anlayış ile cümle
anlayış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Farklı tiyatro anlayışları, farklı ilişki biçimleri benimserler.Teaterns skådespelare har olika typer av funktionsnedsättningar.
Adam hala sevgilisine aşıktır fakat sevgilisinin ayrılma kararını anlayışla karşılar.Han är själv förälskad i henne men beslutar sig ändå att hjälpa det unga paret.
Marge, "küçük özel oğlu" için anlayış göstermektedir ve çoğu zaman oğlunu savunmaktadır.Marge kallar ofta Bart för sin speciella lilla kille (special little guy).
"Otuz Beş Yaş" şiiriyle özdeşleşen Tarancı, "sanat için sanat" anlayışına bağlı kalmıştır.Syftet är att stödja under 35 år gamla finländska konstnärer, som bedöms ha en god framtidsspotential.
Şimdi yeni bir anlayış geliştirmek zorundayız.Men nu behövde man hitta på någonting nytt.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.Han argumenterar bland annat för att mirakel är omöjliga.
Bu anlayış çarpılmak, çarpık, çarpılmış gibi sözcüklerle ifade olunur.Ting som upprör och berör., med sidhänvisningar som angivet.
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu anlayış, savunulamaz ve kuramsal olarak temellendirilemez olmuştur.De är väl bevarade från sekelskiftet såväl utvändigt som invändigt.
Bir eğilime göre darbenin başarısı, geçmiş devrimci anlayışın yanlışlığını ortaya koymuştur.Just for fun: historien om hur jag blev revolutionär av misstag.
Bu başarı Ahmed Süreyya Emin Bey’in, zamanının çok ilerisinde bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir.K. är förvånad över att Huld vet allt om hans process.
Diyalektik materyalizm anlayışına dayanarak, insanlığın doğadaki yerini bulmaya çalışır.För det första använder han den metaforiskt till att beskriva essensen av mänsklighetens existens.
Özellikle Doğan Avcıoğlu açıkça "Atatürkçü Sosyalizm" anlayışını savundu.Den katedersocialistiska riktningen betecknade han något hånfullt som "sockervattenssocialism."
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Hon hade gått med på det, och han blev då bättre.
Bu ilke serbest ticaret anlayışını destekler.Föreningen hyllade principen om arbetets frihet.
Kapalı toplum anlayışı, gelişen Dünya’ya ayak uyduramamıştır.Mänsklig tankeverksamhet leder inte till närhet till Gud.
Orihime, anlayışlı biri olarak gösterilmektedir, çoğu zaman da konu Ichigo ise.Så sant som det är sagt – Oftast ironiskt om en truism.
Ana madde: Namaz Geleneksel Sünni islam anlayışında bir günlük süre içinde beş vakit namaz kılınır.Salah är ritualbönen (tidebönen) inom islam, vilken skall förrättas fem gånger om dagen.
Başka bir şekilde ifade edilirse bu anlayışa göre Tanrı, Mutlak'tır; yaratılanlar ise görece ve görelidir.Скажи (О, Мухаммад!): «Він — Аллаh, Єдиний Бог і Єдиний Творець.
"Yeni fizik" açıklamaları ile yerçekimsel fizik anlayışımıza revizyon önerir.Пояснення «нової фізики» пропонували перегляд нашого розуміння гравітаційної фізики.
Modern bir anlayışla, başbakanlık görevi Ağustos 1991'de restore edilmiş, ancak Aralık 1995'te kaldırılmıştır.Пост прем'єр-міністра було відновлено у серпні 1991 року, однак знову було ліквідовано у грудні 1995 року.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.Тут, звичайно, не обійтися без чуда!
"Doğu Batı". anlayis.net.Західний регіон» / авт.-упоряд.
Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim.Вельми вдячний за любов і турботу.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Однак, його рішучість зникла, коли він побачив свою дружину, і вони помирилися.
Bu anlayışın kökeni İslam olmakla birlikte bir kaynağı da eski Türklerin mitolojik görüşleridir.Одним із джерел формування тюркської міфології стали міфологічні уявлення стародавніх тюрків.
Bu ortak anlayış ruhun ya da “canın ölümsüzlüğü” olarak adlandırılabilir.Всі разом розуміється як безсмертя або «майбутня життя».
Adam hala sevgilisine aşıktır fakat sevgilisinin ayrılma kararını anlayışla karşılar.Вона іде на бій сама, знаючи, що її коханий тепер житиме.
Bu anlayış I. Dünya Savaşı sonrasında değişmeye başladı.Найімовірніше, зміна відбулася після Першої світової війни.
Çocukları çok sever ve çok anlayışlıdır.Вона ненавидить дітей і навіть боїться їх.
Ancak bu anlayış hem Müslümanlar hem de gayrimüslimlerce kabul görmemiş ve bu politika muvaffak olmamıştır.Але це було зрозуміло і туркам і венеціанцям, яких такий варіант розвитку подій влаштувати не міг.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.Відповівши, ні — визнала б свою провину.
Bu anlayış Aristo’nun “bütün parçaların toplamından daha fazladır” sözü ile özetlenebilir.Він процитував слова з «Метафізики» Аристотеля «ціле більше, ніж сума його частин».
Faşist “yeni düzen” anlayışı nazizmin modelinden farklıdır.Хоча де в чому «правила Нейсміта» відрізняються від сучасних.
Onun çok sığ, alaycı bir kişiliği ve espri anlayışı vardır.Він має дещо цинічне і саркастичне почуття гумору.
Böylece batılı resim anlayışı sanatımıza girmiştir (Güvemli, 1975).Таким чином, західне розуміння живопису увійшло в мистецтво Туреччини (Güvemli, 1975).
Şeker Ahmet Paşa’nın düzen anlayışına mal olan lirizm, özgün bir şema geometrisiyle dengelenmektedir.Ліризм, який коштував Екеру Ахмету Паші розуміння порядку, врівноважується унікальною геометрією схем.
Aarseth'in onun hakkında konuştuğunu hatırlıyorum, bana onun espri anlayışı olmadığını söylemişti.Vzpomínám si jak mi Aarseth o něm povídal, že Dead nikdy nebyl vtipný.
Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim.Děkuji vám za zprávy a projevenou soustrast.
Bu madde İslam dinindeki cehennem anlayışı hakkındadır.To mám na mysli, když hovořím o duši islámu.
Aşırılık anlayışı subjektif olabileceği için radikalizm görüşü de subjektif olabilir.Sociální svět může být i subjektivní.
"Doğu Batı". anlayis.net.Dostupné online. (německy) East View.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Princezna mu potřásla rukou a krátce s ním poseděla, což v něm zanechalo pocit nadšení.
Buşido (Japonca: 武士道 Bushido; "savaşçının yolu"),, Japon millî samuray anlayışıdır.Bušidó (japonsky: 武士道, česky: Cesta válečníka) je samurajský morální kodex.
Bununla ortaya çıkan anlayış, aynı zamanda “yüce hakikati bilme” olarak da tanımlanmıştır.Výsledkem bylo toto zjevení, známé jako Slovo moudrosti.
Anlayış Aylık Siyaset, Ekonomi Toplum Dergisi.Měsíc: ilustrovaná společenská revue.
Sünnî anlayış “Hayır; Rabbine and olsun ki bunlar inanmazlar.Ó ano, ´Ádovci věru v Pána svého neuvěřili!
Aynı biçimde mutlak bir insan doğası kabulü de tanrısal bir insan özü anlayışına sürüklenmeye neden olur.Příčinou toho je, že nedokonalý člověk pochybil ve své snaze zpřístupnit ostatním božské vědění.
I. Dünya Savaşı'ndan sonra yeniden geleneksel sanat anlayışı egemen oldu.Po první světové válce vznikl opět nový zájem o obnovení dávných sochařských tradic.
Bu bilişsel beceri sosyal anlayışa işaret eder.Tato vědní disciplína má společenskovědní charakter.
Bu kavramları İslâmi yasaları birleştiren bir anlayışa dayanıyordu.Přitom dbal, aby byly v souladu se základy islámského práva.
Bu anlayış dolayısıyla Dünya'nın da aslında bir gezegen olduğu sonucunu çıkartmıştır.Příběh popisuje, co se vlastně na planetě děje.
Monoteizm tek bir Tanrı'ya inanmak, Politeizm ise birden fazla Tanrı'ya inanma anlayışıdır.Pokud věřící věří pouze v jednoho boha, jedná se o monoteismus, pokud ve více, jedná se o polyteismus.
“Toplum için sanat” anlayışını benimsemiştir.Věřil v nápravu společnosti skrze umění.
Jantlar da ilerici bir anlayışla dizayn edilmişti.Barvy byly také připravovány podle složitých receptur.
Armonideki modern anlayışın öncüsüdür.Analytické zásady moderní harmonie.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Pace celui ce urmează călauzirea.” (20: 47) Trimite-i cu noi pe fiii lui Israel.
Realistik sanat anlayışı egemendi.A cultivat o artă interpretativă realistă.
Genelde deizm, ateizm ve agnostisizm ile bütünleşebilir ama hümanist anlayış bunlar için değildir.El este în general compatibil cu ateismul și agnosticismul, dar acestea din urmă nu îi sunt necesare.
Gaga'nın sıra dışı moda anlayışı kendisinin karakteristik özelliklerinden biridir.Stilul vestimentar bizar a lui Gaga a servit drept un aspect important al personalității ei.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.El refuză să-și mărturisească vina.