apaçık ile cümle

apaçık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Sesungguhnya telah datang bukti yang nyata kepadamu dari Tuhammu.
Bu düşünce deneyi örneklerle açıklar bu apaçık paradoksu.Eksperimen pemikiran menggambarkan paradoks yang nyata ini.
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Sesungguhnya orang yang senang untuk banyak belajar maka ia akan takut kepada Allah.
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.Sebenarnya (Kami mendengar), dan utusan-utusan (malaikat-malaikat) Kami selalu mencatat di sisi mereka."
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.Pengertian Benar mengakibatkan Pemikiran Benar (sammä-sankappa).
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Sebenarnya keduanya berasal dari naskah yang berbeda).
(2) ; 2- (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Maka jelaslah yang bacaan bagi kedua-duanya adalah didengungkan.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Kita selalu akan menjadi mahkluk yang terbatas dan bergantung kepada-Nya, di akhirat pun demikian.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Apakah ada kepercayaan yang dibenarkan?
Ancak, Scala'nın düşük derleme zamanını apaçık bir eksiklik olarak gösterdi.Tuy nhiên, ông chỉ ra rằng thời gian biên dịch quá chậm của Scala là một nhược điểm rõ ràng.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."」だがかれが明証をもって現れた時,かれらは,「これは明らかに魔術である。
2- O apaçık Kitâp hakkı için!字は玄暉(げんき)。
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."^ この設定そのものは明らかな偽託である。
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!〔例〕それは違うと(それは違うそうだ) (か)しゃん、(か)しらん (1)〜だろうか。
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.前述のように晴政と信直の不和は明確である。
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?何かを盲信する人。
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.それから穏やかで毅然とした態度で明確に指示する。
Sonrasında apaçık bir şaka olduğunu ifade etti.^ ただしその直後に冗談だと言い直している。
Kur'an'da mübarek gecelerle ilgili: "Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik.(例)วันนี้ฉันได้อ่านหนังสือมาดีแล้ว→今日私はよく(きちんと)本を読んで(勉強して)来た。
(2) ; 2- (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.これらはいずれも型区別は明瞭である。
Cassius Marcus'un apaçık hayatta olduğu haberini almasına rağmen isyanı devam ettirdi.マルクスが生存していたのを知った後も、カッシウスは引き続きマルクスへの反乱を収めなかった。
Apaçık ortadadır ki, insan davranışları çevre için radyasyondan daha tehlikelidir.人間の行為が放射性物質よりも環境に危険だということは明らかです。
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!如不信,請如大寺為重誓。
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."靈昭真君,全稱靈昭威顯佑境安民真君。
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.著有《澹庵詩存》,《廣東文徵》,《海陽縣誌》,《明清樂府》等。
2- O apaçık Kitâp hakkı için!與久保田誓共同。
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.我不想出於對懲罰的恐懼或福報的允諾,而想單純因對真主的敬愛而祈禱。
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.經部譬喻師,以剎那的當前現實為本,以功能性為用,與說轉部恰好相反。
Ancak, Scala'nın düşük derleme zamanını apaçık bir eksiklik olarak gösterdi.但是,他指出Scala的编译时间過慢这一明显缺陷。
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.武功出眾,聰慧機智,秀美絕倫。
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.在那樣的情況以下,它使我們曾經處於劣勢和寡不敵眾。
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."天地間微塵重的事物,都不能逃避真主的鑒察,無論比微塵小還是比微塵大,都記載在一本明顯的天經中。
Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.看吧!我將末人顯示給你看。
Kur'an'da mübarek gecelerle ilgili: "Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik.《日知錄》是顧炎武「稽古有得,隨時札記,久而類次成書」的著作。
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."他們說:「粗獷的戰士,是羅布人清晰的輪廓之一。
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...마땅히 너를 위하여 설명하리라.”
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.이사야 첫째 송가 진정 나를 구원하실 분은 하나님이시니, ◯ 내가 그를 의지하고 두려워하지 않으리라.
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!견(見)과 혜(慧)의 관계 "무엇이 ‘악견(惡見)심소’138)인가?
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."이것은 무진연기(無盡緣起)의 깊은 진리를 구체적으로 설명한 것."
Onun için çaldığımda apaçık biliyordu: "Evet, işte budur," dedi.관우가 조조를 떠나면서, 탄식하며 말하기를 "조조 공께서 저를 후하게 대해 주셨음을 잘 알고 있습니다.
(2) ; 2- (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.양안(兩案)은 양반의 명부(名簿)이다.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.그것은 말씀과 사실의 계시인데 여기서 말씀은 사실을 해명하고 사실은 말씀을 예증해 준다.
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.어떠한 진리를 단정으로 규정하는 한 그 진리는 한정된(유한한) 진리가 되어 버린다.
Sonrasında apaçık bir şaka olduğunu ifade etti.백일섭은 추후 이 발언이 단순한 농담이었다고 해명했다.
Bu, apaçık, CHP genel başkanını öldürmeye yönelik bir suikast girişimiydi.간단히 말하자면 나는 정치적 보스를 죽인 자다.
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!יש לו זוג או יותר מאותו קלף, לדוגמה: 9,9 ; 5,5,5 ; 7,7,7,7.
Birçok kez kaderin apaçık sillesini sindirmek zorunda kalmıştır.פעמים רבות הבחירה הייתה בהטלת גורל.
Veritabanı, "apaçık çoğaltılması durumları hariç" bir girdiyi asla kaldırmaz.Той не описва и не разказва: фабулата у него е едва набелязана.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Той е твърде мащабен и с явни свидетелства за разкош (допреди да бъде разграбен от иманярите).
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Ovo činite meni na spomen."
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Ar galima pasitikėti tuo, ką matai?
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Mida on üldse võimalik uskuda?
Açıkçası, ben zaten apaçık olan hakkında tartışmak istemiyorum.Frankly, Δεν θέλω να επιχειρηματολογήσω σχετικά με το τι είναι προφανής.
Açıkçası, ben zaten apaçık olan hakkında tartışmak istemiyorum.Upřímně, nechci se hádat o tom, co je zřejmé.
Açıkçası, ben zaten apaçık olan hakkında tartışmak istemiyorum.Честно казано, не искам да споря за това, което е очевидно.
Apaçık bir soruydu bu.Bardzo proste rozwiązanie, nie uważasz?
Apaçık bir soruydu bu.Bastante sencillo el problema, no creen?
Apaçık bir soruydu bu.Celkem jasné, nemyslíte?
Apaçık bir soruydu bu.Celkom jasné, nemyslíte?
Apaçık bir soruydu bu.Eléggé egyszerű feladat, nem gondolod?

İlgili Sayfalar