Ana içeriğe geç
Sözlük

anlatma ile cümle

anlatma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şarkıların hepsinde sizlere anlatmaya çalıştıklarım var." dedi.Nekem nem. Én minden nap írok dalokat.” – mondta.
2030 yılında yaşlı Ted Mosby'nin çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.Ted 2030-ban meséli el gyerekeinek hogyan találkozott az anyjukkal.
Yazmakla anlatmak çok zor.Nagyon nehéz szavakkal leírni.
Hikâyesini anlatmayı bitiren Rose, tek başına Lovett'ın gemisinin kıçına gider.Története végére érve az idős Rose Lovett hajójának tatjához sétál.
Dizi aslında 1997 yılından sonrasını anlatmaktadır.Verseit 1997-től az Ezredvégben közölte.
Bu kitapta Helen, Anne Sullivan'ı anlatmaktaydı.Az iskola volt diákját, Anne Sullivant küldte a családhoz Helen tanítójául.
Biz Socrates ismiyle farklı bir şey anlatmak istedik.Nagyobb példányait a fogas névvel különböztetik meg.
Anlatma zamanı ile vaka zamanı içiçedir, olaylar şimdiki zaman kipiyle anlatılır.A beszélői most a történések idejét határozza meg.
Ardından Düşes'in aşçısı ikinci tanık olarak davet edilir ve çöreklerin neyden yapıldığını anlatmaya başlar.Eközben Joe feleségét túszként fogva tartják, hogy minden úgy történjen, ahogy megbeszélték.
Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var.Vannak olyan dolgok, amitek csak érezni kell, és nem kell róla beszélni.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."Így született meg ez a könyv.”
Anlatmadım mı?Ne mondjam el?
Said Nursî'nin hayatını anlatmaktadır.Le Beau az udvari élet mesterkéltségét jeleníti meg.
Diziyi kendisinin büyüklüğü (Jim Parsons) dış ses olarak anlatmaktadır.A karakter megformálója Jim Parsons.
Derdi bir aşk hikâyesi anlatmak değil.Mondhatnánk, hogy szerelmi történet.
Strabon, kentin iki bölümden oluştuğunu anlatmaktadır.Sztrabón szerint külön várost is építtetett rajta.
Don't Cry, November Rain ve Estranged şarkıları beraberinde bir aşk hikâyesini anlatmaktadır.A Don't Cry, a November Rain és az Estranged klipjei nagy sikerrel futottak a zenecsatornákon.
Savaş sırasında uyulması gereken kuralları anlatmaya yarayan uluslararası hukuk kavramıdır.A nemzetközi jog szárazföldi háborúban követendő szabályainak kézikönyve.
Ayrıca Asya'daki siyasi bölünmeyi anlatmak için çok da doğru bir ifade sayılmazdı.Nem járt sok haszonnal az sem, ha például New Yorkból politikai vonatkozású utasítás érkezett.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Kaseteilla Hannah kertoo kolmetoista syytä miksi hän riisti oman henkensä.
Film Versay Sarayı'nda yaşayanların insanların karakterlerini anlatmaktadır.Elokuva kertoo henkilöistä, jotka ovat asuneet Versailles'n palatsissa.
Film Pennsylvania'da kaçırılan iki kız çocuğunun aranması sürecinde yaşanan olayları anlatmaktadır.Elokuva kertoo kahden kiitospäivänä katoavan pikkutytön etsinnöistä Pennsylvaniassa.
Bu sırada Jimmy de Osgood'a onunla evlenemeyeceğini anlatmaya çalışmaktadır.Jerry puolestaan yrittää selittää Osgoodille, ettei hän voi naida tätä.
Michele eski günlerin hatıralarını Giorgetta'ya anlatmaya başlar.Michele jää miettimään Giorgettan sanoja.
Tek sevdiği şey evdekilere hayat hikâyesini anlatmaktır.Hän rakastaa kertoa tarinoita kokemuksistaan.
Film FBI yöneticisi J. Edgar Hoover'ın kariyerini, özel hayatını ve gizli eşcinsel olduğunu anlatmaktadır.Elokuva käsittelee FBI:n johtajan J. Edgar Hooverin elämää, muun muassa hänen väitettyä homoseksuaalisuuttaan.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Kaksi muuta näyttelijää yrittävät arvata, mitä hän esittää.
Levi'nin geçmişini ve Erwin ile nasıl tanıştıklarını anlatmaktadır.Levin tarina kertoo Levin ja Erwinin kohtaamisesta ennen sarjan tapahtumien alkua.
Edward hala hikâye anlatmak konusunda ustadır.Edward kuitenkin selittää olevansa luonteeltaan tarinankertoja.
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?Jos voimme tehdä salamoita, miksi emme voi käyttää niitä hyväksemme?
Alaska'nın altında kalan bir parçayı anlatmak için kullanılır.Tämä artikkeli kertoo Alaskassa olevasta saaresta.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Korrespondenssiteoreetikko voi tehdä myös jaon totuuden ja totuudenkaltaisuuden välillä.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.Ole innokkaampi kuuntelemaan kuin puhumaan.
Bu amaçla ilk gelen papazlar hemen İncil’i anlatmaya başladılar.Protestanttiset lähetyssaarnaajat ovat yleensä kääntäneet teoksen ensimmäisenä Raamatun jälkeen.
Dishonored, İmparatoriçenin koruması Corvo Attano'nun hikâyesini anlatmaktadır.Pelin päähahmo on keisarinnan henkivartija Corvo Attano, joka lavastetaan syylliseksi keisarinnan murhaan.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Miesseurassa hän oli maineestaan mustasukkainen.
Fakat ne olduğunu da anlatmaz.Hän ei puhu eikä selitä mitä hänelle tapahtui.
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Sopii hyvin viinin valmistukseen.
Sokrates anlatmaya başlar.Sokrates aloittaa oman puheensa tästä.
Tüm hikâye boyunca anlatıcı, savaşın insanlar üzerinde yaptığı yıkım ve ölümü anlatmaktadır.Ei katumusta) kertoo sodasta ja siinä tapahtuvasta tappamisesta.
Kinaye başka bir deyişle gerçeği mecaz yoluyla dolaylı olarak anlatmaktır.Muita merkityksiä on täsmennyssivulla Totuus.
Bunun üzerine genç kız uyanır ve kendine geldiğinde hikâyesini anlatmaya başlar.Tarina päättyy hänen sisarensa herätettyä hänet.
Cassio bu kadınla olan romantik ilişkilerini yüksek sesle anlatmaya koyulur.Hokuton mukaan tämä tekee vain heidän romanssistaan herkullisemman.
Heath ile yaşananları anlatmak çok zor geliyor" dedi.Hahnin kanssa minun täytyy selvittää, kuka hän on."
Charlie'ye evin yandığını anlatmaya çalışır.David päättää pysäyttää Mian polttamalla koko talon.
Müzik yazarken kişisel hikâyeler anlatmayı gerçekten düşünmüyorum.Πραγματικά δεν σκέφτομαι προσωπικές ιστορίες όταν γράφω μουσική.
Şarkıda üflemeli çalgılar hocasının kızına olan aşkını anlatmaktadır.Τραγουδούν λυπητερά τραγούδια που αναφέρονται στο φευγιό της νύφης από την οικογένειά της.
Bu sayfa Electronic Arts tarafından geliştirilen bir oyunu anlatmaktadır.Το παιχνίδι δημοσιεύθηκε από την Electronic Arts.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Δεν υπάρχουν πρότυπα για την διάκριση μεταξύ αληθείας και ψεύδους.
Tüm hikâye boyunca anlatıcı, savaşın insanlar üzerinde yaptığı yıkım ve ölümü anlatmaktadır.Κατέκρινε και καυτηρίαζε σε όλη του τη ζωή το ψέμα και την υποκρισία.
Yollanan prensin yolda öldürüldüğünü Hitit kaynakları anlatmaktadır.Η λαϊκή παράδοση λέει ότι εδώ σκοτώθηκε μία πριγκιποπούλα από προδότη κατά την πολιορκία.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.Δε μπορεί να υπάρξει καμία συλλογιστική με τους αντιπάλους τους.
Film Irak Savaşı'nda bir askeri birliğin başından geçenleri anlatmaktadır.Η ταινία περιγράφει τις εμπειρίες μίας ομάδας πυροτεχνουργών κατά τη διάρκεια του πολέμου στο Ιράκ.
Dadı Filipyevna’dan onun ilk aşkını anlatmasini ister.Ο Φίλιππος Α΄ είπε στη σύζυγό του ότι δεν θα την αγαπούσε αν δεν τον ρωτούσε πρώτα.
Bütün olayı anlatman gerekecek.Θα πρέπει να πεις όλο το συμβάν.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.I disse bånd forklarer Hannah de 13 grunde til at hun dræbte sig selv.
Parsifal Amfortas'a huzuruna çıkıp uzun serüvenini anlatmak istemektedir (Zu ihm, des tiefe Klagen.)Parsifal fortæller om sit ønske om at vende tilbage til Amfortas ("Zu ihm, des tiefe Klagen").
Dünya kamuoyununa mücadelesini anlatma.Læs ikke USA's historie.
Jon, Sör Alliser Thorne'un (Owen Teale) kışkırtmalarına ve Eddard Stark'ın ihanetini anlatmasına göz yumamaz.Jon mister besindelsen efter Ser Alliser Thorne (Owen Teale) håner Eddard Starks forræderi.
Hikâye cadıların maceralarını anlatmaktadır.Historien drejer sig om Vølsungernes eventyr.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod