"Yanlış Anlama".«"Vale la pena equivocarse"».
ADM, durum diyagramı gibidir ancak daha az biçimseldir ve anlaması daha kolaydır.El diagrama de ASM es como un diagrama de estado, pero menos formal y por tanto más fácil de entender.
Bu yüzden programın nasıl çalıştığını anlamak için programı aklınızda çalıştırmanız gerekir.No tiene que descifrar código para entender cómo funciona el programa para entender qué hace.
2) Sözü anlama kudreti.2) Sus palabras son escuchadas.
Zâhidler aşktan anlamazlar.No hay burlas con el amor.
Miranda başlarda Clegg'i anlamaz ve ondan çok korkar.Clegg la asusta, y no logra entenderlo al principio.
Kimse Venessanın yarasının ne olduğunu anlamamıştır.No se recomienda el sajado de la herida.
Kendilerinin de şaşırdıkları zamanla uğruna savaştıklarının aslında kötü bir amacı olmadığını anlamalarıydı.La mujer quiere convencerlo de que el tiempo que pasaron juntos no era algo malo.
Azmi uyandığında bir şey anlamaz.Al despertar, no recordará nada.
Ama bunu ilk başta anlamazlar.No lo pude entender al principio.
Fakat bazıları aynı anlama gelmez.No todas tienen la misma importancia.
Anlaması kolaydır.Fácil de entender.
Nereden geldiniz anlamadım yani.Es por esto que no se sabe de dónde viene.
Üsse çağrılan ve ne olduğunu anlamayan O'Neill, Carter ve Daniel bir şekilde olan biteni düzeltmelidirler.No saben que paso con O'Neill y Carter siendo que todos habían cruzado la puerta al mismo tiempo.
Üç çeşit soru tipi vardır: cümle düzeltme, mantıksal düşünme, okuma ve anlama.Existen tres tipos de preguntas: corrección de oraciones, razonamiento crítico y comprensión de lectura.
Yürüyerek adam geçer, çok çabuktur, nasıl geçtiğini anlamazsınız.Tenemos que salir rápido de aquí y no sabemos cómo.
Gerçi ihanet etmedi, ama aldattı ve anlamadı."Me ha dado miedo, pero nadie le ha hecho caso y se ha ido».
Bunu herkesten önce anlamasının nedeni, kendisinin de eşini mide kanseri nedeniyle kaybetmiş olmasıdır.Ben niega haber mentido pues para él también es una sorpresa lo de su propio cáncer.
Benim akıl almaz mistik gücümü anlamaya çalış.Tú no entiendes el poder mental que tengo.
Ne dinlemesi, ne de anlaması kolaydır.No puedo recordar nada, ni puedo ver ni escuchar con claridad.
Modadan pek anlamaz.En y fuera de moda.
İnsan aklıyla bütün niteliklerini anlamak mümkün değildir.No todo el mundo es susceptible a sus habilidades de control mental.
İletişimi Anlamak.Es comunicación.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Griffith), aunque la lengua seguía sin poder entenderse.
O zaman Bizas bunun ne anlama geldiğini anlayamamıştır.Desafortunadamente, Berry no puede entender lo que ella dice.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.Ahora tiene que vivir con la culpa de haber terminado con la vida de una pequeña.
Gil ise olayları anlamamıştır ama hala Bobby'yi bir kahraman olarak görmektedir.Allí, Buck se recupera, pero Bart todavía no lo ve como héroe.
N3 (Orta Seviye): Japonca'yı günlük hayatta belirli bir dereceye kadar anlama yeteneği.Naturaleza (amarillo): Enseña su importancia en la vida diaria de las niñas.
Elde edilen gen ürünü miktarı zaman zaman ilgili genin niteliğini anlamak için de kullanılmaktadır.Algunas veces se usa una medida de la cantidad de producto génico para inferir qué tan activo es un gen.
Eğitimin bugününü iyi anlamak için eğitimin tarihsel değişimini anlamakta yarar vardır.Recién ahí se puede decir que la propuesta educativa de cambio es eficaz.
Tunguzcanın Ulça lehçesinde ise Vere sözcüğü aynı anlama gelir.Procede del latín soror, con el mismo significado.
Eski anlamlar yeni anlama kavuşturulur.Los grandes símbolos toman un nuevo sentido.
Denklemleri çözmek ve anlamak için çalışmalar hala devam ediyor.Pues aún quedan cosas por hacer y por descubrir...
Şu anlama da gelebilir: Prenses (film), 1986 yapımı bir filmEl término La misión puede referirse a: La misión, una película de 1986.
Bunu geç de olsa anlamak bize hayatın tadına varmamızı sağlayacaktır.Pero al menos, prometemos sacarnos la mierda en el intento.
Tom, Summer’ın davranışlarını anlamasa da onun iyiliğini istediğini söyler.Summer pone su mano sobre la de Tom y le dice que está contenta de ver que está bien.
İzmler: Sanatı Anlamak.Colección Conocer el Arte.
Bu ne anlama geliyor?Questo cosa significa?
Tom Mary'nin gerçekten ne demek istediğini anlamadı.Tom non capì quel che Mary voleva veramente dire.
Ben fıkrayı anlamadım.Non ho capito la battuta.
Anlamadım, Lütfen tekrarlar mısınız?Non ho capito, può ripetere per favore?
Anlamadığım şey böylesine güzel bir günde çocukların dışarıda oynamasına niçin izin verilmediğidir.La cosa che non capisco è perché in una giornata così bella non venga permesso ai bambini di giocare fuori.
Sadece anlamak istiyorum ama çok zor oluyor bazen?Vorrei solo capire, ma a volte è molto difficile .
Hepinizi görmeye çalışıyorum, hepinizi anlamaya çalışıyorum, hiçbirinizi de unutmadım.Cerco di vedere ognuno di voi, cerco di capire ognuno di voi e non ho dimenticato nessuno di voi.
Anlamadığım bazı şeyler var.Ci sono alcune cose che non capisco.
Belki birilerine sormalısın ve diğer insanların ne düşündüğünü anlamalısın.Forse dovresti chiedere in giro e capire cosa pensano le altre persone.
Bunun hepsi bir yanlış anlamaydı.È stato tutto un malinteso.
Biliyorum, anlamak zor.Lo so, è difficile capire.
Bunun benim için ne anlama geldiği hakkında hiç düşüncen yok.Non hai idea di cosa questo significhi per me.
Hiçbir şey anlamadı.Non ha capito niente.
Ne anlamaya çalışıyorsun?Cos'è che stai cercando di capire?
Lütfen yanlış anlama.Per favore non fraintendermi.
Tabii, anlamak isteyene...Per chi vuol capire...
Zâhidler aşktan anlamazlar.I cani non mentono sull'amore.
(Bu anlama göre, örneğin, Yugoslavya Arnavutları, (ekseri) müslüman olup, Müslüman değildiler.).Gesù: «Ecco davvero un Israelita in cui non c'è falsità».
Burton "Neden böyle bir sorun olduğunu anlamadım.Burton spiegò: "Non capisco perché ci siano stati tali problemi.
Bu durum, hayatın değerini anlaması için kendisine yararlı olmaktadır.In questo contesto sembra difficile capire il valore della vita.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Essi cercano di capire da che cosa questo mondo si originasse.
Eski anlamlar yeni anlama kavuşturulur.I grandi simboli prendono un senso nuovo.
Zaten Latince’deki iki sözcükten oluşturulmuş terim de sözcük anlamıyla bu anlama gelir.Il nome è composto da due espressioni in lingua vietnamita che ne completano il significato.