anlayış ile cümle
anlayış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aynı zamanda İslami anlayışta Allah'ın 99 adından biridir.La tradición islámica también describe los 99 nombres de Dios.
Annesinden de hayatı boyunca sürdürdüğü espri anlayışını kazanmıştır.De su madre adquirió el sentido del humor que tuvo toda su vida.
Bu ilke serbest ticaret anlayışını destekler.Este principio apoya el argumento económico para el libre comercio.
Yukarıdan aşağıya yaklaşımlar, planlamayı ve sistemin tam bir anlayışını vurgular.El enfoque top-down enfatiza la planificación y conocimiento completo del sistema.
Bu kavramları İslâmi yasaları birleştiren bir anlayışa dayanıyordu.Se opuso a cualquier tentativa de aplicar las leyes derivadas de la Sharia islámica.
Bu anlayışta bile Kalvinizm ve Luther'in farklı yorumları söz konusu.Ver, al respecto, tanto Lutero como Calvino.
Örek anlayışı ile doğrudan alakalıdır.Se asocia con la Recta Comprensión.
Rus müziğinde Batı'ya yönelik akademik anlayışı temsil etti.La academia rusa de arte hizo una gran contribución a este museo.
Adam hala sevgilisine aşıktır fakat sevgilisinin ayrılma kararını anlayışla karşılar.Los dos no tardan en enamorarse, pero ella decide desaparecer de su vida.
Onun tarikatının anlayışı klasik tarikat üsluplarından çok farklıdır.El origen de los temas es tan diverso como su discografía original.
Burada "moral" terimi, sosyali ahlakî bir olgu olarak gören bir anlayışı yansıtmaktadır.La palabra "carácter" a menudo se refiere a la fuerza moral vista como una propiedad moral esencial.
Bu dönemlerde kötü işletmecilik anlayışı yüzünden kömür üretiminde düşüş yaşandı.Nosotros estamos viviendo una época dorada debido a ese público error.
Benzersiz moda anlayışı ile de ünlüdür.Ella es mejor conocida por su único sentido de la moda.
Bu anlayıştan yola çıkarak Saussure sentetik bir gösterge kavramına ulaşmıştır.Este tipo de silencio crea la sensación de un vacío tenso.
Hatta bir bölümünün tersini yapmak anlayışıdır.También se aplica a las partes inconsistentes de una conversación.
Ana madde: Namaz Geleneksel Sünni islam anlayışında bir günlük süre içinde beş vakit namaz kılınır.Una obligación en sí misma (como las prescritas cinco veces al día por el islam).
Schilderij No. 1 belki de Mondrian’ın minimalizm anlayışının en belirgin örneği.Schilderij No. 1 può esser citato come il più estremo punto del minimalismo di Mondrian.
Yukarıdan aşağıya yaklaşımlar, planlamayı ve sistemin tam bir anlayışını vurgular.L'approccio top-down enfatizza la pianificazione ed una completa comprensione del sistema.
Babası 2004 yılından sonra mizah anlayışında gelişme gösterdiğini söylemiştir.Suo padre sostiene che dal 2004 all'incirca ha cominciato a dar prova di un inedito senso dell'umorismo.
"Yapıdan göreve" anlayışı, biyoloji için çok önemlidir.Il tema della "struttura di funzione" è centrale per la biologia.
İslam Coğrafyacılarında Yedi İklim Anlayışı.In Sette Religioni spiritualità.
Genelde deizm, ateizm ve agnostisizm ile bütünleşebilir ama hümanist anlayış bunlar için değildir.È generalmente compatibile con l'ateismo e l'agnosticismo ma non richiede nessuno dei due.
Bu anlayışın tekniksel alanda uygulanışı başka savaş sanatlarında yoktur.Questa maniera di allenarsi non si incontra in alcun'altra arte marziale.
Matematikte daha derin bir anlayış için Alpher'in bilgisine ihtiyaç duyuyordu.Fu in questa scuola che fu riconosciuto il talento di Alfred per la matematica.
Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim.Grazie per la comprensione.
Bu anlayış insan yaşamını göz ardı eder.Egli osserva l'insignificanza della vita umana.
Bundan yola çıkarak halk arasındaki bu anlayışın yanlış olduğunu kesin bir dille söyleyebiliriz.Probabilmente proprio da ciò sono nate le incomprensioni col pubblico.
Yahudilikteki mesih anlayışı, Hristiyanlıktan çok farklı özelliklere sahiptir.Il concetto ebraico del Messia differisce sostanzialmente da quello cristiano.
Burada nedenselliği de bugünkü anlayışımızdan daha farklı şekilde anlamak gerekir.E forse ci guarderanno in modo ancor più strano di quanto fanno ora.
İnsanlar anlayışlı davranmasını çok sonraları öğrenir, o da öğrenirse.Chiunque la segua con un briciolo d'intelligenza lo capisce subito.
“Kaba Ağaç” anlayışı, bu şekliyle, Dede Korkut kitabında da geçer.Il tema è stato utilizzato, in forma diversa, anche nell'Uovo di ghiaccio Nobel.
Durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır.Durkheim, a questo punto, giustamente parla di un'educazione interna alla società stessa.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Ma la donna nei suoi confronti mostrava odio e glielo faceva ben capire.
Peçe ise bu anlayışa ters düşüyordu.Ai vili rimaneva invece questo aspetto squallido.
Hilomorfik anlayışta, cismin özü formudur.A lui si deve la descrizione dell'omonimo segno.
Heraklitos bu anlayışını 'aynı dereden iki kere yıkanılmaz' sözüyle savunmaktadır.Tezuka con questa sfida apre due 'porte' contemporaneamente.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Nasconde le sue vere intenzioni dietro una maschera di fascino e rispettabilità.
Eleştirmenler gösteriyi beğendiler ve Gaga'nın vokal yeteneği ile tarz ve moda anlayışını övdüler.I critici hanno lodato le abilità canore di Gaga e il suo senso di stile e della moda.
Kuğu – Merhameti ve anlayışı.Argento: Mite e compassionevole.
O'Nolan'ın romanları tuhaf mizah anlayışı ve modern üstkurmaca yöntemiyle geniş çapta beğeni toplamıştır.O'Hara era particolarmente noto per un raffinatissimo gusto per il dialogo.
Anlayışı kurnazdı ve çok yönlüydü ve herhangi bir acil durumdan kendini kurtarması mümkün görünmekteydi.Il suo ingegno era multiforme, scaltro e capace di trovare una via di fuga in ogni emergenza.
Japonya'da kamu diplomasisi anlayışının en az 100 yıllık bir tarihi vardır.La presenza del buddhismo in Germania comprende una storia di oltre 150 anni.
Çekingen olmasına rağmen anlayışlı ve de her ayrıntıyı inceleyen bir karakteri vardır.Timida ma molto perspicace, ha un grande spirito di osservazione che le fa cogliere ogni dettaglio.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Аллах спас их из плена и рабства, после чего израильтяне отправились на свою родину, в свои родные дома.
Bu anlayışa göre, erdemli olmayan davranışlar zararlıdır ve ıstıraba (Dukkha) neden olur.Праведники будут вознаграждены в вечной жизни, грешники получат вечное наказание.
"Merhamet, sempati, empati, anlayış - bunlar Yahudiliğin temel unsurlarıdır.«Понимание, сочувствие, симпатия, эмпатия, любовь — это ключевые, важнейшие элементы иудаизма.
Sünnî İslâm anlayışında hadis Kur'an'ı açıklayıcı ikincil bir kaynak olarak düşünülür.Толкование сунной — это вид тафсира основанный на различных хадисах, которые разъясняют аяты Корана.
Okula geri dönerek müzik anlayışını geliştirmeyi planlıyordu.Он планировал вернуться в школу и улучшить понимание своей музыки.
Aristoteles bir zamanlar filler için şöyle demiştir: "Akıl ve anlayışta diğer bütün hayvanları geçen hayvan".Аристотель описывал слона как «животное, которое превосходит других остроумием и умом».
Dürzilerin dini anlayışlarına göre, yaşadıkları ülkeye hizmet etmek önemlidir.В теологии друзизма проповедуется идея служения стране, в которой ты живёшь.
Bu ortak anlayış ruhun ya da “canın ölümsüzlüğü” olarak adlandırılabilir.Все вместе понимается как бессмертие или «предстоящая жизнь».
Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim.Я благодарна за всю вашу поддержку и любовь.
Kendisi bunu genel izafiyetin en derin anlayışı olarak kabul etmiştir.Мы осознаем, что такое положение глубоко противоречило самой сути Церкви.
İlk etapta Sthavira ve Mahāsāṅghika anlayışları birbirinden farklılaşmıştır.Изначально понятия святотатство и кощунство строго различались.
Sanat ve estetik anlayışı konusunda insanlara ilham verirler.В обучении делается упор на эстетику и искусство.
Jantlar da ilerici bir anlayışla dizayn edilmişti.Его костюмы также побирались, чтобы создать более жесткий образ.
“Doğru Davranış” anlayışı; öldürmekten, hırsızlıktan ve doğru yoldan çıkmadan uzak durmayı önerir.Прокаженный — это воплощение горя, слабости и ничтожности и жестокой несправедливости жизни.
(Hacı Bektaş-ı Veli) sözü bu anlayışın en özlü ve en muhteşem anlatımıdır.Мне кажется, они любят друг друга в самом широком и щедром понимании этого слова.
Gerçekkçi, geleneksek ve figüratif anlayışta eserler üretmiştir.Настоящее и прошлое, правда и вымысел постепенно сливаются.
Daha sonra Gök Tanrı anlayışına ulaşan bir yaratıcı anlayışıdır.Лишь сам Бог знает цель творения, которая преисполнена Любви.