.So it happens once in a while that they bring something if they feel that it may interest me.
Yani intikam falan anladýk ama... ...arada bir iki saat eđlensek fena mý olur?Maybe we go have raki and fish one day
Ama sizde arada bir gelir kontrol edersiniz.In a few months you will be fine, but the actual incisions are deeper in you
Sunbaenin gözlerinde neden her zman saklı bir hüzün var biliyorum artık.Ama arada bir gülümseyecekAnd for some reason, I can see the sad look in his eyes. But, there are times when he does smile.