Arabulucu, ara bulan kişi anlamında kulanılan bir kelimedir.In figuurlijke zin wordt met clown een aansteller bedoeld.
"Avukatlık ve Arabuluculuk". academia.edu.Piękne i bestie. „Academia”.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (m.Kommentar till lagen om skydd för samhällsviktiga anläggningar m.m..
Biteviye çatışmaları çok sık annelerinin arabuluculuğuna ihtiyaç duyardı.Vad de hade gemensamt var mycket ofta problematiska relationer till sina mödrar.
Adil yeğenleri arasında arabuluculuk rolü yapmaya başladı.Між удільними князями почалися міжусобиці.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.У травні Джордж Вашингтон схилявся ще до прихильників мирного врегулювання конфлікту .
On Birkaç olayada kocası ve kardeşi arasında danışman ve arabulucu olarak görev aldı.Při několika příležitostech působila jako politický poradce a vyjednavač mezi manželem a bratrem.
Bazen, eğer durum çok karmaşık ise soruşturmacılar arabuluculuk yaparlar.Někdy, pokud je rozepře složitější, musí veřejný ochránce dělat prostředníka.
Taraflar arabuluculuğa gitmeye zorlanamaz.Přejezdníky nemají návaznost na ostatní návěstidla.
Bu arada İngiliz hükümeti Beneš'in bir arabulucu talep etmesini istedi.În același timp, guvernul britanic a pretins ca Beneš să ceară un mediator.
Konstantin'in baba-bir kızkardeşi ve Licinius'un eşi olan Constantia arabuluculuk görevini gördü.Constantia, sora pe jumătate a lui Constantin, și soția lui Licinius, a acționat ca intermediar.
BM'den Dr. Ralph Bunche'nin arabuluculuğyla Rodos'ta barış görüşmeleri başladı.Convorbirile de pace au fost ținute la Rodos, sub președinția mediatorului ONU Dr. Ralph Bunche.
Taraflar arabuluculuğa gitmeye zorlanamaz.Străinii nu pot trece mai aproape de trotuar.
Taraflar arabuluculuğa gitmeye zorlanamaz.A hímek nem vesznek részt az utódnevelésben.
Biteviye çatışmaları çok sık annelerinin arabuluculuğuna ihtiyaç duyardı.Gyermekkorát megkeserítették a szülei közötti gyakori veszekedések.
19 Haziran'da Mısır'ın arabuluculuğuyla 6 aylık ateşkes ilan edildi.Hamas teki Israelin kanssa puolen vuoden tulitauon 19. kesäkuuta 2008.
Aynı tarihte İngiltere ve Fransa'nın arabuluculuğuyla ateşkeş imzalandı.Ranskan ja Englannin välille oli allekirjoitettu aselepo.
Bazen, eğer durum çok karmaşık ise soruşturmacılar arabuluculuk yaparlar.Μερικές φορές, αν η διένεξη είναι πιο περίπλοκη, ο διαμεσολαβητής πρέπει να μεσολαβήσει.
Nogin, arabulucu bir Bolşevik olarak bilinir.Ο Νογκίν θεωρείτο “διαλλακτικός” Μπολσεβίκος.
2015 yılının Eylül ayında Kolombiya hükümeti ile FARC örgütü Küba'nın arabuluculuğuyla anlaşmaya varmışlardır.27. august 2012 startet den colombianske regjeringen fredsforhandlinger med FARC.
Jeff Talley, Los Angeles'ta rehineler için arabuluculuk yapan bir polistir.Tidligere SWAT-offiser Jeff Talley (Bruce Willis) arbeider som gissel-forhandler for politiet i Los Angeles.
Taraflar arabuluculuğa gitmeye zorlanamaz.Vedtaket er ikke til hinder for senere innreise.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.Sementara perang berkecamuk, negara-negara Arab lainnya berusaha untuk menegosiasikan perjanjian damai.
O, bunları iyileştirmek için arabuluculuk yaptı ve başarılı oldu.Twilight berusaha untuk menyembuhkan mereka dan berhasil.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.Khi xung đột leo thang, các chính phủ Ả Rập khắc tìm cách đàm phán một giải pháp hoà bình.
1980'den 1986'ya kadar, Eliasson İran-Irak Savaşı'nda arabuluculuk yaparak BM misyonunun bir parçası oldu.Từ năm 1980 đến năm 1986, Eliasson là một phần của sứ mạng U.N., trung gian trong cuộc chiến Iran-Iraq War.
Başbakan olarak kral ile büyük oğlu William arasındaki çatışmada arabuluculuk yapmak için boşuna çaba harcadı.殷郊(いん こう) 商の太子で紂王と姜妃の間にできた長男。
Hukuk Uyuşmalıklarında Arabuluculuk Mevzuatı (Gerekçeli-Atıflı-Notlu).天命に則り性法に率ふと謂う。
Taraflar arabuluculuğa gitmeye zorlanamaz.後継作へは引き継がれない。
O, bunları iyileştirmek için arabuluculuk yaptı ve başarılı oldu.这使他再次戒毒,基本上成功。
Bununla birlikte arabuluculuk süreci maddi hukuktan bağımsız değildir.그러나, 어떤 유전형질은 독립의 법칙을 따르지 않는다.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.반기문은 이후에도 조선민주주의인민공화국의 주장에 동조하는 청와대의 한반도 평화협정 체제 구상에 계속 집요하게 반대하였다.
Adil yeğenleri arasında arabuluculuk rolü yapmaya başladı.조카인 유지원과는 우익 계열에서 함께 활동하였다.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.לאחר הקרב המשיכו ההתנגשויות המזוינות לגלוש לקרקע צרפתית, בעוד שונציה חתרה להסכם שלום נפרד.
Aynı tarihte İngiltere ve Fransa'nın arabuluculuğuyla ateşkeş imzalandı.שנה לאחר מכן הוכרזה הפסקת אש בין צרפת ואנגליה.
Sırbistan savaşta yenik düştüğü halde, Avusturya'nın arabuluculuğu sayesinde, bir kayba uğramadı.אחרי התבוסה הקשה באולם, אוסטריה נותרה למעשה ללא הגנה.
İki taraf da, Ocak 1919'da İngilizlerin arabuluculuk yaptığı bir barış antlaşması üzerinde uzlaştılar.בתחילת ינואר 1919 חתמו שני הצדדים על הסכם שלום בתיווך הבריטים.
Arabulucu ve avukat unvanlarına sahiptir.כיום מייעץ לגופים מוסדיים ולעורכי דין.
2015 yılının Eylül ayında Kolombiya hükümeti ile FARC örgütü Küba'nın arabuluculuğuyla anlaşmaya varmışlardır.בנובמבר 2012 החל בהוואנה בירת קובה משא ומתן בין FARC וממשלת קולומביה להשגת הסכם שלום.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (m.Zakona o obveznim odnosima).
Çeşitli arabuluculuk teşebbüsleri sonuçsuz kaldı.Viacero nasledujúcich pokusov niečo nakrútiť bolo neúspešných.
Bu arada İngiliz hükümeti Beneš'in bir arabulucu talep etmesini istedi.V tem času je britanska vlada zahtevala od Beneša sprejetje mediatorja.
Biteviye çatışmaları çok sık annelerinin arabuluculuğuna ihtiyaç duyardı.Prepiri med njima so bili stalni in so pogosto zahtevali posredovanje njune matere.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (m.Zakon o nadzoru državne meje (Ur. l.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (m.LR civilinių ginčų taikinamojo tarpininkavimo įstatymo 1 str.]
Batılı devletler ise tarafsız kalarak, savaşı bitirmek için arabuluculuk yapmıştır.Švedija siekia likti neutrali valstybė, jei artintųsi karas.
Arabuluculuk Yasası Ancien Rejimi ve Cumhuriyeti arasında Napolyon'un girişimi bir uzlaşma oldu.Vahendusakt oli Napoleoni püüe kompromissile Ancien Regime ja vabariigi vahel.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.A v Afghánistánu zkoušíme nové přístupy -- vyjednávače přístupu.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Dan di Afghanistan, kami mencoba pendekatan baru -- para perunding.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.En Afganistán también estamos probando cosas nuevas, como los negociadores de acceso.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.En Afghanistan, nous essayons de nouvelles approches -- les négociateurs d'accès.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Iar in Afganistan, incercam noi abordari-- negociatori de acces.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.In Afghanistan proberen we een nieuwe aanpak: benader onderhandelaars.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.아프가니스탄에서는 새로운 방법을 시도했습니다. 교섭자를 통했습니다.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Mentre in Afghanistan, stiamo tentando nuovi metodi -- mediatori per l'accesso.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Und in Afghanistan probieren wir neue Ansätze aus - Zugangs-Vermittler.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.W Afganistanie, szukaliśmy nowych dróg - dostępu do negocjatorów.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Και στο Αφγανιστάν δοκιμάζουμε νέες τακτικές -- μεσολαβητές πρόσβασης.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.В Афганистане мы также пробуем новые способы - переговоры.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.И в Афганистан ние пробваме нови подходи -- хора, които водят преговори.