apaçık ile cümle
apaçık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun... Hepsi apaçık bir kitaptadır."Nothing exists greater or smaller than this without its record in the illustrious Book.
Tuttular, O'na kullarından bir parça tasarladılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Ama inkarcılar O'na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir cüzü kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Kullarından bazılarını O'na bir pay olarak ayırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Ey insanlar! Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir.Men, you have received clear evidence from your Lord.
Elif lam ra. Bunlar apaçık Kitabın ayetleridir.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Ta sin. Şunlar Kur'an'ın ve apaçık bir Kitabın ayetleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Elif, Lam, Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Ta, sin. Bunlar Kur'an'ın ve apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap'dadır.And not the least and not the greatest of these things but are recorded in a clear record.
Elif lam ra. Bunlar, her şeyi apaçık bildiren kitabın ayetleridir.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Elif, Lâm, Râ. O apaçık, apaydınlık Kitap'ın ayetleridir bunlar.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın.And not the least and not the greatest of these things but are recorded in a clear record.
Tâ, Sîn. Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Atomdan da küçük olsun büyük olsun, her şey apaçık bir kitapta kayıtlıdır.And not the least and not the greatest of these things but are recorded in a clear record.
TT. S. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Bunun yanında, "seçim yasasının tekrarlı, birden fazla ve apaçık ihlali" de mevcut.In addition, there were "indications of repeated, multiple and flagrant breaches of electoral law".
Vicdanlarında sorumluluk taşıyanlar için bir konuyu apaçık belirtmeme izin verin.Let me be crystal clear to those with guilty consciences.
Öklid, aksiyomlarının fiziksel gerçeklikle ilgili apaçık ifadeler olduğuna inanıyordu.Euclid believed that his axioms were self-evident statements about physical reality.
Alfred, apaçık bir ateist olmasına rağmen bunu yaptı.[1] [2]Alfred did so even though he was an avowed atheist.[10][11]
Savaş, Hussites için apaçık bir zafer olarak kabul edilmektedir.The battle was a clear victory for the Hussites.
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.Unsere Gesandten sind bereits mit klaren Beweisen zu ihnen gekommen.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Nochmals aufgezogen, sie gerufen: ,O wehe!
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Die Darstellungen zeigen die Verkündigung, die Himmelfahrt und die unbefleckte Empfängnis.
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Тойон, siehe die zweite Bedeutung in der Aufzählung).
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Anhand des ^A Befehls wird das deutlich (siehe nächster Abschnitt).
(İşte) bunlar (sana gönderilen) Kitâb’ın ve o apaçık Kur’an’ın âyetleridir.Licht und ein „klares Buch“ (kitāb mubīn) sind zu ihnen gekommen.
Kur'an'da mübarek gecelerle ilgili: "Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik.Das Buch vom Tag ist dort auf dem Südteil und das Buch von der Nacht auf dem Nordteil abgebildet.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Kann man dem Glauben trauen?
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.Darin gleich — — In Wahrheit ist Interpretation ein Mittel selbst, um Herr über etwas zu werden.
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Der Wahrheitswert (1 wahr, 0 falsch) eines Satzes α wird in möglichen Welten bestimmt.
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Diese Verkündigung aber ist mir als Prediger des Wortes Gottes befohlen“, wird er zitiert.
Veritabanı, "apaçık çoğaltılması durumları hariç" bir girdiyi asla kaldırmaz.Die Wahrhaftigkeit kann falsche Aussagen nur durch einen Irrtum hervorbringen.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."Vermeidet jede Unbesonnenheit“.
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."Et personne dans le ciel, ni sur la terre, ni sous la terre, ne put ouvrir le livre ni le regarder.
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.En effet, nos messagers sont venus à eux avec les preuves.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."C'est alors pour lui une véritable révélation.
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Vous vous retrouvez à jouer un rôle déterminant .", ».
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Le degré ] est strictement inférieur à (car = ]:K] et :K] est le degré de Q qui est > 1).
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Et dirent ceux qui déniaient parmi eux : "Ceci n'est qu'une magie évidente !".
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?C'est difficile à croire?
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.Éternel, tout-puissant et omniscient.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Cuando le dijeron que habían ganado los beocios dijo: "Es tiempo de morir".
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...¡Sí, sois un pueblo inmoderado!".
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Ambos espacios serán muy presentes en su escritura.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Hay en ella signos claros.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?¿Pueden creer una palabra de lo que ella dice?
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Hay que distinguir entre novela testimonio y discurso testimonio.
Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.Iré junto con Juan (para) visitarte a ti y a quienes están contigo.
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.En verdad, te hemos otorgado una Victoria manifiesta.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?È credere in qualcosa di evidente?
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Egli è un puro Essere (śuddhasattva) ed è inconcepibile (acintya).
Kur'an'da mübarek gecelerle ilgili: "Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik.La profezia descritta nel libro si avvererà tra poche ore, la notte di Ognissanti.
Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.Я вижу, что ты и твой народ находитесь в очевидном заблуждении“».
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Он был очевидцем первой, а о второй написал со слов её участников, сотоварищей по плену.
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Ясное Писание (араб.
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.Это является явным неверием (куфр)».
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Это и есть просветление».
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Пребываю к вам неизменно благосклонный».