Ana içeriğe geç
Sözlük

anlatma ile cümle

anlatma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Olayları anlatma şeklinden, okulla sorunları olduğu anlaşılır.Ao longo dos episódios, demonstra ter dificuldades na escola.
2030 yılında yaşlı Ted Mosby'nin çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.A série mostra Ted Mosby em 2030 narrando aos seus filhos a história de como conheceu a mãe deles.
Gevezeliğe devam edip hikâyeler anlatmaya koyulur.Costuma fazer tortas e contar histórias.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Tenho algo muito importante a lhe contar.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Nas fitas, Hannah explica que existem treze motivos que a levaram à decisão de se matar.
O 2000 yılının Ekim ayında, Alaska Nome'da yaşanılan yakın karşılaşma olayı ile ilgili hikâyeyi anlatmaktadır.Ela conta a história de um contato imediato ocorrido em Nome, Alasca em outubro de 2000.
İnanmayan gazeteciye birkaç numara yaparak onu inandırır ve öyküsünü anlatmaya başlar.Um repórter não acredita na história e começa a investigar.
Daha fazla anlatmayacağım.Nada mais lhe pedirei.
Anlatmadım mı?Vocês contaram?
GNU, Linux ve özgür yazılımı anlatmaktadır.Portanto, vamos começar a contar a história do GNU/Linux e do software livre a partir desse ponto.
Film Pennsylvania'da kaçırılan iki kız çocuğunun aranması sürecinde yaşanan olayları anlatmaktadır.O enredo centra-se no rapto de duas garotas na Pensilvânia e o resultado da busca para encontrá-las.
Bunun üzerine kaptan farklı bir hikaye anlatmaya başlar.A jovem, então, inicia outra narração.
Ama Mayısın Üçü hiçbir katarsis anını anlatmaya çalışmaz.Não passa um minuto que não esteja tentando contar qualquer coisa para a Senhorita Finster.
Ben de rüyamı anlatmaya gidiyorum.Enfim quero realizar nosso sonho.
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.O filme contém informações adicionais sobre a vida de ambos.
"Mesela annem dedi ki, 'Ben yaşamadığım Maraş olayını anlatmam.Segundo ele: “... não posso escrever sobre aquilo que não vivi”.
Said Nursî'nin hayatını anlatmaktadır.Conta a história de Dona Miséria.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Apesar disso, os outros personagens parecem entender o que ele diz.
Ardından Bana Masal Anlatma filminde oynamıştır.Em seguida atuou na telenovela La mentira.
Aktüel Arkeoloji, Anadolu'daki kültürel mirası anlatmayı ve tanıtmayı amaç edinmiştir.Tem como principal foco a identificação e a explicação de processos culturais no registro arqueológico.
Amy, küçük Amelia'ya anlatması için sonsözünde Doktor'la yaşadığı birçok maceradan söz etmiştir.Amy perguntou a Melody o que o Doctor sussurrou em seu ouvido.
Anlatmak, söylemek anlamları vardır.Saber Escrever, Saber Falar.
Bu gerçekten bir güven aralığının kurulmasında kullanılacak özel bir yordamı anlatmaktdır.Isto está relacionado a uma forma particular pela qual o intervalo de confiança pode ser construído.
Bu paragraf aslında insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmaktadır.Para isso, procurou ver como realmente era a vida dessas pessoas.
Arkadaşı, her gece aynı rüyanın tekrarını gördüğünü anlatmaktadır.De hoofdpersoon droomt iedere nacht dezelfde droom.
Puck sahneye girer ve Oberon'un kraliçesi olan Titania ile kavgasını anlatmaya koyulur.Puck komt op en verhaalt van Oberons ruzie met Titania, zijn koningin.
Bu amaçla ilk gelen papazlar hemen İncil’i anlatmaya başladılar.Deze predikanten spraken meer direct vanuit de Bijbel.
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Zij seinden hun nieuws naar Aneta.
Paragraf okunduktan sonra ''Yazar burada ne anlatmak istiyor?'' sorusunun cevabıdır.Zo niet, wat kan de schrijver dan doen om "binnen te komen"?
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Aan het andere team om te raden wie de waarheid spreekt.
Michele eski günlerin hatıralarını Giorgetta'ya anlatmaya başlar.Zij vertelt het hele verleden van Tom aan Judith.
Amacı Ray ile yüzleşmek ve aralarında geçen olaylardan sonra çektiklerini ona anlatmaktır.Ze confronteert Ray met het verleden dat hij probeert te vergeten.
Film bu durumdan kurtulmak için verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.De film laat de moeilijkheden zien die hij moest overwinnen.
Rio filmi, Blu adında bir mavi papağanın hayatını anlatmaktadır.Rio in de rol van de papegaai Blu.
Peter Pan'ın geçmişini anlatmaktadır.Een verhaal over Peter Pan.
Anlatmak istediğim çok şey vardı.Er bleven heel veel vragen over.
Josephus ve Filon, Essenileri ayrıntılı olarak anlatmaktadır.Thulborn noch Hopson beschreven de fossielen in detail.
Film, zaman olarak ilk filmden 57 yıl sonrasını anlatmaktadır.De film speelt 57 jaar na de vorige film.
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?"Als jouw God zo machtig is, waarom spreekt Hij dan mijn taal niet?"
İlk defa Generals'te öyküyü anlatmak için ara videolar kullanılamıştır.Voor het nummer werd voor het eerst in de geschiedenis van het label een videoclip opgenomen.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Hierbij wordt onderscheid gemaakt tussen juistheid en precisie.
Ancak terim genellikle ılıca ve çevresindeki tesisleri (kaplıcayı) anlatmak için kullanılır.De term wordt daarom voornamelijk gebruikt om de leefbaarheid in buurten en wijken te omschrijven.
Bunun üzerine kaptan farklı bir hikaye anlatmaya başlar.Vervolgens vertelt hij een ander verhaal.
Anlatmak istediğim hikayenin tamamını anlatabilmek için kitabı ikiye bölmek zorunda kalacaktım.Dit zijn de enige twee albums die samen gelezen moeten worden om het verhaal vol te maken.
Yahvist kaynak ise bu öyküyü anlatmamaktadır fakat İshak ile ilgili epeyce hikâyeler bulunmaktadır.Aan de andere kant noemde de Jahwist dit verhaal in zijn geheel niet, hoewel Isaak veelvuldig werd genoemd.
Charlie'ye evin yandığını anlatmaya çalışır.David laat bijna het huis afbranden.
Bu film ilk Şeytan filminden önce olanları anlatmaktadır.Het verhaal speelt zich net voor de gebeurtenissen van de eerste film af.
Şarkı, aniden sona eren ve "binbir gece" boyunca yeniden yaşanması istenen bir aşkı anlatmaktadır.Het lied gaat over het weerzien met "zijn" geliefde; hij heeft de hele nacht gereisd.
Film gelecekte geçmekte (kıyamet sonrası bir evrende) ve iki robot arasındaki romantik ilişkiyi anlatmaktadır.De film volgt het liefdesverhaal van twee robots in de toekomst.
Anlaşılmış ki balıkçının anlatmaya çalıştığı yunus buymuş.De vraag is volgens Visser wie ze daar speelt.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."En dat boek heb je nou net uit.".
Film iki katilin hikâyesini anlatmaktadır.De film vertelt twee verhalen.
Sesi kuvvetli olduğu için gönülden hikâyeler anlatmayı sever.Ze vertelt graag sterke verhalen om interessant te lijken.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Kandaulus kan zijn jaloezie nauwelijks onderdrukken.
Gelecekte gerçekleşecek olayları anlatmaya yarayan zamandır.Het verleden diende om situaties in het heden te kunnen verklaren.
Yazar Daniel Defoe bu kitabında … konusunu anlatmaktadır.In die tijd schreef de schrijver en journalist Daniel Defoe een feuilleton over hem in de krant.
Senin nasıl harika olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez.Er zijn geen woorden voor hoe geweldig jij bent.
Boston'a gitme niyetinde olduğunu neden bana anlatmadın?Waarom heb je me niet verteld dat je van plan was naar Boston te gaan?
Anlatmayacaksan, ben gidiyorum.Als je het niet gaat vertellen, ga ik.
Onlara iyi bak ve hiçbir şey anlatma!Pas goed op ze en vertel ze niets!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod