anlaşmazlık ile cümle

anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu karara Şili hükümeti tarafından muhalefet edilmiştir ve şu zamana kadar anlaşmazlıklara yol açmıştır.Denne beslutning blev anket af Chiles regering og har været et stridsspørgsmål op til i dag.
1977'de tüm anlaşmazlıkların neticesinde, ATAS ve NATAS aralarındaki bağı ayrımak konusunda anlaştılar.I 1977, grundet forskellige konflikter valgte ATAS og NATAS at afbryde samarbejdet.
Ambar kapağının açılması konusu Jack ve Locke arasında anlaşmazlık yaratır.På grund af lugen åbner fører Jack og Locke til uenighed.
Bu sıra ilk anlaşmazlıklarda ortaya çıkar.Udtrykket anvendes her når de første uoverensstemmelser dukker op.
Bununlar beraber, hâlâ okuryazarlar arasında standartın detayları ile ilgili anlaşmazlıklar vardır.På trods heraf er der stadig visse uenigheder blandt sprogfolk om detaljerne i standarden.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Imidlertid opstod der snart modsætninger mellem ægtefællerne.
Yasa 1940'a kadar geçerli olucaktı ve anlaşmazlık durumunda üç yıl içerisinde fesh edilebilecekti.Loven skulle revurderes i 1940 og kunne tilbagekaldes tre år senere, hvis der ikke var blevet opnået enighed.
İç anlaşmazlık hemen ortaya çıktı.Deres uenighed startede næsten med det samme.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Der hersker dog stadig en vis uenighed om emnet.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Det har tidligere været omtvistet, hvorvidt dannelser på Månens overflade undergår ændringer i tidens løb.
Ancak federal konulardaki anlaşmazlıklara müdahele edemezler.Vi er overhovedet ikke villige i at gå på kompromis om føderal opdeling.
1969'da da Çin - Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.1962 – Grænsestrid mellem Kina og Indien.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.De besad derfor en større magt, da de havde ret til at modsige kongerne.
Ama cücelerle bir anlaşmazlıkları vardır.Kortet har nogle uoverensstemmelser.
Venedik ile İspanya arasındaki büyük anlaşmazlık 1622'de sona erdi.Uafhængighedskrigen fra Spanien endte i 1668.
Ayrıca koç George Karl yönetimle yaşadığı anlaşmazlıklardan dolayı görevinden istifa ettiğini açıkladı.Han sagde også at kontroversen med prins Charles havde kostet ham jobbet.
Gruplar arasındaki anlaşmazlıklar yetkili kişiler tarafından çözülecektir.Ulovlige foreninger kan opløses ved domstolene.
Lakin bu iki bölgenin yönetimi üzerine çıkan anlaşmazlıklar Prusya-Avusturya Savaşı'nı başlattı.Uenighet om administreringen av disse to provinsene førte senere til den østerriksk-prøyssiske krig.
Ancak aralarındaki anlaşmazlıklar yüzünden ayrılırlar.Dette er på grunn av uenigheter oss imellom.
Ancak müzikal anlaşmazlıklardan dolayı ayrıldı.Han forlot bandet pga musikalske forskjeller.
Julia, kocası ve babası arasındaki anlaşmazlıklar açığa çıkmadan öldü.Julia døde før det kom til brudd mellom hennes ektemann og hennes far.
Bugün de kapitalist ekonomide ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Også dagens forskjeller går i stor grad på økonomi.
Bu yüzden anlaşmazlık ve çatışmalar da yaşanmıştır.Det oppsto også uunngåelige konflikter og utfordringer .
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.Det er uenighet knyttet til hvem som er Ju-Mongs far.
Bu anlaşmazlık daha sonradan ayrılmaları ile sonuçlanacaktır.Denne forskjellsbehandlingen skulle senere føre til problemer.
Anlaşmazlıklar olsa da bu iki kız birbiriyle arkadaş olmuşlardır.Tross de begge kvinnenes ulikheter blir de gode venner.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Heretter var det en dyp splittelse mellom de tidligere partikameratene.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Kunne høvdingene spille på konflikten mellom kongene.
İç anlaşmazlık hemen ortaya çıktı.Problemene ble synlige umiddelbart.
Anti-faşist grupların aralarında anlaşmazlık vardı.Blant islamske grupper fantes det misnøye med de sekulære partiene.
Köylüler arasında sınır ve su yüzünden anlaşmazlıklar vardır.Grensene mellom strøk vil det derfor være uenighet om.
Doğu sınırında gerçekleşen anlaşmazlıklar savaşa dönüştü.Konflikten i Midtøsten hadde utviklet seg til en stillingskrig.
Çeşitli anlaşmazlıklar sonrası A.F.L Kültür Merkezi'inden taşınmak durumunda kaldı.Etterhvert oppsto motkulturelle strømninger fra bl. a.
Seçimlerin sonucu konusunda bir anlaşmazlık çıkması halinde bu anlaşmazlığı ABD Kongresi çözümler.Etter valget ble det konflikt om valgresultatet.
1969'da da Çin - Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.Senere i 1969 utløste kinesiske tropper den kinesisk-sovjetiske grensekonflikten.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Konflikter er vanlige innenfor gruppen.
Maddi anlaşmazlık nedeniyle ayrıldım diye konuşmuştur.Hun sluttet på grunn av uenighet relatert til forbruket.
Olay, özü itibarıyla kabileler arası bir anlaşmazlık değildir.Dette skjer ikke uten konflikter, eksempelvis mellom trosgrupper.
Lakin bu iki bölgenin yönetimi üzerine çıkan anlaşmazlıklar Prusya-Avusturya Savaşı'nı başlattı.Perebutan kekuasaan terhadap dua provinsi tersebut membuat terjadinya Perang Austria-Prusia.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.Sementara perang berkecamuk, negara-negara Arab lainnya berusaha untuk menegosiasikan perjanjian damai.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Terdapat perdebatan mengenai apakah permukaan Bulan berubah dari waktu ke waktu.
Yasa 1940'a kadar geçerli olucaktı ve anlaşmazlık durumunda üç yıl içerisinde fesh edilebilecekti.Undang-undang ini rencananya akan direvisi pada tahun 1940 dan dapat dicabut tiga tahun kemudian.
Ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle bu kazanımlar uzun ömürlü olmadı.Berkat persiapan yang cukup lama tersebut, hasil yang diperoleh tidak mengecewakan.
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.Rachmat tidak tahu siapa sebenarnya ayahnya uring-uringan.
1 yıl sonra ikisi arasında Lavon Skandalı nedeniyle anlaşmazlık çıktı.Setahun kemudian persaingan yang dikembangkan antara dua pada masalah Peristiwa Lavon.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.Khi xung đột leo thang, các chính phủ Ả Rập khắc tìm cách đàm phán một giải pháp hoà bình.
1 yıl sonra ikisi arasında Lavon Skandalı nedeniyle anlaşmazlık çıktı.Một năm sau một tình trạng đối đầu nảy sinh giữa hai người về vấn đề Vụ việc Lavon.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Đã có tranh cãi về việc các đặc điểm trên bề mặt Mặt Trăng có thay đổi theo thời gian hay không.
Bu anlaşmazlık uzun süredir varolmaktaydı.Ý tưởng này đã được ấp ủ trong một thời gian dài.
Ancak taraflar arasında ittifaklar ve zlenecek siyasi hat ile ilgil sayısız anlaşmazlık yaşanır.Còn nhiều điểm bất đồng giữa chính sách quốc gia và chính sách của tỉnh.
Her türlü anlaşmazlık oyunlarla çözülecektir.Vi phạm luật có thể bị loại khỏi cuộc chơi.
Aynı anlaşmazlık ertesi sene yine belirdi.Trong cùng năm đó đã được tái ấn bản.
Anlaşmazlıklar olsa da bu iki kız birbiriyle arkadaş olmuşlardır.Và đó là điều khiến đôi bạn thân này có những mâu thuẫn với nhau.
Anlaşmazlıklardan sonra kilisede inşaat çalışmaları bir süreliğine askıya alınmıştır.Trong thời gian này, công việc xây dựng nhà thờ đã bị tạm ngưng.
1977'de tüm anlaşmazlıkların neticesinde, ATAS ve NATAS aralarındaki bağı ayrımak konusunda anlaştılar.1977年、様々な矛盾の解消のため、ATASとNATASは関係を分けることに合意した。
Anlaşmazlık durumunda onun sözü geçerlidir.演説の中で、彼は反論している。
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.アロイスの本当の父親が誰であったかについては長い論争がある。
İç anlaşmazlık hemen ortaya çıktı.怪異はすぐに現れた。
Çevre köyler ile herhangi bir anlaşmazlıkları olmamıştır.周囲の人間とは諍いが絶えない。
Ancak müzikal anlaşmazlıklardan dolayı ayrıldı.音楽性の違いにより解散。

İlgili Sayfalar