Paradoksun iki yönlü örneği, bir Antik Yunan klasiği olan ‘Oedipus’ oyununda sergilenmiştir.Um exemplo duplo de um paradoxo da predestinação é retratado na clássica peça da Grécia Antiga "Édipo".
Antikorların yapısıyla ilgili keşifleri Nobel Ödülü'nü kendisine kazandırmıştır.Esta foi a descoberta que garantiu-lhe o prêmio Nobel.
Antik çağda, ovalar ve tümsekler pek az yerleşimciyle sahipti.Na Idade Antiga, suas planícies eram muito pouco povoadas.
Antik Roma'da azatlı köleler kendi kölelerine sahip olabilirlerdi.Senhores do Antigo Egito tinham obrigações quando possuíam escravos.
Samson - Antik İsrail'in son hakimlerinden biri.Tola, um dos juízes de Israel.
İskoç antikacı olan Alexander Henry Rhind, 1858 yılında Luxor,Mısır'da satın alındı.O papiro foi adquirido por Alexander Henry Rhind, de Aberdeen (Escócia), em 1858. em Luxor, Egito, em 1858.
Tiyatro ve antik tarih eğitimi aldı ve dans dersleri aldı.Ela estudou drama e his´toria antiga e fez vários cursos de dança.
Antikacı Dükkanı (İngilizce özgün adıyla The Old Curiosity Shop), Charles Dickens'in bir romanı.The Old Curiosity Shop (pt.: A Loja de Antiguidades) é um romance de Charles Dickens.
Antikodonlar 3'->5' yönünde, mRNA'da kodonlar 5'->3' yönünde okunur.Como os códons no ARNm são lidos no sentido 5’ → 3’, os anticódons são orientados no sentido 3’ → 5’.
Antik Mısırlıların heykele ne ad verdikleri henüz bilinmiyor.Não se tem certeza qual seria o nome usado pelos antigos egípcios para designar a estátua.
Antik çağlarda savaş yazılı tarihin başlangıcından antik dönemin sonuna kadar geçen dönemdeki savaş tarzıdır.As Guerras antigas foram as guerras que foram conduzidas do começo da história ao fim da idade antiga.
Antik Yunanlarda leylek öldürmek ölümle cezalandırılabiliyordu.Os gregos afirmavam que quem matasse uma cegonha poderia ser punido com a pena de morte.
Antik Çağ Felsefesinde bu döneme Sokrates öncesi felsefe denmektedir.Ex.: Na filosofia, Sócrates já está ultrapassado.
Opus caementicium antik Roma'da yapıların inşasında kullanılan betonun Latince adlandırmasıdır.Opus signinum é um material de construção usado na Roma antiga.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.A forma crônica é diagnosticada pela presença de anticorpos para T. cruzi no sangue.
Antik İndus Vadisi Uygarlığı, yüz boyamada ruju dudaklarına sürdüler.Já mulheres da antiga Civilização do Vale do Indo usavam batom nos lábios para decoração.
Antik Mısır düşüncesinde üçlü gruplar çokluğu, dörtlü gruplar da bütünlüğü temsil ederdi.Grupos de três estão ligados à pluralidade no pensamento egípcio antigo, e grupos de quatro conotam plenitude.
Kuarklar üç farklı renkyükü taşırlar ve antikuarklar 3 farklı antirenkyükü taşırlar.Quarks realizam três tipos de carga de cor; antiquarks realizam três tipos de anticor.
Antik kentlerdeki barınma koşulları sağlıklı değildi.As condições da construção eram insalubres.
Kendi zıt parçacıkları antikuark olarak bilinir.Seus livros foram classificados como antissemitas.
Antik Mısır'dan beri kullanılmaktadır.O delineador vem sendo utilizado desde o Antigo Egito.
Makedonya, Antik Yunanistan'da bir krallık.A Albânia tem origem no antigo Reino da Ilíria.
Video, Antik Mısır'da geçer.A história se passa no Antigo Egito.
Antik Mısır tanrıları, Antik Mısır'da kendilerine tapınılan tanrı ve tanrıçalardır.O panteão egípcio é o conjunto de deuses e deusas adorados no Antigo Egito.
Savaş antik Filippi kentinin batısındaki ovada birbiri ardında gelen iki çarpışma halinde olmuştur.A batalha foi travada em dois combates distintos na planície a oeste da antiga cidade de Filipos.
Istlada (Kapaklı) Lykia Bölgesi'nin küçük fakat etkileyici bir antik kentidir.Trata-se de um pequeno templo de arquitectura singela mas acolhedor.
170-248), Japonya'da antik Yamataikoku'nun efsanevi şaman kraliçesi idi.248) foi uma obscura rainha xamanista de Yamatai no antigo Japão.
Antik Yunan'da yazılar ve çoğu edebiyat papirüs üzerine kopyalanmıştır.Na Grécia antiga a palavra escrita e a maioria da literatura era transcrita em papiro.
Soth 1.95 boyunda, antik tasarım bir Solamnia zırhı giyer.A estátua tem 1,83 metros e representa um soldado soviético utilizando uniforme.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Antiguidades como estátuas, moedas ultensilios e jóias são encontradas frequentemente.
Antik Yunan tanrıçası.Os gregos antigos.
Antik Mısır'da müzik tapınaklarda sıkça duyulurdu.Musicoterapia era usada nos templos egípcios.
Antik Yunan filozofları, kendi yaratılış mitlerini oluşturmuşlardır.Os filósofos gregos antigos usavam o termo de maneiras diferentes.
110 kilometrekare alan karışık ağaçlardan oluşur ve İngiltere'nin yaşayan antik ormanlarından biridir.Tem mais de 110 km² de floresta, uma das mais antigas da Inglaterra, e que avança para o País de Gales.
Özellikle Antik Roma'dan.O antigo direito de Roma.
1525) 1551 - William Camden, İngiliz tarihçi ve antikacı (ö.1551 — William Camden, historiador inglês (m. 1623).
Biyoloji tarihinde antik çağlardan günümüze yaşayan dünyanın incelenmesi ele alınmaktadır.A história da biologia traça o estudo do meio vivo desde a Antiguidade até aos tempos modernos.
Her halukârda, Antik Roma'da kazayla başlayan büyük yangınlar oldukça yaygındı.Contudo, os incêndios acidentais foram comuns na Roma Antiga.
Antik Şehir en geniş sınırlarına Roma Döneminde ulașmıştır.A cidade se orgulha de ser mais antiga que a própria cidade de Roma.
Babası gezici antikacılık işi ile uğraşıyordu ve gittiği her yere ailesini de sürüklüyordu.Seu pai era um pastor Adventista e levava sua família aonde quer que ele trabalhasse.
Bu iki gemi antik dünyanın en büyük tekneleri arasındadır.Seus navios estão entre os maiores do mundo.
Dokuz yaşından itibaren Latince, Antik Yunan ve Fransızca öğrenmeye başladı.Em menos de um ano, Olga aprendeu a falar inglês e grego.
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.A doença está presente nos seres humanos desde a Antiguidade.
Antik kentin açığa çıkarılan bölümleri açık hava müzesi olarak halka hizmet sunmaktadır."Estamos interessados em ver se partes do prédio podem ser salvas como monumento escultural.
Gençliğinde antik kalıntılar ve eşyalara çok merak sarmıştı.Na infância, tinha grande fascinação por monges e ascetas errantes.
Apollon ve Dafni, Antik Yunan mitolojisinde anlatılan bir destandır.Dlfina ou Delfine é uma criatura da mitologia grega.
Karakurum karayolu, antik İpek Yolu'nun birçok güzergâhından birinin üzerinde bulunur.A rota que segue a estrada é um dos muitos caminhos da antiga Rota da Seda.
Antik Romalı döneminde şehrin adı "iki nehir arasında" anlamına gelen İnteramna idi.O nome significa "ilha", e a certa altura referia-se à terra entre dois rios.
Talent (Latince: talentum, Antik Yunancadan: τάλαντον "ölçek, tartmak" ) Antik bir Ölçü birimi.Um momento (latim: momentum, «movimento»)? era uma unidade de tempo medieval.
Her kuarkın bir antikuarkı vardır.Todos os superstars jogáveis tem traje alternativo.
Biyopsi ve parazite karşı oluşan antikorların araştırıldığı kan testleri faydalı olabilir.Análises ao sangue que procurem anticorpos contra o parasita podem ser úteis, tal como a biopsia.
Örmeciliğin tarihi antik çağlara dayanır.A Lei da identidade se origina da antiguidade clássica.
Şarkı bir antika dükkânında kaydedilmiş saat sesleriyle başlar.Cada relógio foi gravado separadamente em uma loja de antiguidades.
Antik Mısır edebiyatıMedicina Egípcia Antiga.
Diğer antik kaynaklar da buna yakın rakamlar vermektedir.Outra fonte contemporânea cita também uma cifra aproximada.
Antik filozoflar duyuları "ruhun pencereleri" olarak tanımlamışlardır.As lendas de sua mitologia estão repletas de "espíritos protetores".
Ancak söz konusu inşa işlerinde kullanılmak üzere birçok antik kalıntının taşları söküldü.Esta substituiu muitos outros tipos de madeira em aplicações de construção por estas razões.
Antik kaynakların iddiasına göre, askerler kendilerine söz verilen ödemenin ancak yarısını almışlardı.Antieke bronnen suggereren dat zij slechts de helft van het aan hun beloofde donativum hadden ontvangen.
İtalya’ da antik kalıntıları tekrar görme fırsatı elde ettiler.In Italië konden ze opnieuw oude ruïnes bezoeken.
Tarihsel öneminin antik altın madeni yataklarından kaynaklandığı sanılmaktadır.Anderen denken dat het oude goudmijnen betreft.