Yaşlı adam araba penceresini açtı ve silahıyla kuşa nişan aldı.The old man opened the car window and aimed his gun at the bird.
Bunu arabaya taşıyabilir misin?Could you carry it to the car?
Trenle mi yoksa arabayla mı gitmeyi tercih edersin?Do you prefer to go by train or bus?
Sarı bir spor arabam var.I own a yellow sports car.
Senin sarı bir spor araban var, değil mi?You own a yellow sports car, don't you?
Onun sarı bir spor arabası var.He owns a yellow sports car.
Mary sarı bir spor arabaya sahip.Mary owns a yellow sports car.
Sarı bir spor arabaya sahibiz.We own a yellow sports car.
Onlar sarı bir spor arabaya sahip.They own a yellow sports car.
Bir araba almak için bankadan kredi çektim.I took out a loan in order to buy a car.
Bir araba satın almak için bankadan kredi aldın, değil mi?You took out a loan in order to buy a car, didn't you?
Bir araba almak için bankadan kredi çekti.He took out a loan in order to buy a car.
Bir araba satın almak için bankadan kredi çekti.She took out a loan in order to buy a car.
Mary araba satın almak için bankadan kredi aldı.Mary took out a loan in order to buy a car.
Bir araba satın almak için bankadan kredi çektik.We took out a loan in order to buy a car.
Bir araba satın almak için bankadan kredi çektiler.They took out a loan in order to buy a car.
Bir araba kazasında yaralandım.I was injured in a car accident.
Bir araba kazasında yaralandın, değil mi?You were injured in a car accident, weren't you?
O bir araba kazasında yaralandı.He was injured in a car accident.
Mary bir araba kazasında yaralandı.Mary was injured in a car accident.
Bir araba kazasında yaralandık.We were injured in a car accident.
Onlar bir araba kazasında yaralandılar.They were injured in a car accident.
Ücretsiz bir araba kazandım.I won a free car.
Ücretsiz bir araba kazandın, değil mi?You won a free car, didn't you?
Bedava bir araba kazandı.He won a free car.
O ücretsiz bir araba kazandı.She won a free car.
Mary ücretsiz bir araba kazandı.Mary won a free car.
Biz ücretsiz bir araba kazandık.We won a free car.
Onlar ücretsiz bir araba kazandı.They won a free car.
Tom Mary'den daha hızlı araba sürer.Tom drives faster than Mary.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorum.I am making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorsunuz, değil mi?You are making spare parts in a car factory, aren't you?
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.He is making spare parts in a car factory.
Mary bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.Mary is making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyoruz.We are making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorlar.They are making spare parts in a car factory.
Araba beş kişi taşır.The car holds five people.
Ben bir ekonomi araba istedim.I wanted an economy car.
Bir ekonomi arabası istedin, değil mi?You wanted an economy car, didn't you?
O, ekonomi sınıfı bir araba istedi.He wanted an economy car.
Mary ekonomi sınıfı bir araba istedi.Mary wanted an economy car.
Biz ekonomik bir araba istedik.We wanted an economy car.
Onlar ekonomik bir araba istediler.They wanted an economy car.
Onlar ekonomi sınıfı bir araba istediler.They wanted an economy car.
Onlar arabanın arkasında öpüştüler.They kissed in the back of the car.
Tom arabasına bindi ve kapıyı çarparak kapattı.Tom got into his car and slammed the door.
Tom bankadan gelen caddenin öbür tarafında arabasında bekledi.Tom waited in his car across the street from the bank.
Tom araba anahtarlarını Mary'ye attı ve o onları yakaladı.Tom threw the car keys to Mary and she caught them.
Mary arabayı sürerken Tom arka koltukta uyudu.Tom slept in the back seat while Mary drove.
Tom zaten arabasını sattı.Tom has already sold his car.
Tom sarhoş araba sürmekten tutuklandı.Tom was arrested for drunk driving.
Arabaya bin ve beni bekle.Get into the car and wait for me.
Boston'a arabayla gittik.We went to Boston by car.
Tom ve Mary arabalarını boyattı.Tom and Mary have to get their car painted.
Otoparkta düzinelerce araba park etmişti.Dozens of cars are parked in the car park.
İçiyorsan araba sürme. Araba sürüyorsan içki içme.If you drink, don't drive. If you drive, don't drink.
Eğer içki içersen araba sürme, eğer araba sürersen içki içme.If you drink, don't drive. If you drive, don't drink.
Tom arabasının kontrolünü kaybetti.Tom lost control of his car.
Araba sürmek için yeterince yaşlı mısın?Are you old enough to drive?
Tom'un bir araba satın almak için yeterinden fazla parası var.Tom has more than enough money to buy a car.