Ana içeriğe geç
Sözlük

anlatma ile cümle

anlatma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Size anlatmak istemiştim.Ik had ’t jullie willen vertellen.
Bunları sana uzun zaman önce anlatmalıydım.Ik had je dit alles al veel eerder moeten vertellen.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Nie udaje mu się jednak zmylić zazdrosnego męża.
Dizi, 2030 yılında, Ted Mosby'nin çocuklarına anneleri (kendi eşi) ile nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.W 2030 Ted Mosby postanawia opowiedzieć córce i synowi historię o tym, jak poznał ich matkę.
Bea, Milo'ya futbol hakkında bildiğin her şeyi anlatmasını söyler.Mandragora) Wszystko, co chcielibyście wiedzieć o piłce...
Bunun üzerine kaptan farklı bir hikaye anlatmaya başlar.Ten opowiada mu inną historię.
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.Film opowiada historie dwóch małżeństw.
Şarap içmenin iyiliklerini anlatmakta.Nakazał pić wino, kiedy jest pragnienie.
Bu sayfa Red Alert oyun serisini anlatmaktadır.Gra zachowała podstawowe mechaniki serii Red Alert.
Björk bu defa bir kadının iç dünyasını anlatmaktadır.Jerzy Boniński tym razem wprowadza do swoich prac osoby.
Atlantis Cable News (ACN) adlı kurgusal kanalın kamera arkasını anlatmaktadır.Akcja koncentruje się na pracy newsroomu telewizji kablowej Atlantis Cable News (ACN).
Şarkı Amerikan yaşam tarzının aşırılıklarını, Amerikan rüyasının görünmeyen karanlık yüzünü anlatmaktadır.Artystka krytykuje amerykański styl życia i sen o wielkości Ameryki.
Burada bu kez yılan kendi kaderini anlatmaya koyulur.Wyjaśniono mu tym razem poprzednie przepowiednie.
Yusuf, "yorum tanrıya özgüdür" dedi ve rüyalarını anlatmalarını istedi.Mottem filmu jest: "Jeśli chcesz rozbawić Boga, to opowiedz mu o swoich planach."
Dizide ara sıra Brian olayları seslendirerekte anlatmaktadır.Kilkakrotnie ktoś pyta telefonicznie o jakiegoś Pilarskiego.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Istniało kilka wariantów opowieści o nim.
Yazar romanında evinden kaçan Meliha'nın hayatını anlatmaktadır. ^Powieść ma kontynuację w książce Gdzie twój dom, Telemachu?.
Bir kavramı en güzel, en etkili biçimde anlatmayı amaçlar.Pod względem poznawczym wydaje się być wiedzą najlepszą, najbardziej adekwatnie opisującą rzeczywistość.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan bir ailenin öyküsü anlatmaktadır.Jego rodzina pochodzi z Turcji, która wyemigrowała z Bułgarii.
Bir roman yazmaya başlar, romanında yaşamını anlatmak istemektedir.Mąż spodziewa się, że wreszcie napisze powieść życia.
Düşman uzaylıların dünyayı istilasını anlatmaktadır.Misjonarz wobec obcych światów mówienia.
Görünmeyen bir anlatıcı büyükanne ve büyükbabasının yaşamından kesitler anlatmaya başlar.Przychodzi i mówi, że z ciocią i babcią stało się coś strasznego.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.Nie musi znajdować się wtedy na zasięg ręki od przeciwnika.
Film biri erkek biri kadın orta yaşlı iki kardeşin hayatından birkaç günü anlatmaktadır.Film jest opowieścią, o tym jak dwunastu braci miesięcy ratuje dziewczynkę od śmierci w lesie.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.På banden berättar Hannah att det finns tretton skäl till varför hon tagit sitt liv.
Derdi bir aşk hikâyesi anlatmak değil.Jag ville berätta en kärlekshistoria.
Dizi, 2030 yılında, Ted Mosby'nin çocuklarına anneleri (kendi eşi) ile nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.Serien börjar år 2030 då Ted Mosby berättar för sina barn om hur han träffade deras mor.
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Han vill att hon berättar om deras tid tillsammans.
Zîrâ, kendisine mahsus bir dili bulunmadığı için veca1 halini anlatmak oldukça güçtür.Han var då så utmattad att han knappt kunde framföra sitt budskap.
Yazar Daniel Defoe bu kitabında … konusunu anlatmaktadır.Författaren Daniel Defoe gav publicitet åt deras sak.
Film, Küresel Isınma ve doğurabileceği sonuçları anlatmaktadır.Filmen handlar om den globala uppvärmningen och dess effekter.
Bir ermişin doğuşunu anlatmağa çalıştım.Beskrivning av en Gennaker.
Fakat ne olduğunu da anlatmaz.Han vet bara inte vad.
Yazmakla anlatmak çok zor.Skriften är svårdaterad.
Film bir sokak çocuğunun hikâyesini anlatmaktadır.Varje vers beskriver ett barns lidande.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Med hjälp av dessa skulle då det andra laget gissa vilket ordet var.
Barney ise onu durdurur ve ona asıl hikâyeyi anlatmasını söyler.Bart börjar sen berätta för dem varför han har huvudet.
Ağrıyan dişi onun konuşmasını, kendini anlatmasını engellemektedir.Smärtan, du ska dölja den.
Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım.Jag tyckte inte att jag gjort någonting utöver vad jag gjort i de tidigare loppen.
Dünya kamuoyununa mücadelesini anlatma.Ej att förväxla med världsarv.
Giriş paragrafı: Paragrafın anlatmak istediğini, konusunu belirten cümledir.Rubriken ska med ett par få ord berätta vad artikeln handlar om.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.I deras beskrivning handlar det mer om att lyssna på hur budskap framställs snarare än vad som sägs.
Kuantum mekaniğini yorumları, evreni kuantum mekaniği kullanarak anlatmaya çalışan ifadeler kümesidir.Schumannresonanser används för att spåra global åskaktivitet.
Poe şiiri, karısı Virginia'nın hastalığını anlatmak için yazmış olabilir.Вірш для По міг бути способом пережити хворобу його дружини Вірджинії.
Sokrates anlatmaya başlar.Скаллі починає розповідати.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Це багато про що говорить.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.Імами не зобов'язані відкрито з'являтися до своїх послідовників.
2030 yılında yaşlı Ted Mosby'nin çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.У 2030 році Тед Мосбі розповідає своїй дочці та сину історію про те, як він зустрів їх маму.
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.Програма розповідає історію двох торговців.
Bir erkek kedi ile dişi sahibi arasındaki ilişkini kedinin bakış açısından anlatmaktadır.Історія розповідає про стосунки кота і його господині з точки зору кота.
Daha fazla anlatmayacağım.Я більше не писатиму.
Yazmakla anlatmak çok zor.Соромно писати таке.
Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var.Ми також знаємо, що є речі, про які ми не знаємо, іншими словами, є певні речі, які нам невідомі.
1996 yılından günümüze Narin isimli bir kızın hikâyesini anlatmaktadır.В даному романі ми знайомимося з історією дівчинки на ім'я Тенар.
Sesi kuvvetli olduğu için gönülden hikâyeler anlatmayı sever.У відповідь Доктор заявляє, що йому просто подобається звук.
Peter Pan'ın geçmişini anlatmaktadır.Стрічка розповідає про пригоди Пітера Пена.
Tek sevdiği şey evdekilere hayat hikâyesini anlatmaktır.Його найулюбленіше зайняття там — слухати і розповідати історії зі свого життя.
Bu paragraf aslında insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmaktadır.Автор детально описує, яким убогим є життя цих людей.
Bilmeyerek arkadaşının karısını seven bir gencin öyküsünü anlatmaktadır.Чути голос Любави, що сумує про свого чоловіка.
Fakat ne olduğunu da anlatmaz.Він навіть не розповів, що сталося.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod