Bir örnekle anlatmaya başlayayım.Дозвольте мені почати з прикладу.
Bir örnekle anlatmaya başlayayım.Нека започна с един пример.
Bir örnekle anlatmaya başlayayım.Позвольте мне начать с примера.
Bir örnekle anlatmaya başlayayım.אתחיל בדוגמה.
Bir örnekle anlatmaya başlayayım.لنبدأ بذكر مثال:
Bir örnekle anlatmaya başlayayım.いまスクリーンに流れているのは
- Bir resmin ne ifade ettiğini anlatmak çok güç.E foarte greu să explici un tablou. Nu trebuie.
- Bir resmin ne ifade ettiğini anlatmak çok güç.É muito difícil explicar uma pintura, não é? Não precisas de o fazer.
- Bir resmin ne ifade ettiğini anlatmak çok güç.Enfin, c'est pas facile d'expliquer une toile. Non, c'est pas la peine.
- Bir resmin ne ifade ettiğini anlatmak çok güç.Het is moeilijk om een schilderij uit te leggen.
- Bir resmin ne ifade ettiğini anlatmak çok güç.Nagyon nehéz egy festményt megmagyarázni. Nem is kell.
- Bir resmin ne ifade ettiğini anlatmak çok güç.O sea, es muy difícil de explicar una pintura, ¿verdad? No, no tienes que hacerlo.
Bir saattir bunu anlatmaya çalışıyorum.Μην πάρεις το αμάξι.
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.그리고 이건 전쟁 군인들의 얘기를 가감없이 얘기할 수 있는 일생일대의 기회라는 것을 깨달았습니다.
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.Me di cuenta de que era una oportunidad única en mi vida: Poder narrar la historia de un soldado en directo.
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.ותפשתי שזו הזדמנות של פעם בחיים לספר את סיפורו של לוחם תוך כדי התרחשותו.
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.و ادركت ايضا ان هذه فرصة تأتي مرة واحدة في الحياه لسرد قصة حياة محارب كما هي .
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.またとない機会だとも気づきました その夜は興奮したまま眠りに就きました
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...A teraz jeszcze jeden zwrot akcji.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...C'è un altro colpo di scena meraviglioso in questa storia.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Det finns, enligt mig, ytterligare en fantastisk knorr på den historien.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Diese Geschichte hat, denke ich, noch eine wunderbare Wendung.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Esta historia tiene otro giro maravilloso, diría yo.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Há ainda outra surpresa neste conto maravilhoso.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Ik vermoed nog één wonderlijke wending aan dit verhaal.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Il y a, je pense, un merveilleux rebondissement de plus à cette histoire.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Je tu ještě jeden další, řekl bych, úžasný zvrat.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...또 굉장히 놀라운 사실을 하나더 말씀드리지요.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Mai e o întorsătură frumoasă, zic eu, a poveştii ăsteia.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Tento príbeh skrýva, myslím, ešte jednu úžasnú pointu.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Van még egy - szerintem - csodálatos csavar ebben a történetben.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Υπάρχει μία ακόμα, νομίζω, εκπληκτική τροπή σε αυτή την ιστορία.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...Вот ещё один замечательный, я считаю, поворот в этой истории.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...В тази приказка има още един чудесен според мен обрат.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...יש עוד תפנית אחת לסיפור
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...هناك شيء آخر ، على ما أعتقد ، تحول جميل في الحكاية.
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...私たちがつくった番組の中で
Bir sonraki büyük işimizi anlatmak için buradayım aslında.Ich bin hier, um über die nächste große Sache zu reden.
Bir sonraki büyük işimizi anlatmak için buradayım aslında.Ik ben hier om te praten over de opvolger.
Bir sonraki büyük işimizi anlatmak için buradayım aslında.저는 '다음에 올 큰 것'을 이야기하고자 왔습니다.
Bir sonraki büyük işimizi anlatmak için buradayım aslında.הגעתי לכאן כדי לדבר על הדבר הגדול הבא
Bir sonraki büyük işimizi anlatmak için buradayım aslında.أنا هنا لأتحدث عن الخطوة الكبيرة القادمة
Bir sonraki büyük işimizi anlatmak için buradayım aslında.我々は、リアルタイムに
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Drop nu det gylle, Envy!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy! -Hey!Älä puhu tuollaista roskaa, Envy!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Não nos digas tretas dessas, Envy!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Nie gadaj nam takich bzdur, Envy!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!No nos cuentes mentiras, Envy. - ¡Eh!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Non venirci a raccontare queste scemenze, Envy!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Snacka inte skit, Envy!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Μη μας λες τέτοιες βλακείες, Ένβι!
Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Не корми нас этими сказками, Зависть!
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.Autorzy mówią o prawie natury do określania, kim jesteśmy.
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.Ci parlano del potere della natura per dirci chi siamo noi.
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.De talar om naturens makt att säga vilka vi är.
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.Eles falavam sobre o poder da natureza para nos dizer quem somos nós.
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.Hablan del poder de la Naturaleza para decirnos quiénes somos.
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.Họ nói về quyền năng của đấng tự nhiên để nói cho ta biết ta là ai.
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.Hovorí o sile prírody, ktorá nám odhalí, kto vlastne sme.
Bize kim olduğumuzu anlatmak için doğanın gücü hakkında konuşuyorlar.Ils parlent du pouvoir de la nature pour nous dire qui nous sommes.