arabası ile cümle
arabası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Onun arabasının tekerlekleri yok.His car has no wheels.
Arabası nehre düşmeden önce birkaç kez döndü.His car turned over several times before falling into the river.
Onun arabası kilitli kaldı.His car remained locked.
Onun arabası kısa sürede gözden kayboldu.His car soon went out of sight.
Onun arabası ciddi şekilde hasar gördü.His car was seriously damaged.
Onun arabası bir ford.His car is a Ford.
Arabası işe giderken bozuldu.His car broke down on the way to work.
Onun arabası göle düştü.His car fell into the lake.
Onun arabası benimkine benziyor.His car is similar to mine.
Onun arabası henüz tamir edildi.His car has just been repaired.
Arabası küçük ve az yer kaplıyor.His car is small and takes up little room.
Onun arabası yeni kadar iyi görünüyor.His car looks as good as new.
Onun arabası bir trenle çarpıştı.His car collided with a train.
Onun yeni arabası gerçek bir güzelliktir.His new car is a real beauty.
Şu otoparkta arabasını çaldırdı.He had his car stolen in that parking lot.
O, eski arabasına hâlâ değer veriyor.He still cherishes his old car.
O, dolum istasyonunda arabasını yıkattı.He got his car washed at the filling station.
Sık sık babasının arabasını sürer.He often drives his father's car.
O, hiç tereddüt etmeden kendi arabasını sattı.He sold his own car without hesitation.
Dört kapılı bir arabası var.He has a car that has four doors.
O, Bay Black'in arabasını hatırlar.He remembers Mr Black's car.
O kendi arabasını tamir eder.He repairs his own car.
O, arabasını Yokohama'ya sürdü.He drove his car to Yokohama.
O, evde olmalı. Garajında arabasını görüyorum.He must be at home. I see his car in his garage.
Benimle ne zaman karşılaşsa arabası hakkında övünür.Every time he meets me, he brags about his car.
O, eve giderken beni arabasına aldı.He picked me up on his way home.
O, aceleyle arabasına bindi.He got into his car in a hurry.
Eski arabasını yenisiyle değiştirdi.He exchanged his old car for a new one.
Eski arabasını yenisiyle takas yaptı.He traded his old car in for a new one.
O, dün arabasını çaldırdı.He had his car stolen yesterday.
Dün gece arabasını çaldırdı.He had his car stolen last night.
Ona verdiğim bir arabası var.He has a car which I gave to him.
O, arabasını sürmeme izin vermezdi.He wouldn't allow me to drive his car.
O bizi arabasına geri aldı.He took us back in his car.
O, arabasında beni geri getirdi.He brought me back in his car.
O kendi arabasını sürüyor.He drives his own car.
O, römorku arabasına taktı.He attached the trailer to his car.
Arabasının anahtarı için çantasını aradı.He searched his bag for his car key.
O, arabasını yıkıyor.He is washing his car.
Eski arabasını Kobe'deki bir adama satmak istiyor.He wants to sell his old car to a man in Kobe.
O, arabasını iyi korur.He maintains his car well.
O, arabasını binanın arkasına parketti.He parked his car behind the building.
Onun kendi arabası var.He has his own car.
Arabasını yeni modelle karşılaştırdı.He compared his car to the new model.
O, yeni arabasıyla hava attı.He showed off his new car.
Arabası burada değil; öyleyse gitmiş olmalı.His car isn't here, so he must have gone.
Arabasının kirli olmasını umursamaz.He doesn't care if his car is dirty.
O, arabasının üzerine bir örtü koydu.He put a cover over his car.
Arabasını binanın önünde park etti.He parked his car in front of the building.
Arabasını garaja geri götürdü.He backed his car into the garage.
Arabasını hızlandırdı ve beni geçti.He accelerated his car and overtook me.
Bana onun arabasını kullanabileceğimi söyledi.He told me that I could use his car.
O, arabasını yıkamaya başladı.He started washing his car.
O arabasını sattı, bu yüzden o trenle ofise gider.He has sold his car, so he goes to the office by train.
O, arabasını kaldırımın yanına park etti.He parked his car beside the sidewalk.
En az haftada bir kez arabasını yıkar.He washes his car at least once a week.
O, yeni arabasından memnun.He is pleased with his new car.
Güpegündüz arabasını çaldırdı.He had his car stolen in broad daylight.
Kırmızı ışıkta arabasını durdurmadı.He did not stop his car at the red light.
Spor arabasını tam hızda sürdü.He drove his sports car at full speed.
İlgili Sayfalar