anlayış ile cümle

anlayış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu da en azından mitolojik yapılanma ve anlayışa dair önemli ipuçları barındırır.Ebenso entstanden die für Mythologie und Weltanschauung bedeutsamen Dichtungen des Hesiod.
Bu değerlendirmeler üzerine, kendi kendine gelişen, toplumsal hak ve çıkar anlayışları belirlenir.Dies ist unter denen zu beobachten, die sich selbst höheren Geblüts zurechnen oder hochmütig sind.
İngiliz tiyatrosu anlayışıyla uyuşmaz.Was fehlt, ist das Gemeinschaftsgefühl des Theaters.
Mozart'ın Phrygian anlayışı da bunu gösterir.Ein Pflastermosaik zeugt davon.
Sanat ve estetik anlayışı konusunda insanlara ilham verirler.Versuche zu menschlicher und künstlerischer Erziehung.
Özellikle ibadet, ritüel anlamında Etrüsk dininin Romadaki dini anlayışa önemli katkıları olmuştur.Besondere Bedeutung hatte in jedem Fall die Feier der Lebensfeste im Geiste altgermanischen Glaubens.
Ona göre anlayış, bu irrasyonel dünya istencinin yalnızca bir hizmetçisidir.Die Vernunft ist nur Dienerin dieses irrationalen Weltwillens.
Ancak onun adalet anlayışı onu saflığa ve olgun olmayan davranışlar göstermesine de itmiştir.Juliens Reise offenbart ihm jedoch nur seine eigene Unmündigkeit.
MacBook Apple'ın çok beğenilen sade ve şık tasarım anlayışını yansıtmaktadır.Ich füge den plastischen, gebauten statements meine bildhaften hinzu.
Komedi anlayışı trajikomedi ya da fars olarak değerlendirilebilir.Das Stück kann als surreale Farce oder Gesellschaftssatire verstanden werden.
Kendine ait bağımsız bir şiir anlayışı geliştirdi.Sie entwickelte eine eigenständige Lyrik.
Modern müzecilik, çok yönlü olup yeniliklere açık bir anlayıştır.Botschaft des Museums ist es, moderne Kunst einem breiten Publikum verständlich nahezubringen.
İsfahan'daki Mescid-i Cuma bu anlayışla yapılmış en eski örnektir.Die Freitagsmoschee von Isfahan ist die älteste erhaltene Moschee der Seldschukenzeit.
Aristoteles'in etik anlayışındaki en önemli noktalardan biri onun zoon politikon kavramıdır.Sie schließt hier an das aristotelische Verständnis des Menschen als zoon politikon an.
Ruhçu anlayışa göre ruhlar madde-dışı varlık olduklarından spatyumda 'perispri'leri ile bulunurlar.Verbreitet war und ist die Überzeugung, dass die Seelen Lebender als Exkursionsseelen den Körper verlassen.
Fakat bu ifadelerin anlayışı belirli biçimde farklıdır.Der Sinn der Ausdrücke sei jedoch offensichtlich unterschiedlich.
Dört dersten oluşmaktadır: Materyalist Dünya Anlayışı Nedir?In: Ders.: Stoffe der Weltliteratur.
Farklı tiyatro anlayışları, farklı ilişki biçimleri benimserler.Kram entwickelt Theaterstücke unterschiedlicher Genres.
Matematikte daha derin bir anlayış için Alpher'in bilgisine ihtiyaç duyuyordu.Von Archytas erhoffte er sich vor allem mathematische Erkenntnisse.
Onun tarz anlayışını seviyorum. Kıyafetleriyle makyajı her zaman hoş.J'aime son sens du style. Ses vêtements et son maquillage sont toujours jolis.
Tom'un harika bir espri anlayışı var.Tom a un formidable sens de l'humour.
Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim.Thank you for your understanding.
Aarseth'in onun hakkında konuştuğunu hatırlıyorum, bana onun espri anlayışı olmadığını söylemişti.Je me souviens qu'Aarseth (Euronymous) me disait qu'il n'avait pas d'humour.
Babası da aynı dini anlayışının başka bir kolunun şeyhliğini yapıyordu.Il devait donc faire sa cuisine avec un autre frère congolais religieux également.
Yahudilikteki mesih anlayışı, Hristiyanlıktan çok farklı özelliklere sahiptir.La notion de Messie dans le judaïsme diffère substantiellement de l'idée chrétienne.
Ortak mal ve cemaat halinde bulunma anlayışından dolayı, ticaretle de uğraşmazlardı.Distinction entre les choses qui sont en commerce et celles qui n'y entrent point.
Ancak bunlarda, günümüzde ayrıntılı biyografi anlayışı bulmak mümkün değildir.Les éléments manquent pour établir pour l'instant une biographie plus complète.
Kalite bir ahlak anlayışıdır.Quel souci de perfection morale !
Kendine ait bağımsız bir şiir anlayışı geliştirdi.Il a développé sa propre vision poétique de la nature.
Her şeyi doğa içinde gören bir anlayışa sahiptir.Selon lui tout a une fin dans la nature.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Et les enfants d’Israël eurent une grande frayeur, et crièrent à l’Éternel.
Bu anlayış I. Dünya Savaşı sonrasında değişmeye başladı.La situation change après la Première Guerre mondiale.
Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayranlığın artmasına yol açtı.Il ne s'y était décidé que par amour de la découverte et par esprit d'aventure.
Samuraylar "buşido" anlayışını temel almıştır.Les critiques félicitent l'approche unique de Bougatsos.
Fakat bu ifadelerin anlayışı belirli biçimde farklıdır.D’un côté, la façon d’écrire est indubitablement particulière.
Genelde kalıpların dışına taşma anlayışıyla ortaya çıkıyor, özellikle de tiyatroda.L'effet visé est souvent comique, notamment au théâtre.
Bu tanım ona İbrani "Mesih" anlayışı bağlamında verilmiştir.Elle se conclut par l'obligation du « secret messianique ».
Antik Çin anlayışında Dünya kare şeklindeydi ve tam ortasında Çin ülkesi bulunurdu.Il a grandi dans une atmosphère occidentale, mais il est Chinois.
Kemalist Devrimcilik anlayışının iki yanı bulunur.Deux conceptions du révolutionnaire s'affrontent ici.
Düşünceli ve anlayışlı olan İçedönüklük, bazen diğerlerinin etkinliklerine katılma konusunda ilgisiz olabilir.Intelligente et curieuse, elle fourre toujours son nez dans les affaires des autres.
Roma dini hiçbir zaman modern din anlayışına sahip olamamıştır.Avant lui le mot conscience n’a jamais eu le sens moderne.
Yalnızca ablası ve öğretmeni onun yaramazlıklarına anlayışla yaklaşır.Au grand désespoir de sa mère et de ses professeurs, conscients de ses possibilités.
"Doğu Batı". anlayis.net.Article connexe : Nord-Trøndelag.
Bay ve Bayan Turner: Akıllı ve anlayışlı değillerdir.Paul Willems: Elégant et mondain, ni bête, ni intelligent.
Ancak hiçbir zaman tarikat anlamında bir anlayışı benimsememiştir.On ne peut jamais épuiser la valeur d'un symbole.
Çünkü bu Karadenizlilerin espri anlayışına uygun bulunmuştu.Ce succès fournira matière à plaisanterie pour les caricaturistes.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Elle l'a regardé se rendre ridicule et a été soulagée quand il est parti.
Ama daha sonra Sosyalist Planlamacı ekonomik anlayışı terk etti.C'est alors qu'il abandonne le planisme socialiste.
Bu anlayışı Nagarjuna şu cümlelerle belirtmiştir: “Varoluş bir boşluktur.On cherchera à poser des hypothèses du genre : « Que se passe-t-il si cette case est vide ? ».
"Platon'un Adalet ve Filozof Kral Anlayışı".Pourquoi Platon lie-t-il philosophe et roi ?
Oysaki İslam anlayışına göre Allah adaletin kaynağıdır.Dans l'Islam, l'ʿadl signifie la justice divine.
Çekingen olmasına rağmen anlayışlı ve de her ayrıntıyı inceleyen bir karakteri vardır.C'est un garçon ringard, mais drôle qui est toujours en train de tout analyser.
Lyotard, Wittgenstein'dan aldığı dil oyunları anlayışını geliştirir.Il y aurait une certaine méfiance envers le langage qu'il partagerait avec Wittgenstein.
Aarseth'in onun hakkında konuştuğunu hatırlıyorum, bana onun espri anlayışı olmadığını söylemişti.Recuerdo que Aarseth estaba hablando de él y le dijo que no tenía ningún sentido del humor.
Neutra keskin bir ironi anlayışı vardı.Neutra tenía una aguda sensación de ironía.
Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim.Gracias por tu apoyo y amor.
Orson Welles'in sinema anlayışına en yakın olan kurgu bu filmde gözleniyor.Por otro lado, la colaboración de Orson Welles en la película parece evidente.
Bu kesim genelde İsrail İşçi Partisini ve laik bir ülke anlayışını destekler .Son en gran parte partidarios del Partido Laborista Israelí y de un estado sionista laico​.
Siyasal gerçekçilik insanın doğası hakkında pluralist bir anlayışa dayanır.El realismo político está basado en una concepción pluralista de la naturaleza humana.
Ama gene de kişisel yetkilerini otoriter bir anlayışla kullanıyordu.Aunque tenían su propia ley oral.

İlgili Sayfalar