"Time", zamanın biz farkına varmadan ne kadar hızlı geçtiğini anlatmaktadır.가사는 "방금 무엇이 벌어졌는지 기억하는데 너무 오래걸렸어.
Evliliğinde herkese ne olduğunu anlatmak istedi.결혼한다는 소식을 알려 시간을 벌 생각이었던 것이다.
Kitabın anlatmasını istediğim şeyi tam olarak aktarıyor." ^ "Love, Simon".서울: 예문각. 이 책에서는 “사랑, 기억하고 있습니까?”라고 번역하였다.
Grand Theft Auto: Vice City Stories'in 1 yıl öncesini anlatmasıdır.Grand Theft Auto Vice City는 2002년에 출시됐다.
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?본인의 말 앞에 상대의 말이 있다면, 말을 넘어갈 수 있다.
Örneğin, "Ötesi" kelimesini anlatmak zor olacağı için "Öt" hecesinden gidilerek anlatılabilir.바로 다섯 가지 원인에 의지하기에 이를 해설하여 ‘소조’라고 이름하는 것이다.
Bir ermişin doğuşunu anlatmağa çalıştım.자신의 출생에 대해 계속 의문을 느끼고 있다.
Jenny’den kendisini ziyaret etmesini isteyen ve hayatını bankta anlatmasına neden olan bir mektup alır.자신이 데리고 온 서리를 곡식 사라는 구실로 육지에 보내놓고 그 처를 사통하려 했다는 이야기.
Bu çalışma ayrıca bir erkek çocuğunun sıradışı cinsel fantezilerini de anlatmaktadır.הבלט מאפשר גם מבט אל הפנטזיות המיניות המוזרות של הנער.
Kitap, 15 yaşındaki kaykaycı Sam'in hayatının, kız arkadaşının hamile kalmasıyla değişmesini anlatmaktadır.עלילת הרומן עוסקת בנער בן 15 בשם סם, שחייו משתנים כאשר הוא מגלה כי חברתו נמצאת בהריון.
Kurosawa, yönetmenin filmleriyle ilgili olarak, "Sözcükler olnlarla ilgili duygularımı anlatmaya yetmez.אקירה קורוסאווה אמר על סרטיו של קיארוסטמי: "מילים אינן מסוגלות לבטא את תחושותיי כלפיהם...
Nina ondan bir yazarın hayatının nasıl olduğunu anlatmasını ister.נינה מבקשת מטריגורין לספר לה על חייו כסופר.
Bunları gördükten sonra çocuklar üzerinden anlatmanın filmim için önemli olacağını anladım."אני אצטרך לראות את הסרט כדי לדעת למה הוא זקוק".
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?אם אנו רוצים ששפה תתפתח על-פי טבעה, מדוע לכוון אותה?"
Sex and the city, kariyer sahibi ve başarılı New York'lu dört kadın arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır.הסדרה סקס והעיר הגדולה, המתארת את חייהן של ארבע חברות בניו יורק, הרבתה לעסוק בחיי הרווקות.
Allah'ın Süngüleri bu direnişin öyküsünü ve onun kahramanlarının anlatmaktadır.היא מספרת את רשומות סיפורו של האל וישנו והתגלמויותיו (האוואטרים) על פני האדמה.
Evliliğinde herkese ne olduğunu anlatmak istedi."תמיד שאלתי את עצמי מי יסכים להתחתן אתך.
Eve girip başına gelen olayları anlatmaya başlar.הם נכנסים ומתחילים לספר כל אחד סיפור על מקרה שקרה לו.
Lem'in kitapta anlatmak istediği bir diğer nokta ise, yok etmenin yersizliğidir.נושא נוסף המופיע בכתיבתו של לוין הוא חוסר המשמעות של הקיום האנושי.
Ben de kurbanların hikâyelerini anlatmaya kendimi kaptırdım.היא קלטה גם את הסיפורים של הוריה.
"Mesela annem dedi ki, 'Ben yaşamadığım Maraş olayını anlatmam.כך לדוגמה התבטא בן-גוריון: "איני מזלזל במעשי הגויים, אך איני מחשיב את דבריהם.
Sageuk genellikle Kore tarihi boyunca gerçekleşen olayları anlatmaktadır.סוואן התקיימה בצורות שונות לאורך ההיסטוריה של קוריאה.
Gevezeliğe devam edip hikâyeler anlatmaya koyulur."אנחנו מחפשים לספר סיפורים.
Sonunda, kadın Reich'i basına gidip aralarındaki ilişkiyi anlatmakla tehdit etti.לאחר מכן הזר החל לסחוט אותה, בעודו מאיים שיפרסם את התמונה לחבריה.
Yani çekilen filmin yeni bir dille bir şeyler anlatmak istediği aşikardı.נהניתי לכתוב סצנות חדשות, ולספר בדרך אחרת את הסיפור.
2029 yılındaki bir polisiye öyküsünü anlatmaktadır.העלילה מתרחשת בשנת 2029.
Behzat Ç. bu sezonda hayatındaki radikal değişmeleri anlatmaktadır.הלנה, בעונה הזאת, עוברת שינוי קיצוני.
Edward hala hikâye anlatmak konusunda ustadır."סבתי לימדה אותי כל מה שיש לדעת על סיפור סיפורים.
Roman, bir taşra kentindeki fakir bir delikanlının hayat hikâyesini anlatmaktadır. ^רומן המספר על חייה של צעירה העובדת בחווה.
Film, kimliği bir kadın (McCarthy) tarafından çalınmış bir adam (Bateman)'ın hikâyesini anlatmaktadır.Филмът разказва историята на мъж (Бейтман), чиято самоличност е открадната от една жена (Маккарти).
Poe şiiri, karısı Virginia'nın hastalığını anlatmak için yazmış olabilir.Поемата вероятно е начинът на поета да се справи с болестта на своята млада съпруга Вирджиния.
Çökertme zeybeği bu hikâyelerden birini anlatmaktadır.Филмът „Южен вятър“ иска да разкаже една от тези версии.
"Time", zamanın biz farkına varmadan ne kadar hızlı geçtiğini anlatmaktadır.DSJ: Ами ... не знам заради скоростта, с която се движи.
Kasabadaki çoğu aile kendilerinin 300-400 yıl önce buraya geldiklerini anlatmaktadırlar.Предполага се, че селото е възникнало преди 300-400 години.
Derdi bir aşk hikâyesi anlatmak değil.Не липсва и любовна история.
Çizgi roman serisinde, antik bir vampir genç gözetmenlere bahsi geçen kısa öyküleri anlatmaktadır.От малкия екран кукленото човече разказва интересни приказки на малките палавници за лека нощ.
Keşke hikayeyi anneme anlatmasaydın.Иска ми се да не беше разказвал историята на майка ми.
Ağrıyan dişi onun konuşmasını, kendini anlatmasını engellemektedir.O svojoj boli nikada govoriti.
Dördüncü sezon, kazadan sonraki 91. günden itibaren yaşanan olayları anlatmaktadır.Radnja četvrte sezone direktno se nastavlja na priču iz treće sezone, 91 dan nakon zrakoplovne nesreće.
Resimleri Berlin'deki işçi sınıfının anlatmaktaydı.Bio je listom hrvatskih radnika u Belgiji.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Možemo samo pretpostavljati što je umjetnik želio iskazati.
Filmi anlamak istiyorsunuz; ancak filmin kendisini anlatmak isteyen bir film olduğunu sanmıyorum.Mi se smijemo jer ne želimo plakati...Mislim da je film o ovome.
Zîrâ, kendisine mahsus bir dili bulunmadığı için veca1 halini anlatmak oldukça güçtür.Za njega je ustanovljeno da nije srodan nijednom drugom poznatom jeziku.
Fakat ne olduğunu da anlatmaz.Viem, nič vám to nehovorí, však?
Terim genelde sadece I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve II. Dünya Savaşı'nı (1939-1945) anlatmakta kullanılır.Termín sa často používa na označenie prvej svetovej vojny (1914 – 1918) a druhej svetovej vojny (1939 – 1945).
Film bu durumdan kurtulmak için verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.Film opisuje jeho boj o prežitie a snahu zachrániť ho.
Dark Side Of The Moon, modern yaşamın normal insanlar üzerindeki etkilerini anlatmaktadır.Nočná mora v Elm Street sa napríklad zaoberala dôsledkami snov v reálnom živote.
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.Snímka rozpráva príbeh dvoch bývalých boxerov.
Bugüne kadar, aynı teknikler kullanılarak yerçekimini anlatma çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı.Pokusy techniky využiť veľkú silu príboja nie sú dosiaľ úspešné.
Mezarlığın büyük oluşu kalenin çetin savaşlardan sonra düşürülebildiğini bize anlatmaktadır.Na záberoch možno vidieť, že hrad od vypuknutia vojny veľa utrpel.
Ayrıca eserde zaman zaman konuyu anlatmak için çeşitli hikâyelere de yer verilmiştir.Tiež sú na ňu časté odkazy v popisoch histórie tohto obdobia.
Bu amaçla ilk gelen papazlar hemen İncil’i anlatmaya başladılar.Neskôr sa vyhlásil sa jasnovidca a začal alegoricky komentovať bibliu.
Bu kitapta Helen, Anne Sullivan'ı anlatmaktaydı.Vďaka Anne sa Helen tiež naučila hovoriť.
Ben de rüyamı anlatmaya gidiyorum.Zaupaj mi svoje sanje.
Gevezeliğe devam edip hikâyeler anlatmaya koyulur.Skrije se in prisluhne pripovedim ljudi.
Sanherib teknolojileri ile gurur duyulmakta ve bunları yazıtlarında çalışanlarına detaylı anlatmaktadır.Sanherib je bil ponosen na tehnologijo in jo opisuje v nekaterih podrobnostih v svojih napisih.
Nina ondan bir yazarın hayatının nasıl olduğunu anlatmasını ister.Roman je avtorjeva pripoved o njegovi življenjski poti.
Şarkıda üflemeli çalgılar hocasının kızına olan aşkını anlatmaktadır.V ciklu Razni motivi so ljubezenske pesmi Moja Muza ...
Halka tiyatronun ne olduğunu anlatmak ve iyi bir tiyatro izleyicisi yetiştirmek için de çaba gösterildi.Dvořák se je zanimal tudi za gledališče in se trudil za razvoj narodnega opernega repertoarja.
Annesine babasının kötü biri olduğunu anlatmaya çalışır fakat anlatamaz.Misli, da je njena mama mrtva, ampak v resnici ni.