Ağrıyan dişi onun konuşmasını, kendini anlatmasını engellemektedir.Grief itself prevents speaking out.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.The Tale of the Jealous Wife is aired.
İşte anlatmak istediğim tam olarak bu."That is all I desire to say."
Bu tür teoriler, tipik karakteristik uzunluk ölçeği ile klasik fizik işlemlerini anlatmaktadır.Such theories typically describe classical physical processes with no characteristic length scale.
Bu onun kendi sanatçı bakışını yazı olarak anlatmaya çalıştığı ilk denemesi olmuştur.This was his first major attempt to express his artistic theory in writing.
Bu sırada Jimmy de Osgood'a onunla evlenemeyeceğini anlatmaya çalışmaktadır.Joe convinces Jerry that he cannot actually marry Osgood.
Peter Pan'ın geçmişini anlatmaktadır.It is a prequel to the story of Peter Pan.
Edward hala hikâye anlatmak konusunda ustadır.Alice continues to tell her story.
Bölüm, Lisa'nın depresyonunu ve saksofon çalarak bunu yüceltmeye çalışmasını anlatmaktadır.The episode deals with Lisa's depression and her attempts to sublimate it by playing her saxophone.
Örneğin bir kuş resmi kuştan ziyade "uçmak" eylemini anlatmak için kullanılıyordu.For instance, we commonly refer to birds "learning" to fly.
Derdi bir aşk hikâyesi anlatmak değil.It is a pure love story.
Oglivy ''Ürününüzü asla şarkılarla anlatmaya çalışmayın.Never Try to Teach a Pig to Sing.
Eğer hikâyelerini anlatmam için beni zorlamazlarsa, okuyucunun ilgileneceğine inanmam.As long as they remain loyal to me, I will not doubt them.
Cherubino Susanna'dan kendisini nâmına Kontes'le konuşmasını ve ona olan aşkını anlatmasını ister.Cherubino wants Susanna to ask the Countess to intercede on his behalf.
Oyun, kadın-erkek ekseninde değişen ve kurulan dengeleri anlatmaktadır.Those who knew him alternately used masculine and feminine pronouns.
Film çekildiği yöntem nedeniyle bütün hikâyeyi tersten anlatmaktadır.But it all depends on what type of film it is.
Spike gördüğü anıyı Buffy'ye anlatmaz.Giles does not recognize Spike from Buffy's description.
Genellikle, bir tür tanımlar dizesinin mantıki açıdan devamını anlatmak için kullanılır.In logic, a set of symbols is commonly used to express logical representation.
Richard Franklin tarafından yönetilen film, zaman olarak ilk filmden 22 yıl sonrasını anlatmaktadır.According to Richard Franklin, filming lasted 32 days.
Gelecekte gerçekleşecek olayları anlatmaya yarayan zamandır.Time will tell what the future holds.
Anlatma zamanı ile vaka zamanı içiçedir, olaylar şimdiki zaman kipiyle anlatılır.The other concerned with Time but is a time in which text actualized.
Willow, nedenini de anlatmadan acilen L.A.'e doğru yola çıkar.She leaves immediately and goes to L.A. without telling why.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.May discusses the difference between affirmation and acceptance.
İsa' ya idam günü kendi çarmıhının taşıtılması olayını anlatmaktadır.Christ Carrying the Cross refers to Jesus's journey to his crucifixion.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.You don't have to point out these things to our people.
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.The film deals with the story of two brothers.
Bu aşamadan sonra öykülerinde kişilerin iyiliklerini ve onları ne kadar sevdiğini anlatmaya başladı.Even now people come up to me and tell me how much they liked the character.
Film bu durumdan kurtulmak için verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.This film has given me the opportunity to get rid of that tag.
Grand Theft Auto: Vice City Stories'in 1 yıl öncesini anlatmasıdır.Grand Theft Auto: Vice City Stories ....
Bu gerçekten bir güven aralığının kurulmasında kullanılacak özel bir yordamı anlatmaktdır.In fact, this relates to one particular way in which a confidence interval may be constructed.
Bu madde Gürcistan'ın Özerk bölgesi Acara'nın tarihini anlatmaktadır.The article refers to the history of Georgia's autonomous province of Adjara.
Genellikle bu zıt düşünceler onlara bir şeyleri anlatma çabası içerisindedir.Oftentimes, these rattles are meant to represent something.
Ağabeylerinin ne yaptıklarını kendisine anlatmasını tembihledi.Her brother asks her what they should say about him.
Yazmakla anlatmak çok zor.It is hard to say just how I write.
Bu inançlar, firavunların otoritesinin tanrısal olduğunu, tanrısal düzene dayandığını anlatmaktaydı.The people here believe that it is the benediction of the god that the locality is quite peaceful.
Eutropius ise ordusunun Carinus'u yüzüstü bıraktığını anlatmaktadır.Tascius confesses how he had abandoned Vulcan.
Donna'ya gerçeğin bu dünya olmadığını anlatmaya çalışır.And the government is not telling the truth about Vietnam.
Sokrates anlatmaya başlar.Socrates Move forward.
Yaşlı kadın Edward'ın hikâyesini anlatmaya başlar...Joan begins to believe Sally's story.
Tek sevdiği şey evdekilere hayat hikâyesini anlatmaktır.I love what he is saying about education.
Bunu genç dinleyicilerine böyle öğretmeye çalışırsan daha DOĞRU şekilde anlatmalısın," yazdı.If you want them to be more intelligent, read them more fairytales."
Bu kitap Japon insanlarına Amerikan kampüs hayatını anlatmak amacıyla yazılmıştı.This book has been pivotal to understanding African American women's lives.
Ayrıca eserde zaman zaman konuyu anlatmak için çeşitli hikâyelere de yer verilmiştir.In addition to delivering the post she also has lots of stories to tell.
Aşağıdaki maddeler özellikle Android işletim sisteminde sağlanan mekanizmaları anlatmaktadır.The following points highlight mechanisms implemented in operating systems, especially Android.
Film farklı sosyal sınıflardan gelen iki genç kızın yakınlaşmasını anlatmaktadır.The film focuses on the lives of three women of different social classes who get publicly harassed.
Bu romanda masum bir genç kızın aldatılışını ve çektiği acıları anlatmaktaydı.The story is also about the journey and loss of innocence of a young boy.
Bunun üzerine kaptan farklı bir hikaye anlatmaya başlar.However, the villagers tell a different story.
Sonra onlara anlatmaya başladı,So he starts to tell them, and he's like,
Pek anlatmak istemedi.And she was reluctant to tell me.
Onlara en çok anlatmak istediğimiz hikaye nedir?What is the story you most want for them to tell?
Gönüllü hastabakıcılar üzerinden bir hikaye anlatmayı denedim.I tried to tell the story through the work of caregivers.
Sana her şeyi anlatmak için geldim.I came to tell you everything.
Ha Ni'nin bana böyle önmeli bi şeyi anlatmamasına imkan yok.There is no way Ha Ni won't tell me the big news.
Bunu daha detaylı anlatmak istiyorum çünkü genelde şekil böyle verilmez.And I want to make this very clear, because you never see it drawn this way.
4.6 milyarlık bir tarihi 18 dakika içinde anlatmak istiyorum.I want to talk about 4.6 billion years of history in 18 minutes.
Hayır, bu benim anlatmak istediğim şey değil.God, and you just have to live with it. No, that's not my point.
Bu, zihnimde, evrimin anlatmak istediği şeydir.This is, in my mind, what evolution speaks to.
Sizlere tutkuyla ilgili bir kaç öykü anlatmak için buradayım.I'm here to tell you a few tales of passion.
Ve size anlatmak istediğim bizim bu yolculuklardan ne öğrendiğimiz.And so, what I'd like to do now is to tell you about what we've learned in those journeys.
Sadece hikaye anlatıyor olmak için hikaye anlatmayız.We don't only tell stories when we set out to tell stories.