Ana içeriğe geç
Sözlük

anlatmak ile cümle

anlatmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gençlik, bebeklikten yetişkinliğe kadar olan dönemi anlatmak için kullanılan terim.Acestea sunt efectuate pentru a marca trecerea de la copil la vârsta adultă.
Bilmeyerek arkadaşının karısını seven bir gencin öyküsünü anlatmaktadır.Din punct de vedere al versurilor, acesta spune povestea unui băiat îndrăgostit de o fată.
Hikâye bir zombi kıyametinin ortasında yakalanan bir grup lise öğrencisini anlatmaktadır.A történet egy csoport középiskolás diákot követ, amint egy zombi apokalipszis közepébe csöppennek.
Terim genelde sadece I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve II. Dünya Savaşı'nı (1939-1945) anlatmakta kullanılır.A kifejezés általában az első világháborúra (1914–1918) és a második világháborúra (1939–1945) vonatkozik.
7 kişinin bir günde başına gelenleri anlatmaktadır.Beszámolnak egymásnak, kinél mi történt egy nap alatt.
2012'de kitabı ve 2016 yılı yapımı Queen Of Katwe isimli film, hayat hikâyesini anlatmaktadır.Életéből 2012-ben könyv 2016-ban film készült Katwe királynője (Queen of Katwe) címen.
Washington, DC'de Afroamerikan'lıların yaşamını anlatmaktadır.A dalokban az afroamerikai emberek élettapasztalatai jelentek meg.
Kitap, 15 yaşındaki kaykaycı Sam'in hayatının, kız arkadaşının hamile kalmasıyla değişmesini anlatmaktadır.A főszereplő egy 15 éves gördeszkás, Sam, akinek élete gyökeresen megváltozik, miután a barátnője terhes lesz.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Sok mindent kellett vizsgálni.
Yazmakla anlatmak çok zor.Nagyon nehéz szavakkal leírni.
Dizi aslında 1997 yılından sonrasını anlatmaktadır.Verseit 1997-től az Ezredvégben közölte.
Bu kitapta Helen, Anne Sullivan'ı anlatmaktaydı.Az iskola volt diákját, Anne Sullivant küldte a családhoz Helen tanítójául.
Biz Socrates ismiyle farklı bir şey anlatmak istedik.Nagyobb példányait a fogas névvel különböztetik meg.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."Így született meg ez a könyv.”
Said Nursî'nin hayatını anlatmaktadır.Le Beau az udvari élet mesterkéltségét jeleníti meg.
Diziyi kendisinin büyüklüğü (Jim Parsons) dış ses olarak anlatmaktadır.A karakter megformálója Jim Parsons.
Derdi bir aşk hikâyesi anlatmak değil.Mondhatnánk, hogy szerelmi történet.
Strabon, kentin iki bölümden oluştuğunu anlatmaktadır.Sztrabón szerint külön várost is építtetett rajta.
Don't Cry, November Rain ve Estranged şarkıları beraberinde bir aşk hikâyesini anlatmaktadır.A Don't Cry, a November Rain és az Estranged klipjei nagy sikerrel futottak a zenecsatornákon.
Ayrıca Asya'daki siyasi bölünmeyi anlatmak için çok da doğru bir ifade sayılmazdı.Nem járt sok haszonnal az sem, ha például New Yorkból politikai vonatkozású utasítás érkezett.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Kaseteilla Hannah kertoo kolmetoista syytä miksi hän riisti oman henkensä.
Film Versay Sarayı'nda yaşayanların insanların karakterlerini anlatmaktadır.Elokuva kertoo henkilöistä, jotka ovat asuneet Versailles'n palatsissa.
Film Pennsylvania'da kaçırılan iki kız çocuğunun aranması sürecinde yaşanan olayları anlatmaktadır.Elokuva kertoo kahden kiitospäivänä katoavan pikkutytön etsinnöistä Pennsylvaniassa.
Tek sevdiği şey evdekilere hayat hikâyesini anlatmaktır.Hän rakastaa kertoa tarinoita kokemuksistaan.
Film FBI yöneticisi J. Edgar Hoover'ın kariyerini, özel hayatını ve gizli eşcinsel olduğunu anlatmaktadır.Elokuva käsittelee FBI:n johtajan J. Edgar Hooverin elämää, muun muassa hänen väitettyä homoseksuaalisuuttaan.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Kaksi muuta näyttelijää yrittävät arvata, mitä hän esittää.
Levi'nin geçmişini ve Erwin ile nasıl tanıştıklarını anlatmaktadır.Levin tarina kertoo Levin ja Erwinin kohtaamisesta ennen sarjan tapahtumien alkua.
Edward hala hikâye anlatmak konusunda ustadır.Edward kuitenkin selittää olevansa luonteeltaan tarinankertoja.
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?Jos voimme tehdä salamoita, miksi emme voi käyttää niitä hyväksemme?
Alaska'nın altında kalan bir parçayı anlatmak için kullanılır.Tämä artikkeli kertoo Alaskassa olevasta saaresta.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Korrespondenssiteoreetikko voi tehdä myös jaon totuuden ja totuudenkaltaisuuden välillä.
Dishonored, İmparatoriçenin koruması Corvo Attano'nun hikâyesini anlatmaktadır.Pelin päähahmo on keisarinnan henkivartija Corvo Attano, joka lavastetaan syylliseksi keisarinnan murhaan.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Miesseurassa hän oli maineestaan mustasukkainen.
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Sopii hyvin viinin valmistukseen.
Tüm hikâye boyunca anlatıcı, savaşın insanlar üzerinde yaptığı yıkım ve ölümü anlatmaktadır.Ei katumusta) kertoo sodasta ja siinä tapahtuvasta tappamisesta.
Kinaye başka bir deyişle gerçeği mecaz yoluyla dolaylı olarak anlatmaktır.Muita merkityksiä on täsmennyssivulla Totuus.
Heath ile yaşananları anlatmak çok zor geliyor" dedi.Hahnin kanssa minun täytyy selvittää, kuka hän on."
Şarkıda üflemeli çalgılar hocasının kızına olan aşkını anlatmaktadır.Τραγουδούν λυπητερά τραγούδια που αναφέρονται στο φευγιό της νύφης από την οικογένειά της.
Bu sayfa Electronic Arts tarafından geliştirilen bir oyunu anlatmaktadır.Το παιχνίδι δημοσιεύθηκε από την Electronic Arts.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Δεν υπάρχουν πρότυπα για την διάκριση μεταξύ αληθείας και ψεύδους.
Tüm hikâye boyunca anlatıcı, savaşın insanlar üzerinde yaptığı yıkım ve ölümü anlatmaktadır.Κατέκρινε και καυτηρίαζε σε όλη του τη ζωή το ψέμα και την υποκρισία.
Yollanan prensin yolda öldürüldüğünü Hitit kaynakları anlatmaktadır.Η λαϊκή παράδοση λέει ότι εδώ σκοτώθηκε μία πριγκιποπούλα από προδότη κατά την πολιορκία.
Film Irak Savaşı'nda bir askeri birliğin başından geçenleri anlatmaktadır.Η ταινία περιγράφει τις εμπειρίες μίας ομάδας πυροτεχνουργών κατά τη διάρκεια του πολέμου στο Ιράκ.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.I disse bånd forklarer Hannah de 13 grunde til at hun dræbte sig selv.
Parsifal Amfortas'a huzuruna çıkıp uzun serüvenini anlatmak istemektedir (Zu ihm, des tiefe Klagen.)Parsifal fortæller om sit ønske om at vende tilbage til Amfortas ("Zu ihm, des tiefe Klagen").
Hikâye cadıların maceralarını anlatmaktadır.Historien drejer sig om Vølsungernes eventyr.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Der er så meget at se.
Bu sayfa Electronic Arts tarafından geliştirilen bir oyunu anlatmaktadır.Spillet er udgivet af Electronic Arts.
Allah'ın Süngüleri bu direnişin öyküsünü ve onun kahramanlarının anlatmaktadır.Historien om Guds projekt omfatter både Jesu og hans tilhængeres ord og handlinger.
Amaç erkeklerin vefalı olduğunu kıza anlatmaktır.Beretningen forklarer, hvorfor kvinden er underlagt manden.
Bu paragraf aslında insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmaktadır.Det er personligheden, der afgør, hvordan man lever sit liv.
Resimleri Berlin'deki işçi sınıfının anlatmaktaydı.De var udsendte af det geografiske selskab i Berlin.
Düşündüm de, belki, başlangıç olarak sadece aklımdakileri anlatmak iyi olur.Vi skal, som du måske husker, tidligt op.
Peter Pan'ın geçmişini anlatmaktadır.Måske har Philip Lange lært af broderen.
Sana anlatmak istedim.Jeg ønskede at fortælle dig det.
Film FBI yöneticisi J. Edgar Hoover'ın kariyerini, özel hayatını ve gizli eşcinsel olduğunu anlatmaktadır.Filmen handler om J. Edgar Hoover, hans liv og karriere i FBI.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."Det var forfatteren av denne boken.»
Derdi bir aşk hikâyesi anlatmak değil.For ikke å snakke om kjærlighetsbånd?
Noel babanın ne olduğunu bilmeyen bir noel babanın hikâyesini anlatmaktadır.Markusevangeliet forteller ikke noe om hvem som er faren til barnet.
Roman, dünyayı dolaşmak amacıyla yola çıkan iki çocuğun başından geçen olayları anlatmaktadır.Den handler om to unge gutter som reiser rundt i verden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
anlatmak ile cümle - Sayfa 10 - anlatmak kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App