ar ile cümle

ar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Toz tavan arasında birikmişti.Dust had accumulated in the attic.
Yan yatan bir araç geçişi engelledi.A car lying on its side blocked the passage.
Senin hayat arkadaşın nerede?Where's your better half?
Arka dişim kırıldı.My back tooth has chipped.
Tuz ilavesi lezzeti adamakıllı artırdı.The addition of salt greatly improved the flavor.
Onun görüşleri hakkında onun ağzını aradım.I sounded him out about his views.
Uzakta arazi gördüm.I saw land in the distance.
Yen'in değeri büyük ölçüde arttı.The value of the yen has risen greatly.
İstasyonun dışında eski bir arkadaşıma rastladım.I ran into an old friend of mine outside the station.
Sizi istasyonda karşılayacak bir araç ayarladık.We arranged that a car meet you at the station.
İstasyon iki şehir arasında yer almaktadır.The station is situated in between the two towns.
İstasyon buradan arabayla on dakika.The station is a ten minute drive from here.
O, istasyona vardığı an, annesini aradı.The moment she arrived at the station, she phoned her mother.
O istasyona varır varmaz, annesini aradı.The moment she arrived at the station, she phoned her mother.
İstasyona vardığımda, arkadaşlarımdan birini aradım.On arriving at the station, I called a friend of mine.
İstasyona vardığında, annesini aradı.On arriving at the station, she rang up her mother.
İstasyona vardığımda, seni ararım.On my arrival at the station, I will call you.
İstasyona vardığında, o, erkek kardeşini aradı.Arriving at the station, she called up her brother.
İstasyona giderken eski bir sınıf arkadaşıma rastladım.I ran into an old classmate of mine on my way to the station.
İstasyon ve havaalanı arasında otobüsler çalışır.Buses run between the station and the airport.
İstasyonda eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met with an old friend of mine at the station.
Seni arabayla İstasyona bırakacağım.I'll drop you off at the station.
Ben istasyondan annemi aradım.I called my mother up from the station.
Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı.It took only about five minutes to get to my uncle's house from the station by car.
Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.A sharp tongue is the only edged tool that grows keener with constant use.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
Büyük Britanya artık dünya politikalarının kontrolünde değil.Great Britain is no longer in control of world politics.
Büyük Britanya artık dünya siyasetini kontrol etmiyor.Great Britain is no longer in control of world politics.
İngilizce bir haberleşme aracıdır.English is a means of communication.
İngilizce artık dünyadaki çeşitli ulusların ortak dili haline gelmiştir.English has now become the common language of several nations in the world.
Film, gençler arasında popüler.The movie is popular among the youngsters.
Başkaları hakkında arkalarından kötü konuşmamalıyız.We must not speak ill of others behind their backs.
Jack'in arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about Jack behind his back.
Bunu arkasından değil, yüzüne söyle.Say it to his face, not behind his back.
Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi.A beam of sunlight came through the clouds.
Güneşin bulutların arasından baktığını görebilirsin.You can see the sun peeking through the clouds.
Ay, bulutların arkasında görünmez.The moon is invisible behind the clouds.
Ay, bulutların arkasında gözükmez.The moon is invisible behind the clouds.
O araba sürerken onunla konuşma.Don't speak to him while he is driving.
Araba sürerken ambulanslara yol vermelisin.When you are driving, you should make way for ambulances.
O, arabayı kullanırken sürücüyle konuşmayın.Don't speak to the driver while he is driving.
Sürücü arabasını hızlandırdı.The driver accelerated his car.
Bir sürücü, arabanın içinde uyuyordu.A driver was sleeping in the car.
Bir sürücü arabada uyuyordu.A driver was sleeping in the car.
Sürücü dikkatsiz olduğu için araba çarptı.The car crashed because the driver was careless.
Araba sürerken trafik kurallarına uymamız gerekiyor.You should obey the traffic laws when you drive.
Araba sürerken çok dikkatli olamazsın.You cannot be too careful when you drive.
Araba kullanırken diğer arabalara dikkat etmelisin.You have to look out for other cars when you drive.
Araba süremeyecek kadar çok sarhoşsun.You're too drunk to drive.
Araba kullanırken emniyet kemerinizi bağlayın.Fasten your seat belt when you drive.
Yolda araba sürerken dikkatini vermelisin.You should concentrate on the road when you're driving.
Araba sürerken dikkatini yola vermelisin.You should concentrate on the road when you're driving.
O, seçilenler arasındaydı.He was among those chosen.
Yağmur yağarsa beni ara.Telephone me if it rains.
Ara vermeden bütün gün boyunca yağmur yağıyordu.It was raining all day long without intermission.
Aralıksız yağmur yağdı.It rained nonstop.
Yağmur duracağı yerde arttı.Instead of stopping, the rain increased.
Yağmurdan sonra güneş bulutların arasından belirdi.After the rain, the sun emerged from the clouds.
Yağmur biraz yavaşladıktan sonra, arabaya doğru koştuk.After the rain had let up a bit, we made a dash for the car.
Arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.I took shelter under my friend's umbrella.

İlgili Sayfalar