arabası ile cümle

arabası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O, ona arabasını sattı.She sold him her car.
O, onu yeni arabasını sürerken gördü.She saw him driving his new car.
Favori yarış arabası sürücün kimdir?Who's your favorite race car driver?
Tom annesini hafta sonu için arabasını ödünç vermeye ikna etti.Tom persuaded his mother to lend him the car for the weekend.
Bu Japon arabasına bak.Look at this Japanese car.
Bir yarış arabası sürücüsü olarak bir kariyeri sürdürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about pursuing a career as a race car driver?
Bir yarış arabası sürücüsü olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a race car driver.
Hapisten çıktığımda, aldığım ilk şey bir ekonomi arabasıydı.When I got out of jail, the first thing I bought was an economy car.
Onun arabası son model.His car is the latest model.
O bir el arabası üzerine tökezledi.She stumbled over a wheelbarrow.
En ufak bir tereddüt göstermeden, kendi arabasını sattı.Without the slightest hesitation, he sold his own car.
Tom'un arabasını ödünç almamalıydın.You shouldn't have borrowed Tom's car.
Tom'un yeni arabası neye benziyor?What does Tom's new car look like?
Tom kanoyu arabasının üstüne bağladı.Tom tied the canoe to the top of his car.
Tom arabasını çok paraya satmayı başardı.Tom managed to sell his car for a lot of money.
Tom arabasının torpido gözünde bir dürbün tutar.Tom keeps a pair of binoculars in the glove compartment of his car.
Tom yeni arabasıyla ilgili küçük bir sorun yaşıyor.Tom is having a bit of trouble with his new car.
Tom eski arabasından kurtuluyor.Tom is getting rid of his old car.
Tom'un üç arabası var.Tom has three cars.
Tom arabasını satışa koydu.Tom has put his car up for sale.
Arabası bozulduğu için Tom eve yürümek zorunda kaldı.Tom had to walk home since his car broke down.
Geçen haftanın başlarında Tom arabasını çaldırdı.Tom had his car stolen early last week.
Tom'un bir arabası yok.Tom doesn't have a car.
Tom arabasının niçin çalışmadığını bilmiyordu.Tom didn't know why his car wouldn't start.
Tom bir at arabası tekerleği yaptı.Tom did a cartwheel.
Tom arabasını çalıştıramadı.Tom couldn't get his car to start.
Tom arabasını çalıştıramıyor.Tom can't get his car to start.
Tom benzini biten arabasını terk etti ve yürümeye başladı.Tom abandoned his car that had run out of gasoline and started walking.
Tom'un arabasını yıkamasının bu kadar çok zaman alması şaşırtıcı.It's amazing how much time it takes Tom to wash his car.
Tom'un şimdiye kadar antika arabasını satmayı düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider selling his antique car.
Tom'un sağlık giderlerini karşılamak için arabasını satmak zorunda kaldığından şüpheliyim.I doubt that Tom had to sell his car in order to raise money for medical expenses.
Öyle görünüyor ki Tom'un arabasının yeni bir takım lastiğe ihtiyacı var.Apparently, Tom's car needs a new set of tires.
Dün Tom arabasını geri sürerken Mary'nin bisikletini ezdi.Yesterday, when Tom was backing up his car, he ran over Mary's bicycle.
Tom Mary'ye arabasını sattı.Tom sold Mary his car.
Tom Mary'nin arabasını sürmemeliydi.Tom shouldn't have driven Mary's car.
Tom Mary'nin arabasını ödünç almamalıydı.Tom shouldn't have borrowed Mary's car.
Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını gördüğünü söylüyor.Tom says he saw who crashed into Mary's car.
Tom Mary'yi yeni arabasını kendisine ödünç vermesi için ikna etti.Tom persuaded Mary to lend him her new car.
Tom arabasını Mary'nin evinin arkasına park etti.Tom parked his car behind Mary's house.
Tom şemsiyesini Mary'nin arabasında bırakmış olabilir.Tom might have left his umbrella in Mary's car.
Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını biliyor.Tom knows who crashed into Mary's car.
Tom Mary'nin arabasına bindi.Tom got into Mary's car.
Tom arabasını sürmesi için Mary'ye izin verdi.Tom gave Mary permission to drive his car.
Tom Mary'nin arabasını Boston'a sürdü.Tom drove Mary's car to Boston.
Tom Mary'nin arabasını Boston'a götürdü.Tom drove Mary's car to Boston.
Tom Mary'nin arabasını sürmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to drive his car.
Eğer doğru hatırlıyorsam, Tom arabasını Mary'ye sadece 500 dolara sattı.If I remember correctly, Tom sold his car to Mary for just 500 dollars.
Tom, Mary'nin John'un yeni arabasını sürdüğünü gördü.Tom saw Mary driving John's new car.
Tom arabasız nasıl gezmesi gerektiğini merak ediyordu.Tom was wondering how he was supposed to get around without a car.
Tom Mary'nin yeni arabasını sürerken rahat hissetmiyordu.Tom didn't feel comfortable driving Mary's new car.
Tom'un arabası dükkânın önünde park edilmişti.Tom's car was parked in front of the convenience store.
Gerçekten Tom'un arabasında Boston'a gitmiyorsun, değil mi?You aren't really going to go to Boston in Tom's car, are you?
Tom'un arabasını gerçekten sürmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to drive Tom's car, are you?
Amcan arabasını sürmene izin verdi mi?Your uncle let you drive his car?
Tom'un şu ana kadar sürdüğü tek araba kendi arabası.The only car Tom has ever driven is his own.
Tom'un arabası çamura battı.Tom's car was stuck in the mud.
Tom'un arabası tamponunda büyük bir göçük olduğu için kolaylıkla tanınabilir.Tom's car is easily recognizable since there is a big dent in the front bumper.
Tom daha büyük bir arabası olmasını diliyor.Tom wishes he had a bigger car.
Mary'nin arabasının ön camını kıran kişi Tom'du.Tom was the one who broke the windshield of Mary's car.
Tom arabasının bozulacağından korkuyordu.Tom was afraid his car would break down.
İlgili Sayfalar