apaçık ile cümle

apaçık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Мы к вам с теплом и светом! (неопр.).
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Он побледнел и сказал: «Все — плохие предзнаменования!»
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Во что следует верить?
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."И если Земля кругообразна, то и небо кругообразно, то есть не имеет края, а это противоречит Писанию.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Коран, прежде всего очевидные и недвусмысленные аяты (нассы).
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Воистину, я опасаюсь, что вас постигнет наказание в великий день“. ».
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.Мы выполним обещание нашего Пророка.
2- O apaçık Kitâp hakkı için!وكتاب «شرح المغني» في أصول الفقه في مجلدين كبيرين.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."ولا بد فيه من النقل الصريح عن النبي صلى الله عليه وسلم.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.ونقض الغرض قبيح عقلاً، ويستحيل على الله سبحانه وتعالى.
Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.وعلمت أن الله مطلع على فاستحييت أن يرانى على معصية.
Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız.قل إنك تسمع الطبول البعيدة..
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.وهو يستعين بما في داخل نفسه، حتى يجعل من مادته شيئًا ظاهرًا مفهومًا.
Onun için çaldığımda apaçık biliyordu: "Evet, işte budur," dedi.فلما راحا على إبيهما، فحدثاه بشأنهما، قال لعامر: أنت مدركة، وقال لعمرو: أنت طابخة.
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."مؤلفاته: «صوت الغائب»، «من لا شيء»، «أيام السماء» «وصية في كتاب»، «أرضنا الجديدة»، «مصير» و«جعيتا».
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."قال الحسن البصري: «كان سعد بادنًا، فلما حملوه، وجدوا له خفة.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Depois quando viraram para mim disseram: É magnífica!
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.A divindade, nas religiões monoteístas, é onipotente, onisciente e onipresente.
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!(Sun, é revelada como estando grávida, mesmo Jin sendo estéril).
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Beide komen terug in het boek).
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Oorzaak: wat de voornaamste aanleiding tot de handeling was (Omdat hij honger had at hij de taart op).
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."De slag had een duidelijke aanleiding.
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.Van een puurheid, zo onvoorwaardelijk zuiver!".
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Want nu weet ik dat gij God vrezende zijt, en uw zoon, uw enige, mij niet hebt onthouden".
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Maar is hij wel te vertrouwen?
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Toen zei Medea tegen hem: "Hier is een magische zalf.
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Neen, gij zijt een onwetend volk."
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Soera Duidelijk Uiteengezet is een soera van de Koran.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."Een duidelijke monding is er niet.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Die prijs beloont het gebruik van klare en duidelijke taal.
Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız.Alsof je de vliegen kunt horen zoemen.
Onun için çaldığımda apaçık biliyordu: "Evet, işte budur," dedi.A On, obróciwszy się, zgromił ich i rzekł: Nie wiecie, jakiego ducha jesteście.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Czy są powody, by wierzyć?.
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.Bóg jednocześnie jest osobą dobrą, wszechpotężną i wszechwiedzącą.
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."A nie mógł nikt – na niebie ani na ziemi, ani pod ziemią – otworzyć księgi ani na nią patrzeć.
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.W odcinku Proroctwo (The Prophecy) wyjawia przyjaciołom prawdę o swoim przeznaczeniu.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Tvärtom är det något som (numera) opererar i öppet ljus.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Och Gud sade: "Varde ljus, och det vart ljus.
Sonrasında apaçık bir şaka olduğunu ifade etti.Detta visade sig senare vara ett ironiskt skämt.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Хочеш вірити в це?
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Jedná se o rovinu obsahovou (co řekneme) a vztahovou (jak to řekneme).
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.O Pánu Bohu věří, že je vševědoucí a všemohoucí a všudypřítomný.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Volá se proto po vysvětlitelné AI (XAI).
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."(Pro koho bylo toto "svolení" určeno není jasné.)
(İşte) bunlar (sana gönderilen) Kitâb’ın ve o apaçık Kur’an’ın âyetleridir.Jedná se o poměr výšky písma a šířky kontur znaků.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Ale může tomu věřit?
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."Ei sunt scriși în cer, în cartea nevăzută a lui Dumnezeu.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Dar i se poate da crezare?
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.Noi o vedem într-o rătăcire vădită!”
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Ambele, însă, vorbesc în ceea ce el scrie.
O, apaçık ortadadır.Este de la sine înțeles.
O, apaçık ortadadır.Acest lucru este evident.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Hihetnek az ilyenek valamiben is?
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Onko usko järkevää?
Bu düşünce deneyi örneklerle açıklar bu apaçık paradoksu.Το νοητικό πείραμα απεικονίζει αυτό το φαινομενικό παράδοξο.
(İşte) bunlar (sana gönderilen) Kitâb’ın ve o apaçık Kur’an’ın âyetleridir.Dette er et skrifttegn som betyder fast eller stærk.
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Det var en åpenbaring for meg.»
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.Saken ble avvist som åpenbart grunnløs.»
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Sungguh aku dari sisiNya, sebagai seorang pemberi peringatan yang nyata untuk kalian.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Sesungguhnya (semua) ini benar-benar suatu kurnia yang nyata."

İlgili Sayfalar