Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Nó cho phép chúng tôi làm tươi mới hình ảnh và kể những câu chuyện mới,
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Nos está permitiendo obtener imágenes novedosas y contar historias inéditas.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Permite-nos captar novas e frescas imagens, e contar novas histórias.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Sie erlauben uns, frische, neue Bilder zu bekommen und brandneue Geschichten zu erzählen.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Teknologi memungkinkan kami mendapat gambar baru dan segar dengan kisah yang baru.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Umožňuje nám získat nové, svěží záběry a zbrusu nové příběhy.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.We kunnen frisse nieuwe beelden laten zien en splinternieuwe verhalen vertellen.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Μας επιτρέπει να βρίσκουμε φρέσκιες, νέες εικόνες και να διηγούμαστε ολοκαίνουργες ιστορίες.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Они позволяют делать свежие снимки и рассказывать новейшие истории.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Тя ни позволява да получим нови изображения и да разкажем чисто нови истории.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.היא מאפשרת לנו להשיג תמונות חדשות ועדכניות ולספר סיפורים חדשים.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.فهي تمكننا من الحصول على صور نقية و غريبة و من رواية قصص مميزة و جديدة.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.物語を伝えることができます デイビッド・アッテンボローと制作した ー
Bu çağrışımların orada olmasının tek sebebi bunları birinin kendi derdini sana anlatmak için vermiş olması.Man glaubt, dass diejenigen, die einem diese Assoziationen gaben, wissen, wovon sie sprechen.
Bu çağrışımların orada olmasının tek sebebi bunları birinin kendi derdini sana anlatmak için vermiş olması.Y vienen porque ella cree que quien le dio esas asociaciones sabe de lo que está hablando.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.Avevano l'aria di sapere cosa fosse questo mostro, ma non mi hanno detto nulla.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.Creo que sabían algo sobre ese monstruo, pero no me dijeron nada.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.De vidste noget om monsteret, men de nægtede at sige noget.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.Eles pareciam conhecer este monstro, mas não me disseram nada.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.He vaikuttivat tietävän jotain hirviöstä, mutta eivät kertoneet.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.Zachowywali się tak, jakby wiedzieli coś o tym potworze, ale nie chcieli nic wyjawić.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.Μου φάνηκε ότι γνώριζαν γι' αυτό το τέρας, αλλά δεν μου είπαν τίποτα.
Bu canavar hakkında bilgileri var gibiydi ama bana bir şey anlatmadılar.У них был такой вид, будто они знали об этом монстре, но они ничего мне не сказали.
Bu çekimin oluşunu ya da membrana bağlı proteinleri detaylı anlatmayacağım.Ich gehe nicht in die molekularen Einzelheiten der Anziehung und der Oberflächenproteine.
Bu çekimin oluşunu ya da membrana bağlı proteinleri detaylı anlatmayacağım.Nie będę mówił szczegółowo, na czym to "zainteresowanie" polega, ani o wszystkich białkach związanych z błoną.
Bu çekimin oluşunu ya da membrana bağlı proteinleri detaylı anlatmayacağım.Няма да навлизам в подробности за причината за привличането и мембранно свързаните протеини.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Ceea ce vine în sprijinul părerii mele, demonstrând că nici măcar nu a transpirat când a zis asta.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Ce qui confirme mon point de vue et montre qu'en disant cela il n'a pas eu chaud du tout.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Což potvrzuje moji domněnku a ukazuje, že se ani nezpotil, když to řekl.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Dat ondersteunt mijn punt en hij zweette niet eens toen hij dat zei.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Eso respalda mi argumento y demuestra que ni siquiera sudó al decir eso.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Ez igazolja az én állításomat és mutatja, hogy még csak bele sem izzadt, amikor ezt mondta.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Hvilket bakker min pointe op og viser, at han ikke engang var nervøs, da han sagde det.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.이것은 제 주장을 뒷받침하고, 그가 이 말을 할 때 심지어 땀조차 흘리지 않았다는 것을 보여주죠.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.O que suporta o meu ponto e mostra que ele nem sequer se esforçou, quando disse isso.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Questo rafforza il mio argomento e dimostra che non ha dovuto sudare sette camicie per dirlo.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.To potwierdza moje wnioski, i pokazuje, że nawet głos mu nie zadrżał przy tych słowach.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Was mein Argument unterstützt, und er ist dabei nicht mal ins Schwitzen gekommen.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Το οποίο υποστηρίζει την άποψη μου και δείχνει ότι δεν ίδρωσε καν όταν το είπε αυτό.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.Це підтримує мою точку зору і показує, що він навіть не спітнів, коли сказав це.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.מה שמגבה את הנקודה שלי ומראה שהוא אפילו לא הזיע כשהוא אמר את זה.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.وهو ما يدعم وجهة نظري ويبين أنه حتى لم يرهقه قول ذلك.
Bu da benim anlatmaya çalıştığım şeyi destekliyor ve bunu derken ter bile dökmediğini gösteriyor.彼は汗もにじませず 言ってのけました 汗と言えば まだその話をしていませんでした
Bu da en bir şeyi açık bir şekilde anlatmanın en zevkli yoludur. .Das ist eine raffinierte Möglichkeit zur Beschreibung etwas ziemlich unkompliziert.
Bu da en bir şeyi açık bir şekilde anlatmanın en zevkli yoludur. .To je totiž fantastický způsob jak něco popsat dost zřetelně.
Bu da en bir şeyi açık bir şekilde anlatmanın en zevkli yoludur. .簡単です。 これは、発熱量を追加するいると言ってみましょう。
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Abbiamo dimostrato che la narrazione ha delle linee guida, non regole facili e stringenti.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.A to iba ďalej potvrdilo, že rozprávanie príbehu má smernice, nie tvrdé, pevné pravidlá.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Daran wurde deutlich, dass Geschichtenerzählen zwar Richtlinien, aber keine starren Regeln hat.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Dit toonde aan dat er richtlijnen zijn voor verhalenvertellen, geen harde, snelle regels.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.E serviu apenas para provar que a narrativa de histórias tem diretrizes, em vez de regras rígidas, severas.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.És ez csak bebizonyította, hogy a mesemondásnak irányelvei vannak, nem szigorú szabályai.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Et ça prouvait tout simplement que la narration a des lignes directrices, pas des règles rigides.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.그것은 단지 스토리텔링이 가이드 라인이나 지켜야 할 규칙같은 것이 있다는 것을 증명하게 했습니다.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Och det bevisar bara att historieberättande har riktlinjer, inte fasta regler.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Og det beviste bare, at fortællinger har retningslinjer, ikke hårde, faste regler.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Şi s-a dovedit că povestirea are linii directoare, nu reguli solide şi grele.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Udowodniło to, że historie rządzą się swoimi prawami, nie twardymi zasadami.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Ukázalo se, že vyprávění příběhů má určitá vodítka, ne pevná a jasná pravidla.
Bu da hikaye anlatmanın katı, sabit kuralları değil, ana esasları olduğunu kanıtladı.Và điều đó chúng tỏ việc kể chuyện thực sự có phương cách, không khó, những quy tắc gọn.