antik ile cümle

antik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.Tuberkulos har funnits hos människor sedan åtminstone forntiden.
Bu niteliksel olarak, antik çağlarda Yahudilere yönelik baskılardan farklı olmuştur.Den här typen av kollektiva anklagelser var identisk med den som tidigare uttryckts om judar.
Havsa ilçesi Antik Romalılar tarafından kurulmuştur.Han inspirerades särskild av den romerska antiken.
Kitap, Antik Yunanca'nın en prestijli lehçesi Attic Yunanca'da yazılmıştır.Manuskriptet är det äldsta bevarade på grekiska.
Seroloji (virüs antikorlarının tespiti için) viral menenjitte kullanışlı olabilir.Serologi (identifiering av antikroppar mot virus) kan vara användbart vid viral meningit.
Ama çingenelerin antik büyüleri çok uzun zaman önce kaybolmuştur.Universalgenier har naturligtvis funnits långt innan dess.
Antik çağda, ovalar ve tümsekler pek az yerleşimciyle sahipti.Redan på medeltiden hade bönderna och jordägare olika väglotter att sköta.
Antik Yunanca, Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır.Språket har utvecklas från den klassiska grekiskan.
Antik Mısır medeniyetinde (baş. yak.För en forntida egyptisk stad, se Sais.
Troyalı Kadınlar, Antik Yunan yazar Evripides'in tragedyasıdır.Backanterna är en tragisk pjäs av den grekiske författaren Euripides.
Ana madde: Yüz Gün Antik yıllarda ada demir madeni ile öne çıkmıştı.Huvudartikel: Elektricitetens historia För några hundra år sedan använde man inte elektricitet.
Bu yataklar şüphesiz Antik dönemde de, hatta daha erken dönemlerde de bilinmekteydi.Har dessa gropar huggits av samma ristare, eller ens i samma tid? 1.
Yazıcılar ve kamu görevlileri Antik Mısır'da üst sınıftı.Läder och läderarbetare i det gamla Egypten.
Antik Roma'da erkek giyimi, (İngilizce), 2008-21-02 tarihinde erişildi.Ett tidigt exempel finns exempelvis redan i Romarbrevet 8:29-30.
Antik çağın başlangıcında dünyanın yuvarlak olduğuna ilişkin çeşitli görüşler ifade ediliyordu.Sedan antiken har man vetat att jorden var rund.
Ne var ki her eski eşya da antika sayılmaz.Äldre material är inte alltid av god kvalitet.
Antik çağda, masalarda yatmak gelenekseldi.Under siestan är det vanligt att sova middag.
Guletlerin dayandığı esasların kökeni antik çağdaki Karya dönemine kadar takip edilebilmektedir.Nästan alla ortnamn som är bruk kan spåras tillbaka till fornnordiska tiden.
Onun hakimiyeti antik çağ boyunca sürmüştür.Där blev den utrotad under antiken.
Marmara denizinde antik çağlardan beri balıkçılık önemli bir uğraştır.Tonfisken har alltsedan forntiden vid Medelhavsstränderna varit föremål för ett betydande fiske.
Blindern antik bir tarım arazidir.Omgivningen är öppna, gamla jordbrukslandskap.
Mimarlık teorisi antik çağlardan beri farklı biçimlerde varolmuştur.Sport har utövats i olika former sedan förhistorisk tid.
Belirli Antik Roma yollari bir özel yol isimi tasimaktaydi.I romarriket fanns ett särskilt namnbruk.
Bu ovanın güney kısmında antik çağlarda bir büyük bir göl bulunmakta idi.Vid södra sidan fanns i äldre tider en vattenled.
Kadınlar arası aşka değinen bilinen en eski yazılı kaynaklar Antik Yunan'a dayanmaktadır.De första skriftliga källorna om samkönad kärlek uppträder under det antika Grekland.
Her kuarkın bir antikuarkı vardır.Varje öga har tårkörtlar.
Geç Dönem, Antik Mısır'ın son dönemi olarak kabul edilir.Rakning är känt åtminstone sedan antikens Egypten.
Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho'nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir.Однак деякі стародавні джерела згадують і про зв'язки Сапфо з чоловіками.
Zamanımıza sadece antik şehrin duvar kalıntıları kalmıştır.До наших днів збереглися лише стіни колишньої божниці.
Büyük bir deprem sonucunda antik kentin büyük bir bölümü sular altında kalmıştır.Внаслідок землетрусів антична частина міста пішла під воду.
Antik dönemlerde pek çok gemi burada batmıştır.Тут неодноразово зупинялися давньоруські судна.
Antik Roma çok fazla doğal kaynağa ve insan kaynağına sahip fevkalade geniş bir alana hükmediyordu.Стародавній Рим володів безкраїми просторами землі з величезними природничими та людськими ресурсами.
Antik Roma'da yaşam, yedi tepe üzerine kurulmuş olan Roma şehri etrafında dönerdi.Життя у римській державі вирувало навколо міста Риму, розташованого на семи пагорбах.
Antik Mısır'da kölelik vardı ancak, yaygınlığı ve köle emeğinin kullanım tarzı çok net olarak bilinmemektedir.Рабство було відоме в Стародавньому Єгипті, але ступінь і поширеність його застосування точно не встановлені.
Antik ve modern İran geleneklerini gösteren motif, 12. yüzyılda İran'da popüler bir sembol haline geldi.Даний мотив, який ілюструє давні і сучасні іранські традиції, став відомим символом в Ірані з XII століття.
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.Також ці хвороби можна підтвердити, якщо в крові є антитіла до хвороби.
Lukka ayrıca antik Mısır metinlerinden de bilinmektedir.Капуста також була відома стародавнім єгиптянам.
Her kuarkın bir antikuarkı vardır.Кожен ферміон має античастинку.
Antik çağda, ölünün dili altına sikke konulması adetti.В елліністичну епоху обол часто клали під язик померлим.
“Ateist”in anlamı antik yunan boyunca değişiklik göstermiştir.Значення слова «атеїст» змінювалося протягом класичної античності.
Batı felsefesi MÖ 6. yüzyılda Antik Yunan'da başladı.Західна філософська традиція зародилась у Стародавній Греції в 6 столітті до н. е.
Quincunx Roma Cumhuriyeti döneminde basılmış bronz bir Antik Roma sikkesidir.Quincunx) бронзова монета, яку карбували у часи Римської республіки.
Bununla birlikte antikorlar yeterince spesifik değildirler.Антиквари вважають їх не особливо цінними.
Antik Mısır edebiyatıМіфологія Давнього Єгипту
Antik Roma'da azatlı köleler kendi kölelerine sahip olabilirlerdi.Гладіаторами у Стародавньому Римі могли бути й жінки.
Antik Roma'da eşcinsellik, çağdaş Batı medeniyetinden belirgin farklılıklar göstermektedir.Гомосексуальні відносини в Стародавньому Римі сприймалися інакше, ніж у сучасному західному світі.
Tetradrahmi (Yunanca: τετράδραχμον), Antik Yunanistan'da dört drahmiye eşdeğer olan gümüş sikkedir.Тетрадрахма (грец. τετραδραχμον) — назва давньогрецької срібної монети в 4 драхми.
Bu ovanın güney kısmında antik çağlarda bir büyük bir göl bulunmakta idi.Можливо, на території сучасного озера існувало старе озеро ще в той час.
Mozaiğin tarihi antik çağlara uzanır.Мистецтво мозаїки виникло в античну епоху.
Antik Roma Cumhuriyeti'nde olduğu gibi bir küme konsül tarafından yönetiliyordu.Ця республіка керувалася консулами, як і у стародавній Римській республіці.
Antik Yunan tragedyaları genelde bir üçleme şeklinde yazılmıştır.Класичні арії, як правило, писалися у трьохчастинній формі.
Kemerlerin inşaatında antik dönem mimari parçalar da kullanılmıştır.При будівництві палацу були використані фрагменти античних будівель.
Antik Mısır ve Babil'de ortaya çıkmıştır.Вперше застосовувався у Стародавньому Єгипті і Вавилоні.
Kan antikor testleri yaralı olabilir fakat mevcut enfeksiyonu öncekilerden ayırdedemez.Може проводитись аналіз крові на антитіла, але він не здатний відокремити минулі із теперішніми інфекціями.
Gaius Plinius Caecilius Secundus (61, Como-113, Bitinya), Antik Romalı avukat, yazar ve magistratus.Gaius Plinius Caecilius Secundus; 62 — близько 114) — давньоримський політичний діяч, письменник, адвокат.
Kazılar/çalışmalar sırasında antik mekanizeli artefakt/heykel 'e rastlanılmıştır.У ході своїх робіт/розкопок, експедиція натикається на «древній механізований артефакт/статую».
Antik Çağ'ın en tanınmış nekropollerinden biridir.Один з найменш відомих некрополів міста.
Konsantre güneş ışığı, antik Çin döneminden beri birçok yararlı işte kullanılmıştır.Десяткову систему вимірювання часу активно використовували тільки в Стародавньому Китаї.
Antik Sparta'nın yanında Taygetus dağında konumlanmıştır.Розташоване на горі Тайгет, біля стародавньої Спарти.
Tedavi amaçlı tüketim dışında Antik Yunanistan'da kadınların şarap içmesi hoş karşılanmazdı.Поза цих терапевтичних цілей греки не схвалювали вживання вина жінками.

İlgili Sayfalar