Matematiği çok kolay anlamaktadır.数学も少し得意。
Burada nedenselliği de bugünkü anlayışımızdan daha farklı şekilde anlamak gerekir.これは現在のわれわれの常識とは異なる。
Onun şiirlerini anlamak güçtür.彼の詩は理解するのが難しい。
Doğasını, kökenini ve daha büyük cisimlerle olan ilişkisini anlamak için uzun yıllar araştırılmıştır.它已經被研究了許多年,以了解其本質、起源和大天體之間的關係。
Dili genellikle Almanlar anlamakta güçlük çekerler.对于大多数德国人来说,瑞士德语很难理解。
Elde edilen gen ürünü miktarı zaman zaman ilgili genin niteliğini anlamak için de kullanılmaktadır.预期还需要多年的时间来确定人类基因组中所含基因的精确数目。
İletişimi Anlamak.可以沟通。
Şirketin hedefi "zekayı anlamak".簡言之,清鄉目的就是「肅清整治」。
1960-1970'li yıllarda, Seyfert galaksilerin özelliklerini daha iyi anlamak için bazı araştırmalar yapılmıştır.1960~1970년대에는 세이퍼트 은하의 특징에 관해 더 나은 이해를 위한 연구가 수행되었다.
Odanın büyüklüğü anlamak için duvarlar boyunca yürümeye karar verir.해당 장벽의 유효 크기를 결정하는데 도움 된다.
İyi düşününce söylenecek bir şeyim olmadığını anlamaktaydım.안 좋았다면 아무 얘기도 하지 않을 생각이었어요.
"Suriye'yi anlamak: Baas nasıl doğdu?".이에 사자(使者)가 말하기를 "나는 벽랑국 사신입니다.
İletişimi Anlamak.사보와 마주치다.
(Tabi bunu anlamak için köyden uzaklaşmak gerekir.)(이 과정을 이해하기 위해서는 합동 산술을 참고하라.)
Speer, öte yandan, “Anlamadıysam, anlamak istemediğim içindi” dedi.반면 슈페어는 재판과 뒤이은 인터뷰에서 “만약 제가 모르는 사건이 있었다면, 그것은 제가 보지 못한 게 아니라 보고 싶지 않았기 때문일 겁니다.”라고 선언했다.
Kazanın ne kadar ciddi olduğunu anlamak için sadece bu makaleyi okumalısın.이 기사를 읽는것만으로도 그 사고가 얼마나 심각했는지 알 수 있다.
Kristal yapıları anlamak kristalografik kusurları anlamak için önemli bir önkoşuldur.הבנת מבני הגבישים הוא תנאי הכרחי חשוב להבנת פגמים קריסטלוגרפיים.
Bunu anlamak için, keşif seferi yapmak gerekiyordu.במקרה של גילוי היה צורך לדווח בקשר.
Tabii, anlamak isteyene...כל מה שרצית לדעת על ...
Huygens’in asıl amacı teleskopları anlamaktı.המניע המרכזי של הויגנס היה הבנת עקרונות הפעולה של הטלסקופ.
Sizin orada durumu anlamak biraz zor."על כן קשה כל כך להבינם."
9 “Bunu anlamak için bilgelik gerek.הגיע הזמן שתבין את זה'.
Bu Hegel’e göre, dünyayı anlamaktır.כדי להבין את האמירה הזאת, עלינו להבין כיצד היידגר מבין את ההיסטוריה.
Herakleitos'un sözlerini anlamak için çaba harcamak gerekir.מבחר מאמרות מיצירותיו של הוראטיוס.
Müşteriyi bilmek ve anlamak demek müşterinin gereksinimlerini anlamak için çaba göstermek demektir.על מנת לדעת מה חושבים על הארגון יש צורך להסתכל דרך העיניים של הלקוחות.
Etyologlar, özellikle, davranışın evrimi ve doğal seleksiyon gözüyle davranışı anlamakla ilgilidirler.אתולוגים עסקו במיוחד באבולוציה של התנהגות ובהבנה של התנהגות בהתאם לתאוריה של הברירה הטבעית.
Bunu anlamak için fotoğrafsal bir malzeme kullanıyordu.Фотометрията се опитва да отчете това.
Müşteriyi bilmek ve anlamak demek müşterinin gereksinimlerini anlamak için çaba göstermek demektir.От друга страна те трябва да „слушат“, за да знаят от какво се нуждае клиента.
Seni anlamak gerçekten çok zor.Наистина е много трудно човек да те разбере.
Aldo Rossi yazılarında, mevcut mimarların şehirleri anlamak için gayret göstermediğinden yakınır.U svojim djelima Rossi je kritizirao nedostatak razumijevanja grada tadanje arhitektonske prakse.
Bunu anlamak için ise onun Hukuki emir teorisine bakmak gerekmektedir.Postalo je jasno da za to treba potražiti i teoretsko tumačenje.
Filmi anlamak istiyorsunuz; ancak filmin kendisini anlatmak isteyen bir film olduğunu sanmıyorum.Mi se smijemo jer ne želimo plakati...Mislim da je film o ovome.
Dinleyici için bu müziği anlamak çaba gerektirir.Na takve mogućnosti glazbenik mora obratiti pozornost.
Belirtileri genellikle erken çocukluk döneminde anlamak zordur.Zvyčajne sa diagnostikuje už v ranom detstve.
İzmler: Sanatı Anlamak.Ako rozumieť umeniu.
Böyle bir savda bulunmak bu kitabın niyetini yanlış anlamak demektir.Pri tejto poruche je zlé rozpoznávanie obsahu reči.
Toplumu geliştirmek için, her şeyden önce, toplum yaşamındaki yasaları anlamak gerekir.Zavŕšením komparácie by mala byť identifikácia obecných zákonitostí spoločenského života.
İletişimi Anlamak.Ako s nami komunikovať .
Arkaik dönem bir yana bırakılırsa eski Gürcüce’yi bugün de anlamak mümkündür.Podľa zvyšku vežovej steny môžeme túto hrúbku zistiť aj dnes.
Sizin orada durumu anlamak biraz zor."Veľký problém je dostať tam ľudí."
Bu idari bölünlenmeyi daha iyi anlamak için aşağıdaki tablo faydalı olabilir.Pre lepšie pochopenie využitia tohto princípu poslúži vytypovanie porovnateľného pravidla.
Bu on yılda neden geçmişin daha önce hiç olmadığı gibi gösterildiğini anlamak isterim.Rad bi razumel, zakaj je ravno v tem desetletju preteklost tako zelo prisotna.
Bu tartışmadaki hiçbir katılımcının genel görelilik’in yanlış olduğunu iddia etmediklerini anlamak önemlidir.Pomembno je razumeti, da nihče od udeležencev v tem sporu ne trdi, da je splošna teorija relativnosti napačna.
İnsanı anlamak için, insan yapısını bilmek önemlidir.Posluh je človekov čut za razumevanje glasbe.
Bu başarı, ışığın doğasını anlamak gibi uzun erimli sonuçlar doğurmuştur.Imelo je daljnosežne posledice, med drugim tudi za razumevanje narave svetlobe.
Amerika, İslam'ı anlamak zorunda.Dabar nubai išpažįsta islamą.
Bu yüzden programın nasıl çalıştığını anlamak için programı aklınızda çalıştırmanız gerekir.Selleks, et programm töötaks efektiivsemalt tuleb kasutada mälu.
Günümüzde Hamburglular "Nikolaikirche" dendiğinde hâlâ eski kiliseyi anlamaktadırlar.Vanadel kirikufassaadidel võib veel näha sõna Yglesia 'kirik' (praegu iglesia).
Ne olup bittiğini anlamak için etrafı kontrol eder.Ta tegeleb sellega, mis millest järeldub.
Doktorlar hastalığın sebebini anlamak için test yaparlar.Vahe tuleneb arstide poolt haiguse klassifitseerimisest.
(Tabi bunu anlamak için köyden uzaklaşmak gerekir.)(Selleks, et midagi kavatseda, peab saama sellest mõelda.)
Korelasyon kavramını anlamak.Mõiste sisu tundmine.
Amacı sadece anlamak değil, ayrıca açıklamaktır.Sellepärast aru mitte ainult ei saa mõistussuhetest aru, vaid põhjustab neid.
1995 yılında, neler olup bittiğini anlamak için iki yıllık bir araştırma projesinde çalışmaya başladık.1995년에 우리는 어떤 일이 일어나고 있는지 확인하고자, 2년 간의 조사 프로젝트를 시작했습니다.
1995 yılında, neler olup bittiğini anlamak için iki yıllık bir araştırma projesinde çalışmaya başladık.1995-ben dolgozni kezdtünk egy két éves nyomozói-kutatói projekten, hogy utánajárjunk, hogy mi is történik.
1995 yılında, neler olup bittiğini anlamak için iki yıllık bir araştırma projesinde çalışmaya başladık.1995 fingen wir mit einem zweijährigen Untersuchungsprojekt an, um herauszufinden, was vor sich ging.
1995 yılında, neler olup bittiğini anlamak için iki yıllık bir araştırma projesinde çalışmaya başladık.2年間の調査計画を始動しました 理由はこの慣習が野生のナマケグマを
1995 yılında, neler olup bittiğini anlamak için iki yıllık bir araştırma projesinde çalışmaya başladık.În 1995, am început să lucrăm la un proiect de cercetare, ca să aflăm de ce se întâmplă asta.
1995 yılında, neler olup bittiğini anlamak için iki yıllık bir araştırma projesinde çalışmaya başladık.In 1995 begonnen we met een diepgaand onderzoeksproject van twee jaar om uit te vinden wat er aan de hand was.
1995 yılında, neler olup bittiğini anlamak için iki yıllık bir araştırma projesinde çalışmaya başladık.Under 1995, började vi ett tvåårigt undersökande forskningsprojekt för att försöka ta reda på vad som pågick.