Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.Film opowiada historie dwóch małżeństw.
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Nakazał pić wino, kiedy jest pragnienie.
Bu sayfa Red Alert oyun serisini anlatmaktadır.Gra zachowała podstawowe mechaniki serii Red Alert.
Björk bu defa bir kadının iç dünyasını anlatmaktadır.Jerzy Boniński tym razem wprowadza do swoich prac osoby.
Atlantis Cable News (ACN) adlı kurgusal kanalın kamera arkasını anlatmaktadır.Akcja koncentruje się na pracy newsroomu telewizji kablowej Atlantis Cable News (ACN).
Şarkı Amerikan yaşam tarzının aşırılıklarını, Amerikan rüyasının görünmeyen karanlık yüzünü anlatmaktadır.Artystka krytykuje amerykański styl życia i sen o wielkości Ameryki.
Dizide ara sıra Brian olayları seslendirerekte anlatmaktadır.Kilkakrotnie ktoś pyta telefonicznie o jakiegoś Pilarskiego.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Istniało kilka wariantów opowieści o nim.
Yazar romanında evinden kaçan Meliha'nın hayatını anlatmaktadır. ^Powieść ma kontynuację w książce Gdzie twój dom, Telemachu?.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan bir ailenin öyküsü anlatmaktadır.Jego rodzina pochodzi z Turcji, która wyemigrowała z Bułgarii.
Bir roman yazmaya başlar, romanında yaşamını anlatmak istemektedir.Mąż spodziewa się, że wreszcie napisze powieść życia.
Düşman uzaylıların dünyayı istilasını anlatmaktadır.Misjonarz wobec obcych światów mówienia.
Film biri erkek biri kadın orta yaşlı iki kardeşin hayatından birkaç günü anlatmaktadır.Film jest opowieścią, o tym jak dwunastu braci miesięcy ratuje dziewczynkę od śmierci w lesie.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.På banden berättar Hannah att det finns tretton skäl till varför hon tagit sitt liv.
Derdi bir aşk hikâyesi anlatmak değil.Jag ville berätta en kärlekshistoria.
Zîrâ, kendisine mahsus bir dili bulunmadığı için veca1 halini anlatmak oldukça güçtür.Han var då så utmattad att han knappt kunde framföra sitt budskap.
Yazar Daniel Defoe bu kitabında … konusunu anlatmaktadır.Författaren Daniel Defoe gav publicitet åt deras sak.
Film, Küresel Isınma ve doğurabileceği sonuçları anlatmaktadır.Filmen handlar om den globala uppvärmningen och dess effekter.
Yazmakla anlatmak çok zor.Skriften är svårdaterad.
Film bir sokak çocuğunun hikâyesini anlatmaktadır.Varje vers beskriver ett barns lidande.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Med hjälp av dessa skulle då det andra laget gissa vilket ordet var.
Giriş paragrafı: Paragrafın anlatmak istediğini, konusunu belirten cümledir.Rubriken ska med ett par få ord berätta vad artikeln handlar om.
Poe şiiri, karısı Virginia'nın hastalığını anlatmak için yazmış olabilir.Вірш для По міг бути способом пережити хворобу його дружини Вірджинії.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Це багато про що говорить.
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.Програма розповідає історію двох торговців.
Bir erkek kedi ile dişi sahibi arasındaki ilişkini kedinin bakış açısından anlatmaktadır.Історія розповідає про стосунки кота і його господині з точки зору кота.
Yazmakla anlatmak çok zor.Соромно писати таке.
1996 yılından günümüze Narin isimli bir kızın hikâyesini anlatmaktadır.В даному романі ми знайомимося з історією дівчинки на ім'я Тенар.
Peter Pan'ın geçmişini anlatmaktadır.Стрічка розповідає про пригоди Пітера Пена.
Tek sevdiği şey evdekilere hayat hikâyesini anlatmaktır.Його найулюбленіше зайняття там — слухати і розповідати історії зі свого життя.
Bu paragraf aslında insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmaktadır.Автор детально описує, яким убогим є життя цих людей.
Bilmeyerek arkadaşının karısını seven bir gencin öyküsünü anlatmaktadır.Чути голос Любави, що сумує про свого чоловіка.
Hastaların aurayı anlatmakta duydukları güçlükler dolayısıyla doktorlar bazen auraları küçümserler.Іноді, щоб проявити повагу до родичів пацієнтів, лікар може запитати їх щодо думок з цього приводу.
Film dönemin yaşantısını anlatmaktadır.Фільм оповідає про життя літніх жінок.
Film, 1970'lerin başında Meksiko'da yaşayan orta sınıf bir ailenin hayatını anlatmaktadır.В основі сюжету стрічки — історія життя звичайної сім'ї середнього класу в Мехіко на початку 1970-х років.
Ona ne olduğunu sordum ama o bana anlatmak istemedi.Я запитав його, що трапилося, але він не захотів розповідати.
Ona ne olduğunu sordum ama o bana anlatmak istemedi.Я запитав її, що трапилося, але вона не захотіла розповідати.
Terim genelde sadece I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve II. Dünya Savaşı'nı (1939-1945) anlatmakta kullanılır.Pojem se používá pro první (1914–1918) a druhou světovou válku (1939–1945).
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Tradovalo se o něm mnoho historek.
Yazmakla anlatmak çok zor.Nestydí se to tam napsat.
Bu eserde olayı L'in gözünden anlatmaktadır.Přes názorové neshody o ní L.
Milliyet’te denediği “çizgili makaleler”i beş-on cümleyle anlatmak istediğini anlatır.Všechny melodické volby, které dělám, jsou kvůli Pet Sounds ".
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Pojednání o případném pití vína.
Dizi 5 kızın hayata karşı mücadelelerini ve anne baba özlemlerini anlatmaktadır.Hudbu jsme jim nenutili, říká máma 5 dětí.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Ovšem jejich vztah je poznamenán vypravěčovou žárlivostí.
Ancak bu kavram, Rus saunasını anlatmak için kullanılır.Ale toto číslo podceňuje velikost ruské ekonomiky.
Bu sayfa Red Alert oyun serisini anlatmaktadır.Tento článek je o epizodě seriálu Červený trpaslík.
Wildstorm'un ürettiği çizgiromanlar eski serilerde gösterilen olayların öncesini anlatmaktadır.Předminulý čas závislý (trapassato remoto) vyjadřuje děje, které se uskutečnily před jinými ději v minulosti.
Film, zaman olarak ilk filmden 57 yıl sonrasını anlatmaktadır.Acțiunea filmului are loc la 57 ani după cea din primul film.
Bütün bunlar olduktan sonra da bütün hikâyesini anlatmak için özel olarak dedektif Norman ile görüşür.Protagonistul se întâlnește cu detectivul Norman și îi povestește acestuia totul despre trecutul său.
Pope hadiseyi eşine anlatmak ister fakat ona Will hakkında hiçbir şey söylemez.Pope și-a mărturisit soției sale aventura extraconjugală, dar nu i-a spus nimic à propos de Will.
Poe şiiri, karısı Virginia'nın hastalığını anlatmak için yazmış olabilir.Poemul ar fi putut fi un mijloc al lui Poe de a se confrunta cu boala soției sale Virginia.
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Schimbă-ți felul în care gândești despre vin.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Realizează că este gelos pe tânărul din tablou.
Film çok yakın iki arkadaşın aynı gizemli adama tutulmasını anlatmaktadır.Portretele surprind același individ misterios.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Mai am multe să te învăț.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."Acela era autorul acestei cărți.”
Ama bunu ailesine yakınlarına anlatmak ve ikna etmek düşündüğü kadar kolay olmayacaktır.Obișnuiești să le spui celor apropiați ce greu îți este, nu-i așa?
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Trebuie făcută deosebirea între validitatea argumentării și corectitudinea concluziei.
Wildstorm'un ürettiği çizgiromanlar eski serilerde gösterilen olayların öncesini anlatmaktadır.Lady Brackenstall le povestește evenimentele petrecute în seara anterioară.