Ana içeriğe geç
Sözlük

anlatma ile cümle

anlatma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ağabeylerinin ne yaptıklarını kendisine anlatmasını tembihledi.Đó là những điều mà ông nội của cậu nói cho cậu khi đang hấp hối.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Người đời xem đó là tấm lòng không ghen ghét đố kỵ của bà.
Sokrates anlatmaya başlar.Raphael tiếp tục kể.
Bu paragraf aslında insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmaktadır.Sách nói về nhân sự, về cách xử thế của người đời.
Biz Socrates ismiyle farklı bir şey anlatmak istedik.Có nhiều cách giải thích khác nhau về tên gọi Kerala.
Bir ermişin doğuşunu anlatmağa çalıştım.Đầu tiên là câu chuyện về sự ra đời của bà.
Başından geçenleri ve üzüntülü geçen hayatını anlatmaktadır.Cô tin tưởng kể cho anh về quá khứ đau buồn của mình.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.色々話したいことがあった。
Bunun üzerine kaptan farklı bir hikaye anlatmaya başlar.その後大尉が別の話を始めた。
Şunu fark ettim ki, eğer bir şey anlatmaya çalışıyorsanız, açık ve net olmalısınız.ただし、主張すべきことがある場合は結構ハッキリと口に出す。
2030 yılında yaşlı Ted Mosby'nin çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.2030年、ある息子と娘の父親であるテッド・モズビーは、自分がいかにして母親と出会ったかを話し始める。
Başından geçenleri ve üzüntülü geçen hayatını anlatmaktadır.そこで自身の悲惨な過去を打ち明ける。
Bir ermişin doğuşunu anlatmağa çalıştım.自分の出生を知るために捜査官となった。
Şarkı 2005'te geçen bir yaşamı anlatmaktadır.歌 2005年ごろに書いた曲。
Bugüne kadar, aynı teknikler kullanılarak yerçekimini anlatma çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı.同様の理論を用いて重力を記述する試みは現在のところ成功していない。
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.相手のために交渉をする必要はない。
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.本書はその二人の冒険を伝えている。
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?とんねるずに口説かれるとしたら、どんな言葉が良いか?
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.彼女の友である刹那に対し、激しい嫉妬心を露わにする。
Özellikle bu son dönemlerini Mehmet Saydur oldukça detaylı anlatmaktadır.特に最終巻、最終話は大幅になされている。
Allah'ın Süngüleri bu direnişin öyküsünü ve onun kahramanlarının anlatmaktadır.神の兵の子孫たちが暮らしており、伝説の英雄にまつわる話が語り継がれている。
Sokrates anlatmaya başlar.シラディスは語り始める。
Kinaye başka bir deyişle gerçeği mecaz yoluyla dolaylı olarak anlatmaktır.」事実を口伝で代々伝えられているとのことである。
Film ünlü Rus besteci Çaykovski'nin son 20 yılını anlatmaktadır.19世紀後半のロシアの作曲家ピョートル・チャイコフスキーの半生を描いている。
Gevezeliğe devam edip hikâyeler anlatmaya koyulur.会話とストーリー進行で倒す。
Okada Johrei'yi yazıtlar yoluyla anlatmaya çalışmıştır.アオヤマ君にノートの書き方を教えた。
Savaş sırasında uyulması gereken kuralları anlatmaya yarayan uluslararası hukuk kavramıdır.戦争法とは戦争行為を規制する戦時における国際法である。
Bu sayfa Red Alert oyun serisini anlatmaktadır.この場合、画面にRED ALERTと警告が表示される。
Ama sonradan buna alışır ve hikâyeyi Molina'dan anlatmasını o ister.後から釈迦はその話を聞き、アーナンダに何を話したか尋ねる。
Şarkıların hepsinde sizlere anlatmaya çalıştıklarım var." dedi.私はあなたたち全員のためにギターをもって歌えることを願うだけです」とコメントした。
Başarılı bir anlatım, "hazırlık" ve "anlatma" safhalarından oluşur.一つのシナリオは「推理編」と「解決編」から成っている。
Jay'in anlatmak istedikleri, "doğal haklar" yerine "negatif özgürlük" yazılırsa daha net görülebilir.如果把“自然状态中的权利”替换为“消极自由”,他的意思将更明确。
Arkadaşı, her gece aynı rüyanın tekrarını gördüğünü anlatmaktadır.他每個晚上都做著同一個惡夢。
Sana onların kimini anlattık, kimini de anlatmadık."我必據真知而告訴他們,我沒有離開過他們。
Terim genelde sadece I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve II. Dünya Savaşı'nı (1939-1945) anlatmakta kullanılır.這個用詞通常應用於20世紀二個規模空前的全球衝突:第一次世界大戰(1914-1918)、第二次世界大戰(1939-1945)。
Ancak Jale, yıllarca Cihan'a bunu anlatmaz.乾隆年間举孝廉方正,坚辞不就。
Üzerinde konuşulsun veya konuşulmasın, var olan nedenleri anlatmalıdır" savından yola çıkar.异说不经之言,则辟其谬而削之。
Bunun üzerine kaptan farklı bir hikaye anlatmaya başlar.這個引子開始引出一段故事。
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.在這些錄音帶中,漢娜解釋這十三個人在她的死亡中各扮演什麼樣的角色,且帶出為什麼她要自殺的十三個原因。
Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var.有些东西是你所拥有的,他们无法触及。
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.雪的男朋友,容易嫉妒。
Müzik yazarken kişisel hikâyeler anlatmayı gerçekten düşünmüyorum.我不認為當我在寫音樂的時候我的目的是要告訴別人我自己的故事。
Hikâye, bir grup öğrencinin geçmişi değiştirmenin yollarını açan teknolojiyi keşfetmesini anlatmaktadır.故事讲述了一群学生研究和开发可以改变过去的科技。
Ayrıca o daha anlatmadan evinde ve işyerlerinde arama yapıyoruz.在家等候官任,后终未出仕。
Bir roman yazmaya başlar, romanında yaşamını anlatmak istemektedir.她一開始也夢想讓人生有所寄託。
Film, Georgiy Çiçerin'in hayatını anlatmaktadır.本文簡述喬治亞的交通狀況。
Yehuda'nın bakış açısıyla İsa'nın başından geçenleri anlatmaktadır.路加福音用另一個角度來描寫耶穌的降生。
Dünya kamuoyununa mücadelesini anlatma.別稱西國郡代。
Gelecekte gerçekleşecek olayları anlatmaya yarayan zamandır.能畫出未來將要發生的事情。
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?如果仿製的毛皮質感一樣好,那又何必用真的?
Film biri erkek biri kadın orta yaşlı iki kardeşin hayatından birkaç günü anlatmaktadır.电影讲述了一个小男孩与一个中年妇人一同寻找小男孩父親的故事。
Michele eski günlerin hatıralarını Giorgetta'ya anlatmaya başlar.这时猫儿们明白了 Old Deuteronomy 对他们讲过的话。
Üzerinde konuşulsun veya konuşulmasın, var olan nedenleri anlatmalıdır" savından yola çıkar.무얼 하든 그것에 상관치 말고 추진하길 바란다”고 말하고 있다.
Dizi, 2030 yılında, Ted Mosby'nin çocuklarına anneleri (kendi eşi) ile nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.이 시트콤은 2030년, 주인공 테드 모스비가 자녀에게 그들의 어머니(테드의 아내)를 어떻게 만나게 되었는지 설명해주는 방식으로 전개된다.
Dünya kamuoyununa mücadelesini anlatma.사회집단 동거 비난 말라!
Daha fazla anlatmayacağım.더이상 드릴 말씀 없습니다.'
Film Pennsylvania'da kaçırılan iki kız çocuğunun aranması sürecinde yaşanan olayları anlatmaktadır.줄거리는 펜실베이니아에서 발생한 두 여자 아이의 납치와 그 사건 해결 과정을 다루고 있다.
Bu terim her bir katmanında farklı renkler kullanılan tahta basma kalıpları anlatmak için kullanılır.각 색이 어떤 열에서 사용되고 있는지를 확인한다.
Terim genelde sadece I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve II. Dünya Savaşı'nı (1939-1945) anlatmakta kullanılır.이들은 제1차 세계 대전(1914년~1918년)과 제2차 세계 대전(1939년~1945년)이다.
Gelecekte gerçekleşecek olayları anlatmaya yarayan zamandır.힘든 시기의 미래에게 도움을 주는 존재.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod