anlayış ile cümle

anlayış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Anlayışlı bir adam, ancak bu şekilde hareket edebilir.וממשיך להתנהג בצורה שרק הוא יכול להתנהג.
Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı.הנסיבות ששררו בארצו בימי מלחמת הבלקן ובשנים של מלחמת העולם הראשונה חוללו שינוי בתפיסתו האמנותית.
Kuğu – Merhameti ve anlayışı.של הקשבה, של חמלה, אתה יודע מה ?
Son arzum Almanya'nın birlik ve barış uğruna, Doğu ve Batı arasındaki anlayışı kurtarmak gerektiğidir.משאלתי האחרונה היא כי גרמניה תבין את מהותה, ותסייע להבנה בין המזרח ובין המערב.
Sadece boş şeyler geçer gider önümüzden: bu şekilde anlayışa kavuşan kişi, doğru bir bakışa sahiptir.רק דברים ריקים, אשר חולפים לאיטם: המכיר בעובדה זו, הוא בעל ראיה נכונה.
Bu anlayış daha çok kendiliğinden oluşan bir milleti savunur.עובדה זו לבדה מבטיחה אמינות גבוהה יותר.
Bu anlayış I. Dünya Savaşı sonrasında değişmeye başladı.שינוי זה הוחש מיד אחרי מלחמת העולם הראשונה.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.הוא הודה כמעט מיד באשמתו.
Avrupa'da gerçekçi portre anlayışına dönüş, Orta Çağ'ın sonlarında, Burgonya ve Fransa'da gerçekleşti.באירופה שבו לצייר דיוקנאות ריאליסטיים בסוף ימי הביניים, בבורגונדי ובצרפת.
Her şeyi doğa içinde gören bir anlayışa sahiptir.לשם כך צריך להכיר את כל הטבע.
Annesinden de hayatı boyunca sürdürdüğü espri anlayışını kazanmıştır.אמו תרמה לאישיותו את חוש ההומור שלו, שנשאר איתו כל חייו.
Toplumcu bir anlayışla yazılmıştır ve ders vermeyi amaçlamaktadır.לאדם יש מטרה בעולם הזה, ושיעור שעליו ללמוד.
Bu sebeple bilim anlayışımız asla tamamıyla nesnellik kavramına dayanamaz.לפיכך, הבנתנו שלנו את המדע לעולם אינה יכולה להסתמך על "אובייקטיביות" בלבד.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.לדבריו, תופעות כאלו לא קיימות.
Matematikte daha derin bir anlayış için Alpher'in bilgisine ihtiyaç duyuyordu.פתירתן לא דורשת ידע במתמטיקה גבוהה.
Aarseth'in onun hakkında konuştuğunu hatırlıyorum, bana onun espri anlayışı olmadığını söylemişti.Помня, че Aarseth беше споменал, че е нямал никакво чувство за хумор.
Cömertti ve güçlü bir espri anlayışı vardı.Притежавал е особено силно изразено чувство за хумор.
Dünyamızın yeni anlayışına göre, bunlardan çok az sayıda vardır örneğin leptonlar, kuarklar, gluonlar.Според сегашното ни разбиране за света, съществуват само малко такива частици, като лептони, кварки и глуони.
Bu kavramla başlayan her bir basamak Budizm anlayışının özünü oluşturmaktadır.Всяка една от тези истини има задача, която будистът трябва да изпълни.
Kanık, böylece hem divan hem de halk şiirinde egemen olan romantizm anlayışını da yıkmış oluyordu.Поради това романтическото е унищожено, както и природната поезия, и чудесното.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Именно тези източници дават достоверни сведения за живота на поета.
Ancak hiçbir zaman tarikat anlamında bir anlayışı benimsememiştir.Никога не говорете срещу себе си със сериозен тон.
Teologlar ve filozoflar, tarih boyunca sayısız tanrı kavramını ve anlayışını incelemişlerdir.Богослови и философи изучават многобройните концепции за Бога от зората на цивилизацията.
20. yüzyıl'dan itibaren her iki anlayışın ortaklaşa yansıtıldığı eserler üretilmiştir.През началото на XX век двете читалища се обединяват.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.Чудеса за подобни поводи не са предвидени.
Ailesi onu, onun hakkında "değer bilir ve anlayışlı bir oğul.Отец познава Себе Си по-ясно и по-съвършено отколкото Го познава Син.
Metetiyatro adlı tiyatro anlayışını geliştirmiştir.Възпитавана е в духът на методизма.
Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim.Заради защитата си и застъпничеството си за ген.
Babası ona çok kızsa da anlayışla karşılar.Той мисли, че баща му ще бъде по-щастлив, ако останат.
Toplum için sanat anlayışını da benimsemişlerdir.Да насърчава разбирателство в обществото.
Şarika 'da taşımacılık hizmetlerinin yürütülmesi uzun dönemli bir görev anlayışı içinde değerlendirilmektedir.Дълголетие на услугата Услугите могат да се проектират така, че да имат дълъг живот.
Hatta bir bölümünün tersini yapmak anlayışıdır.Съществува и разлика в обредната част.
Hıristiyanlığın tüm ussallaştırma çabalarının ve ahlak anlayışının nihilizm ile sonuçlandığını dile getirir.По този начин загубата на абсолютна основа за морал води до нихилизъм.
Annesinden de hayatı boyunca sürdürdüğü espri anlayışını kazanmıştır.Od majke je stekao smisao za humor koji ga je pratio cijeli život.
Geniş repertuarıyla yeni bir flamenko anlayışı yarattı, gitarın teknik ve müzikal sınırlarını aştı.Kroz njegovu široku diskografiju proširio je tehničke i glazbene granice na gitari.
"Evrimsel Anlayışta Son Gelişmeler ve Cinselliğin Sürdürülmesi".U svakoj sljedećoj epizodi može se osjetiti zrelost i jačanje ambicije."
İlçe merkezi, planlı bir biçimde çağdaş şehircilik anlayışına uygun olarak gelişmektedir.Grad se i danas veoma brzo širi u skladu s prvobitnim urbanističkim planom.
Bu anlayış insan yaşamını göz ardı eder.Mi znamo da bijeli čovjek ne razumije naš život.
Monoteizm tek bir Tanrı'ya inanmak, Politeizm ise birden fazla Tanrı'ya inanma anlayışıdır.Princip vjerovanja u jednog boga je monoteizam, a u više politeizam.
Yahudilikteki mesih anlayışı, Hristiyanlıktan çok farklı özelliklere sahiptir.Židovski brojčani poredak Deset zapovijedi, razlikuje se od kršćanskog.
Bu gerçek ve tam anlama durumu sözsüz anlayışta geçerlidir.To je ujedno definicija stvarnog prava u objektivnom smislu.
"Doğu Batı". anlayis.net.HNLŽ Skupina Sjever - Zapad.
Schilderij No. 1 belki de Mondrian’ın minimalizm anlayışının en belirgin örneği.Prva navedena je jedna od Mondrianovih najminimalističnijih slika.
Bunun nedeni olarak İslam dininin kadercilik anlayışı gösterilir.Tu se raspoznaje pravo lice islama.
Bu yaklaşımların her biri derin anlayışlar sunulan iken, hiçbir yaklaşım temel bir teoriye yol açtı.Aj keď každý z týchto pokrokov nám poskytol hlbší pohľad, žiadny z nich neviedol k základnej teórii.
Ulusların Zenginliği, aynı zamanda, fizyokratik anlayışın toprağın önemini vurgulayışına karşı çıkıyordu.Bohatstvo národov odmieta aj fyziokratickú školu, ktorá zdôrazňovala význam pôdy.
Annesinden de hayatı boyunca sürdürdüğü espri anlayışını kazanmıştır.Matka mu vštepila silný zmysel pre humor, ktorý mu zostal počas celého života.
Aynı zamanda İslami anlayışta Allah'ın 99 adından biridir.Podľa tradície islamu existuje 99 mien Boha, ktoré Boh zjavil človeku.
Bu araştırmalarda anlayışın değerlendirilmesi yapılmaktadır.Za zvyšok tohto diela sa považuje pojednanie o zmyslovom vnímaní.
Verona savunma anlayışı ile dikkat çekmiştir.Graham kládol dôraz na kvalitnú obranu.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.Ďalej tvrdí, že neexistuje niečo také ako náhoda.
Rönesans sanatçıları, bir bakıma bu anlayışı yeniden canlandırdılar.Počas obdobia renesancie výrazne podporovali umenie.
Ritmik anlayış genel olarak daha gevşek ve yumuşaktır.Vedľajšia téma je väčšinou lyrickejšia a jemnejšia.
Kalite bir ahlak anlayışıdır.Je prvkom morálneho vedomia.
Bu anlayış I. Dünya Savaşı sonrasında değişmeye başladı.Všetko sa zmenilo až po prvej svetovej vojne.
Farklı, ironik ve absürt bir komedi anlayışı tüm filme hakimdir.Autorka vtipne a ironicky podáva mimoriadne závažnú tému.
Mizah anlayışı olan sosyal serseri karakterli ve zeka konusunda kendine güveni olmayan biridir.Je to sociálny vydedenec s trpkým zmyslom pre humor, a nemá dôveru v jeho inteligenciu.
Onun çok sığ, alaycı bir kişiliği ve espri anlayışı vardır.Obsahujú príliš hrubú žilu humoru a paródie.
Buşido (Japonca: 武士道 Bushido; "savaşçının yolu"),, Japon millî samuray anlayışıdır.Bušidó (jap. 武士道, dosl. cesta bojovníka) je slovo opisujúce samurajský morálny kódex.
Bu yeni anlayışın yeri Belisırma idi.Kraj tega novega razumevanja je bil Belisırma.

İlgili Sayfalar