Hastaların aurayı anlatmakta duydukları güçlükler dolayısıyla doktorlar bazen auraları küçümserler.Іноді, щоб проявити повагу до родичів пацієнтів, лікар може запитати їх щодо думок з цього приводу.
Bunları gördükten sonra çocuklar üzerinden anlatmanın filmim için önemli olacağını anladım."Я хочу, щоб мої шанувальники знали, мені трохи краще після того, як вони чують цей запис».
Film dönemin yaşantısını anlatmaktadır.Фільм оповідає про життя літніх жінок.
Film, 1970'lerin başında Meksiko'da yaşayan orta sınıf bir ailenin hayatını anlatmaktadır.В основі сюжету стрічки — історія життя звичайної сім'ї середнього класу в Мехіко на початку 1970-х років.
Ona ne olduğunu sordum ama o bana anlatmak istemedi.Я запитав його, що трапилося, але він не захотів розповідати.
Ona ne olduğunu sordum ama o bana anlatmak istemedi.Я запитав її, що трапилося, але вона не захотіла розповідати.
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Vybízí je, aby řekli svůj příběh.
Kalabalık tarafından çevrilince Bart, önceki gün yaşananları anlatmaya başlar.Obklopený nevrlým davem, Bart poprosí o pochopení a popíše události předcházejícího dne.
Kitabın anlatmasını istediğim şeyi tam olarak aktarıyor." ^ "Love, Simon".Podle knihy byl natočen film Já, Simon (Love, Simon).
Terim genelde sadece I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve II. Dünya Savaşı'nı (1939-1945) anlatmakta kullanılır.Pojem se používá pro první (1914–1918) a druhou světovou válku (1939–1945).
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Tradovalo se o něm mnoho historek.
Yazmakla anlatmak çok zor.Nestydí se to tam napsat.
Bu eserde olayı L'in gözünden anlatmaktadır.Přes názorové neshody o ní L.
Şerif anlatmaya devam eder, Norman her ikisini de ölü bulmuştur.Vychází najevo, že Mark oběma z nich lhal.
Milliyet’te denediği “çizgili makaleler”i beş-on cümleyle anlatmak istediğini anlatır.Všechny melodické volby, které dělám, jsou kvůli Pet Sounds ".
Bunun üzerine genç kız uyanır ve kendine geldiğinde hikâyesini anlatmaya başlar.Jakmile se uklidnil, začal vyprávět svůj příběh.
Burada bu kez yılan kendi kaderini anlatmaya koyulur.Poté po něm chce, aby příběh tentokrát vyprávěl on.
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Pojednání o případném pití vína.
Ben de rüyamı anlatmaya gidiyorum.Nechte mne zapomenouti na sny mé.
Dizi 5 kızın hayata karşı mücadelelerini ve anne baba özlemlerini anlatmaktadır.Hudbu jsme jim nenutili, říká máma 5 dětí.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Ovšem jejich vztah je poznamenán vypravěčovou žárlivostí.
Sokrates anlatmaya başlar.Connolly tedy začne hovořit.
Dizi, 2030 yılında, Ted Mosby'nin çocuklarına anneleri (kendi eşi) ile nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.V roce 2030 vypráví Ted Mosby (hlasem Boba Sageta) své dceři a synovi, jak poznal jejich matku.
Ancak bu kavram, Rus saunasını anlatmak için kullanılır.Ale toto číslo podceňuje velikost ruské ekonomiky.
(15. yüzyıldaki savaşları bulunmuş gibi anlatmasının sebebi budur.Byl tím také popisován úspěch v bitvách v 15. století.
Bu sayfa Red Alert oyun serisini anlatmaktadır.Tento článek je o epizodě seriálu Červený trpaslík.
Olanları yetkililere anlatmaya çalışırlar.Úřadům ale nic neoznámili.
Wildstorm'un ürettiği çizgiromanlar eski serilerde gösterilen olayların öncesini anlatmaktadır.Předminulý čas závislý (trapassato remoto) vyjadřuje děje, které se uskutečnily před jinými ději v minulosti.
Film, zaman olarak ilk filmden 57 yıl sonrasını anlatmaktadır.Acțiunea filmului are loc la 57 ani după cea din primul film.
Bütün bunlar olduktan sonra da bütün hikâyesini anlatmak için özel olarak dedektif Norman ile görüşür.Protagonistul se întâlnește cu detectivul Norman și îi povestește acestuia totul despre trecutul său.
Pope hadiseyi eşine anlatmak ister fakat ona Will hakkında hiçbir şey söylemez.Pope și-a mărturisit soției sale aventura extraconjugală, dar nu i-a spus nimic à propos de Will.
Poe şiiri, karısı Virginia'nın hastalığını anlatmak için yazmış olabilir.Poemul ar fi putut fi un mijloc al lui Poe de a se confrunta cu boala soției sale Virginia.
Müzik yazarken kişisel hikâyeler anlatmayı gerçekten düşünmüyorum.Nu prea mă gândesc la povestirea experiențelor personale atunci când compun muzică.
Eve girip başına gelen olayları anlatmaya başlar.Aceștia s-au întors acasă, povestind cele întâmplate.
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Schimbă-ți felul în care gândești despre vin.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Realizează că este gelos pe tânărul din tablou.
Dünya kamuoyununa mücadelesini anlatma.Nu confundați cu Capitoliul Statelor Unite ale Americii.
General durumu Clara'ya anlatmaya çalışır.Întrebați-l pe generalul Voinea, că el cerceteaza.
Nina ondan bir yazarın hayatının nasıl olduğunu anlatmasını ister.Nina îl întreabă pe Trigorin despre viața de scriitor.
Film çok yakın iki arkadaşın aynı gizemli adama tutulmasını anlatmaktadır.Portretele surprind același individ misterios.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Mai am multe să te învăț.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."Acela era autorul acestei cărți.”
Homeros, "İlyada"sında Troya Savaşı'nın tamamını anlatmamaktadır.Homer nu face nicio referire la această invulnerabilitate în Iliada.
Ama bunu ailesine yakınlarına anlatmak ve ikna etmek düşündüğü kadar kolay olmayacaktır.Obișnuiești să le spui celor apropiați ce greu îți este, nu-i așa?
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Trebuie făcută deosebirea între validitatea argumentării și corectitudinea concluziei.
Wildstorm'un ürettiği çizgiromanlar eski serilerde gösterilen olayların öncesini anlatmaktadır.Lady Brackenstall le povestește evenimentele petrecute în seara anterioară.
Gençlik, bebeklikten yetişkinliğe kadar olan dönemi anlatmak için kullanılan terim.Acestea sunt efectuate pentru a marca trecerea de la copil la vârsta adultă.
Bilmeyerek arkadaşının karısını seven bir gencin öyküsünü anlatmaktadır.Din punct de vedere al versurilor, acesta spune povestea unui băiat îndrăgostit de o fată.
Daha eşime bile anlatmadım.Nu i-am spus încă nici măcar soției mele.
Daha sekreterime bile anlatmadım.Nu i-am spus încă nici măcar secretarei mele.
Ne olduğu hakkında hiç kimseye anlatmamam lazım.Nu trebuie să spun nimănui despre ceea ce s-a întâmplat.
Hikâye bir zombi kıyametinin ortasında yakalanan bir grup lise öğrencisini anlatmaktadır.A történet egy csoport középiskolás diákot követ, amint egy zombi apokalipszis közepébe csöppennek.
Terim genelde sadece I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve II. Dünya Savaşı'nı (1939-1945) anlatmakta kullanılır.A kifejezés általában az első világháborúra (1914–1918) és a második világháborúra (1939–1945) vonatkozik.
7 kişinin bir günde başına gelenleri anlatmaktadır.Beszámolnak egymásnak, kinél mi történt egy nap alatt.
2012'de kitabı ve 2016 yılı yapımı Queen Of Katwe isimli film, hayat hikâyesini anlatmaktadır.Életéből 2012-ben könyv 2016-ban film készült Katwe királynője (Queen of Katwe) címen.
Washington, DC'de Afroamerikan'lıların yaşamını anlatmaktadır.A dalokban az afroamerikai emberek élettapasztalatai jelentek meg.
Kitap, 15 yaşındaki kaykaycı Sam'in hayatının, kız arkadaşının hamile kalmasıyla değişmesini anlatmaktadır.A főszereplő egy 15 éves gördeszkás, Sam, akinek élete gyökeresen megváltozik, miután a barátnője terhes lesz.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Sok mindent kellett vizsgálni.
Tomsky kontesin hikâyesini anlatmaya başlar.Tomszkij elmeséli Hermannak a grófnő történetét.
Ted ise "Yeniden Dönüş" hikâyesini anlatmaya başlar.Ted folytatja a saját sztoriját, és közli, hogy újra összejönnek.