anlayış ile cümle

anlayış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Ela o acolheu em sua casa e passou a cuidar dele até que se restabelecesse.
Bu yeni anlayışta, Tanrı ve firavun ülkeyi baba-oğul olarak birlikte yönetiyorlardı.Apesar de diferenças teológicas, pai e filho serviram juntos como pastores da mesma denominação.
Devlet kabile anlayışı üzerineydi.O governo estava acéfalo.
Fakat bu ifadelerin anlayışı belirli biçimde farklıdır.É claro que parecem um tanto divergentes os relatos próprios de sua conversão.
Senin mizah anlayışını sevmiyorum.Não gosto do seu senso de humor.
Senin mizah anlayışını sevmiyorum.Eu não gosto do seu senso de humor.
Neutra keskin bir ironi anlayışı vardı.Neutra had een sterk gevoel voor ironie.
Her şeyi doğa içinde gören bir anlayışa sahiptir.Daarin wordt alles in de natuur bezield gezien.
İslam dininde Allah ve din adına hareket edilerek İslamı yayma eksenli bir anlayış vardır.Er wordt duidelijk gemaakt de ene God en zijn godsdienst trouw te blijven.
Halk anlayışında aylara düşen gün miktarı buna göre belirlenmiştir.Dagen van de maand: deze wijzer duidt aan de hoeveelste dag van de maand het is.
"Tasarruf öncelikle bir etik anlayışın sonucudur.“Illustreren is in eerste instantie een intellectuele oefening.
Fakat Federica Rodolfo'ya fena halde aşık olmuştur ve pek anlayış göstermek istememektedir.Federica is echter te zeer verliefd op Rodolfo om dit te accepteren.
1970'li yıllardan sonra edebiyat anlayışlarında bir çeşitlenme oldu.Pas in de jaren 1970 kreeg hij enige literaire erkenning.
Buşido (Japonca: 武士道 Bushido; "savaşçının yolu"),, Japon millî samuray anlayışıdır.Bushidō (Japans letterlijk "weg van de krijger"; 武士道;bushidō) was de veronderstelde erecode van de samoerai.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.De Vere verzoende zich met zijn vrouw en leefde weer met haar samen.
Yal/Al anlayışı ile de bağlantılı olabilir.Denkbaar is dat høken daarmee verwant is.
Dürzilerin dini anlayışlarına göre, yaşadıkları ülkeye hizmet etmek önemlidir.Rentmeesterschap: het principe dat de mens goed voor de aarde waarop hij leeft moet zorgen.
Fakat bu ifadelerin anlayışı belirli biçimde farklıdır.Hoe de helderziende de beelden ervaart is verschillend.
9. ve 10. yüzyıl ortalarında bir millet anlayışı ile birlikte Frank Krallığı'nı oluşturmuşlardır.Tijdens de negende en tiende eeuw werd hiermee het koninkrijk Schotland gevormd.
Kendisinin milliyetçilik anlayışında toplum ve birey arasında önemli bir ilişki vardır.Daarbij is een belangrijk aspect de relaties binnen de samenleving en tussen de mensen onderling.
Osmanlı devlet anlayışında belediyenin karşılığı olan terim şehremini idi.Projectleider namens de gemeente Almere was Hans Laumanns.
Yazılan tiyatro eserleri sanat için sanat anlayışı doğrultusunda oynanmak için değil okumak için yazılmıştır.Het stuk is bedoeld om te worden gelezen, niet voor het theater.
Bu kozmoloji anlayışı genel Yunan kozmoloji anlayışı içinde Orta Çağ boyunca korunmuştur.Daardoor had deze vertaling een sterke invloed op de middeleeuwse neoplatonistische kosmologie.
Ortaçağda ne gündelik yaşamda, ne de mutfakta günümüzdeki gibi bir temizlik anlayışı yoktu.In de middeleeuwen was er geen sprake van een kern zoals tegenwoordig.
Ne yazık ki onun espri anlayışı yok.Jammer dat hij geen gevoel voor humor heeft.
Farklı, ironik ve absürt bir komedi anlayışı tüm filme hakimdir.Ironiczny i absurdalny humor dominuje podczas całego filmu.
Burada nedenselliği de bugünkü anlayışımızdan daha farklı şekilde anlamak gerekir.Aczkolwiek pojęcie to jest rozumiane całkiem inaczej niż to przez nas obecnie.
Hırslı oyun anlayışı ve takım aşkı nedeniyle Lambert, taraftarların en sevdiği futbolculardan biri olmuştur.Dzięki swojej grze oraz wysiłkowi Flood został z miejsca ulubieńcem kibiców.
Kalite bir ahlak anlayışıdır.Jest ona zatem sercem moralności.
Ayrıca akademik değişim programları da bu anlayışla paraleldir.Koordynator międzyszkolnego programu Inni to także my.
Ancak farklı anlayışların kurumsallaşması anlamında Muhammed'in zamanında mezhep olduğu söylenemez.Nie istnieje żadne świadectwo przemawiające za tym, by w czasach Mahometa ten stosunek był inny.
Yine zekâyı da anlayışa bağlar.Wiąże on z nim również inteligencję.
Kemalist Devrimcilik anlayışının iki yanı bulunur.Można mówić o dwóch wymiarach duchowości muzułmańskiej.
Bu dönemde sanat anlayışında da değişme oldu.W tym okresie zmienił się profil szkolenia.
Bu yaklaşım 1950'lerden sonra ortaya çıkan nicel anlayışla terk edilmiştir.Koncepcja ta powstała na potrzeby wyjaśnienia zjawisk z lat 50.
Kullanılan teknoloji ve sanat anlayışı diğer komşu antik kentlerle örtüşmektedir.Technologia i motywy wykorzystane na nich zostały zapożyczone z sąsiedniej Asyrii.
Bu anlayıştaki şairler biçimden çok içeriğe önem vermişlerdir.Wiersze te skupiły na sobie większą uwagę.
Ancak bunlarda, günümüzde ayrıntılı biyografi anlayışı bulmak mümkün değildir.Odpowiadając na nie, należy jednak pamiętać, że w dzisiejszej biologii w ogóle nie ma pojęcia celu.
Ama daha sonra Sosyalist Planlamacı ekonomik anlayışı terk etti.Szybko jednak porzucił socjalistyczne koncepcje gospodarcze.
Öğretebileceğiniz tek şey anlayıştır.Czego mogą nas nauczyć Indie.
Bu anlayışı 'Yeni İnsanlar" (1896) ve "Aynalar" (1898) gibi iki düz yazı yapıtlarında itibaren ele aldı.Wczesna proza Gippius została zebrana w dwóch książkach „ Nowi ludzie”(1896) i „Lustra”(1898).
Bu anlayış doğrultusunda Arap milliyetçiliğinin temelleri de atılmış oldu.Egipt w ten sposób całkowicie odciął się od arabskiego nacjonalizmu.
Hanbelî mezhebi, Selefiyye anlayışına en yakın Sünni mezhep olarak tanınır.Dziecko jako pierwsze poznawać będzie najbliższe otoczenie za pomocą zmysłów.
Kelimeler asla anlayışı aktaramaz.Victor nigdy nie nauczył się mówić.
Kör, anlayışsız dünya istenci onun için en büyük çıkış noktasıydı.Twórca, dziś zapomniany i niewydawany, był za życia uznawany za najwybitniejszego prozaika swojej epoki.
Bu anlayışları eski Fenikeliler'den kalan bir inançtır.Jest to ewidentna pozostałość z pierwotnych wierzeń Koreańczyków.
Bu sanat akımının özünde Sanat toplum içindir anlayışı vardır.Czy ten artykuł sprawia, że rozumiemy życie społeczne?
Göz kafiyesi anlayışı yerine kulak kafiyesine ağırlık verilmiştir.Ważniejszy od wzroku jest jednak słuch.
Bu kitabı okuduktan sonra "Birden sezgisel bir anlayış hazıl oldu bana."Od momentu przeczytania scenariusza, poczułem, że rozumiem tego faceta.
Yani kabul edilen nesnellik anlayışı bizim için de söz konusudur.” demiştir.Nej förr sova än prata; vi äro folk som känna vår instruktion."
Kardeşleri gibi değildir; daha üst seviye bir anlayış veren aristokratik bir aile tarafından büyütülmüştür.Till skillnad från sina bröder togs hon upp av en aristokratisk familj, som gav henne en överklassmentalitet.
"Doğu Batı". anlayis.net.Tornet – Åh, hör Du mig?
Onun çok sığ, alaycı bir kişiliği ve espri anlayışı vardır.Han har ett något cynisk och sarkastisk sinne för humor.
Rousseau ise Voltaire'in akılcı ve katı deizmini romantik ve esnek bir anlayışla sürdürmüştür.Rousseau insåg liksom Voltaire instinkten och känslans betydelse.
Ağaç dikme anlayışı gelişmediği için, fazla yeşil değildir.Eftersom inga träd kan växa är det också mycket blåsigt.
Neutra keskin bir ironi anlayışı vardı.Något Nour ansåg vara absurt.
J-Rock, genel anlayış olarak Visual kei akımına dahildir.Det bästa är kanske att kalla det J-Visual rock.
Orson Welles'in sinema anlayışına en yakın olan kurgu bu filmde gözleniyor.Orson Welles såg Processen som sin bästa film.
Ayrıca Max Heindel'e göre, Gül-haçlı Tanrı anlayışı ile de ifade edilebilir.Det är också Rosencreuzarnas uppfattning av Gud så som det uttrycktes av Max Heindel.
Bu hiyerarşik eşitsizlik anlayışı, reenkarnasyon inancında kendisine dayanak bulur.Detta tankesätt grundar sig i hans tro på reinkarnation.

İlgili Sayfalar