Tom espriler anlatmayı sever.Tom likes to tell jokes.
Bana, neler olduğubu anlatmak ister misin?Do you want me tell you what's going on?
Bunun nasıl olduğunu sana anlatmamı ister misin?Do you want me to tell you how it happened?
Gerçekte ne olduğunu sana anlatmamı ister misin?Would you like for me to tell you what really happened?
Tom'a yarın gerçeği anlatmak zorundayım.I have to tell Tom the truth tomorrow.
Neyi yanlış yaptığını sana anlatmamı ister misin?Do you want me to tell you what you're doing wrong?
Neyi yanlış yaptığını sana anlatmama izin ver.Let me tell you what you're doing wrong.
Sami neye ihtiyaç duyduğunu Leyla'ya anlatmadı.Sami didn't tell Layla what he needed.
Sami ne istediğini Leyla'ya anlatmadı.Sami didn't tell Layla what he wanted.
Sami başka kimseye anlatmadı.Sami didn't tell anybody else.
Tom'un kimseye anlatmadığı bir sırrı var.Tom has a secret he's never told anybody.
Tom olup bitenleri bana anlatmadı.Tom didn't tell me what was happening.
Bunu kimseye anlatmamanı söylemiştim sana.I told you not to tell that to anyone.
Tom'a her şeyi anlatmak zorunda kalacağız.We're going to have to tell Tom everything.
Tom, Mary'den John'a anlatmamasını istedi.Tom asked Mary not to tell John.
Ona anlatmasan daha iyi olur.You'd better not tell her.
Olanları ona anlatmanın nesi yanlış?What's wrong with telling her what happened?
Az önce anlattığın şeyi kimseye anlatmayacağım.I'll never tell anybody what you just told me.
Tom'a ne olduğunu anlatmak istiyorum.I want to tell Tom about what happened.
Tom, Mary'nin olanları John'a anlatmasına kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary telling John about what had happened.
Bunu sana daha önce anlatmalıydım.I should have told you earlier.
Hiç dinlemiyorsun. Sana laf anlatmak duvara konuşmak gibi.You never listen. Talking to you is like talking to a wall.
"Amerikanlaşmış Meksika yemekleri ve yemek konumlarını anlatmak için Beş Yol.""Five Ways To Tell You're Eating Americanized Mexican Food."
Müzik yazarken kişisel hikâyeler anlatmayı gerçekten düşünmüyorum.I don't really think about telling personal stories when I'm writing music.
Josephus ve Filon, Essenileri ayrıntılı olarak anlatmaktadır.Josephus and Philo discuss the Essenes in detail.
1780'de yayınlanan bir Fransız el kitabı da çikolata likörünü anlatmaktadır.A French manual published in 1780 also describes chocolate liqueur.
Bu çalışma ayrıca bir erkek çocuğunun sıradışı cinsel fantezilerini de anlatmaktadır.We also are given a look into the boy's strange sexual fantasies.
Kalabalık tarafından çevrilince Bart, önceki gün yaşananları anlatmaya başlar.Surrounded by the mob, Bart begins to explain the events of the previous day.
Garsona Clara hakkında bir "hikâye" anlatmaya başlar.He begins to tell her a "story" about Clara.
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?If we find it difficult in our own language, why should we?
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.They explain to him about his past.
Dördüncü sezon, kazadan sonraki 91. günden itibaren yaşanan olayları anlatmaktadır.Season 4 continues the story 91 days after the crash.
Bamako, Mali halkının adaleti bulduğu bir halk “mahkeme”sini anlatmaktadır.Bamako shows a community “court” where the people of Mali can find justice.
Pope hadiseyi eşine anlatmak ister fakat ona Will hakkında hiçbir şey söylemez.Pope confessed to his wife about the affair, but did not tell her about Will.
Destanın ikinci kısmı Odysseus’un hikayesini anlatmasıdır.The second part recounts the story of Odysseus.
Okuma, yazma, hikâyeler anlatma ve kelimeleri tarihleriyle birlikte hatırlamada iyidirler.They are typically good at reading, writing, telling stories and memorizing words along with dates.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.I had a lot to say.
Andrew bunun ardından anlatmaya başlar.Andrew is about to find out.
Sonra Truva’dan dönüş hikâyesini anlatmaya başlar.He then begins to tell the story of his return from Troy.
Go Ask Malice isimli roman ise Faith'in onunla daha önceki karşılaşmalarını anlatmaktadır.The novel Go Ask Malice describes Faith's earliest encounters with him.
Poe şiiri, karısı Virginia'nın hastalığını anlatmak için yazmış olabilir.The poem may have been Poe's way of dealing with the illness of his wife Virginia.
Sarı fırtına lakabı onun hızını ve oyun içindeki etkisini çok rahat anlatmaya yeterlidir.The yellow storm name is enough to tell her the speed and the effect in the game very easily.
Steve'in son hareketi o güne kadar yaptığı en büyük hikâyesini kendi editörü anlatmaktır.Steve's last act is to tell his editor that he's got his biggest story ever.
Newton’un kafasına düşen elma bu durumu anlatmak için kullanılabilir.The apocryphal apple that fell on Newton's head can be used to illustrate the issues involved.
Film, genç bir hemşirenin, kuzeninin intiharı sonrasında, bununla mücadele etmesini anlatmaktadır.A young nurse struggles after her cousin's suicide.
Bugüne kadar, aynı teknikler kullanılarak yerçekimini anlatma çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı.Efforts to describe gravity using the same techniques have, to date, failed.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."This book does that."
Ama Mayısın Üçü hiçbir katarsis anını anlatmaya çalışmaz.The Third of May offers no such cathartic message.
Anlatmadım mı?Did I tell you?
Buffy ve Merrick, onu kurtarmak için gelirler, Amylin de olanları Lothos'a anlatmak için kaçar.Buffy and Merrick arrive to rescue him and Amilyn leaves the fight to talk to Lothos.
Parsifal Amfortas'a huzuruna çıkıp uzun serüvenini anlatmak istemektedir (Zu ihm, des tiefe Klagen.)Parsifal tells of his desire to return to Amfortas ("Zu ihm, des tiefe Klagen").
Resimleri Berlin'deki işçi sınıfının anlatmaktaydı.His paintings centered on the working class of Berlin.
2012'de kitabı ve 2016 yılı yapımı Queen Of Katwe isimli film, hayat hikâyesini anlatmaktadır.She is the subject of a 2012 book and a 2016 film called Queen of Katwe.
Anlatmak istediğim hikayenin tamamını anlatabilmek için kitabı ikiye bölmek zorunda kalacaktım.I think it's time for me to tell you the whole story.
Hikâye bir zombi kıyametinin ortasında yakalanan bir grup lise öğrencisini anlatmaktadır.The story follows a group of high school students caught in the middle of a zombie apocalypse.
Kadın tarihini, kültürünü veya sanatını toplumlara anlatmak istemektedirler.They want to provide insight into female history, culture or art to an interested public.
Akio Morita kitapta ailesinin kökenlerini ve Sony'nin nasıl kurulduğunu anlatmaktadır.Morita introduces the origins of his family, and how Sony was founded.
Beckett'ın anlatmak istediği ölümün kendisi değil, ölüm anının sonsuz defa tekrarlanmasıdır.What Beckett wants to represent is the endless repetition of dying moments rather than death itself.
Söylemek istediklerini soyut bir dille anlatmaya çabaladılar.They speak what they have understood.
Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var.But there are things which you have said which I do not like.