anlaşmazlık ile cümle

anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.Není známo, kdo byli rodiči Ahmose.
Böylece 1970'li yıllarda uzun suren siyasi ve ideolojik anlasmazliklar bir nebze kapatilmis oldu.Politicky relativně klidná 60. léta představovala určitý zlom.
İki ülke arasındaki anlaşmazlık günümüze değin çözümsüz olarak devam etmektedir.Konflikt mezi oběma muži byl od tohoto okamžiku neodvratný.
O ve Kurosava sık sık sonu gelmeyen anlaşmazlıklara giriyorlardı.On a Monk mají neustále rozpory, primárně způsobené jejich nekompatibilními obsesemi.
Fakat zaman zaman anlaşmazlıklar yaşadıkları görülmektedir.Na druhou stranu dnes víme, že občas dochází k jevu odplynování.
Temel konu, Ukrayna ve Rusya arasındaki anlaşmazlık ve Avrupa'nın güvenliği politakası idi .Tema centrală a fost conflictul între Ucraina și Rusia, de asemenea și politicile siguranței Europene.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Au existat controverse istorice dacă trăsăturile de pe suprafața Lunii se schimbă sau nu în timp.
Anlaşmazlık 29 Ocak 2007'de başladı.Dezbaterea a început pe 29 ianuarie 2013.
Anlaşmazlıklar olsa da bu iki kız birbiriyle arkadaş olmuşlardır.După bătălie, cei doi se împrietenesc.
"Dünden bugüne NATO'daki anlaşmazlıklar".Ultimele știri din Moldova de azi”.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Alegerea sa ca rege a condus la decenii de dispute pentru tron între diferiți pretendenți rivali.
Anlaşmazlıklardan sonra kilisede inşaat çalışmaları bir süreliğine askıya alınmıştır.De la data construcției, activitatea bisericii nu a fost întreruptă.
İki ülke arasındaki sınır hala anlaşmazlık ve müzakereye tabidir.Din nou cei doi regi se aflau în divergență de păreri și atitudini.
Ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle bu kazanımlar uzun ömürlü olmadı.Din cauza unor dispute lipsite de sens a fost pierdut timpul prețios.
İki taraf arasında yapılmakta olan müzakereler Nisan ayında anlaşmazlıkla sona erdi.Lucrările trebuiau să înceapă la 1 aprilie, dar între cele două părți au apărut unele neînțelegeri.
Yaşanan anlaşmazlıklar sonucunda şarkıcı, şirketle olan anlaşmasını tazminat ödeyerek feshetti.Există o diferențiere clară între cântăreți în funcție de bugetul investit în acest scop.
Ancak daha sonra aradaki anlaşmazlıklar nedeniyle bu birleşim sonlandırıldı.Acest partid a revenit, însă, mai târziu în coaliție, în urma unor înțelegeri.
Anlaşmazlık tırmanıyor.Conflictul escaladează.
Son zamanlarda ofiste birçok anlaşmazlık oldu.În ultimul timp au fost mai multe dispute la birou.
Ambar kapağının açılması konusu Jack ve Locke arasında anlaşmazlık yaratır.A bunker felfedezése később még nagyobb feszültséget eredményez Jack és Locke között.
Bu anlaşmazlık sırasında, The Game'in arkadaşlarından biri New York'taki Hot 97 stüdyosu çıkışında vuruldu.Közben Game kíséretének egy tagját meglőtték a Hot 97 rádióállomás stúdiójában, New Yorkban.
Groening, Brooks ve Gracie Films ile sık sık anlaşmazlık içindeydi ve 1993 yılında şovdan ayrıldı.Bird mindig ellentmondott Groeningnak, Brooksnak és a Gracie Filmsnek, ezért 1993-ban kilépett.
Anlaşmazlık durumunda onun sözü geçerlidir.A különbség az elbeszélésben van.
Fakat değişik Yahudi oymakları arasında bu konuda büyük anlaşmazlıklar çıktı.Viszont óriási ellentétek alakultak ki egyes zsidó családok közt.
James ve Melina arasında yeni bir anlaşmazlık oluştu.Ezt egy komoly beszélgetés követi James és Miranda között.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Ezzel azonban létrejött néhány ellentmondás.
(Ayrıca bakınız: Güney Çin Denizi'ndeki toprak anlaşmazlıkları).(Lásd még: Kínai–hsziungnu háborúk.)
25 Mart günü parti içindeki bir anlaşmazlık nedeniyle Willy Brandt SPD başkanlığından istifa etti.Május 5-én Brandt az SPD vezetés körében kihirdette a lemondását.
İç anlaşmazlık hemen ortaya çıktı.A felhivásnak azonnal sikere lett.
Schleswig-Holstein sorunu, 19. yüzyılda Schleswig ve Holstein'ın statüsü konusunda çıkan anlaşmazlık.A Schleswig-Holsteinért folytatott küzdelem a dánok és a németek között a 19. századig tartott.
İki çete arasında anlaşmazlık yaşandı.A két csoport között verekedés alakult ki.
Anti-faşist grupların aralarında anlaşmazlık vardı.A két vallás hívei között állandó összeütközések voltak.
Daha sonra bazı anlaşmazlıklardan ötürü son olarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne katılmıştır.2004-ben a helyi választásokon újra indult jelöltként, de nem nyert.
Her türlü anlaşmazlık oyunlarla çözülecektir.Kaikki konfliktit ratkaistaan peleillä.
2000 yılının sonlarında bu anlaşmazlık yüzünden DJ Kay Gee gruptan ayrılmaya karar verir.Näiden erimielisyyksien johdosta DJ Kay Gee päätti erota kokoonpanosta vuoden 2000 loppupuolella.
1969'da da Çin - Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.Vuonna 1969 tapahtui Kiinan sekä Neuvostoliiton välisiä rajakahakoita.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Mielenosoitukset yltyivät tammikuussa 2014 väkivaltaisiksi.
İç anlaşmazlık hemen ortaya çıktı.Ero astui voimaan heti.
Ancak mezarı ailesi ve eşi arasındaki bir anlaşmazlık konusu oldu.Tapahtumaa edelsi perheenäidin ja hänen avomiehensä välinen riita perheen asioista.
Bundan dolayı da semantik bozukluklar, yanlış anlamalar ya da anlaşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.Seurasi väärinymmärryksiä tai virheitä.
Birkaç anlaşmazlık daha bir süre devam etti.Osapuolet kiistelivät jonkin aikaa.
Ancak aralarındaki anlaşmazlıklar yüzünden ayrılırlar.Pian he kuitenkin erosivat erimielisyyksien takia.
Bu anlaşmazlık bakanlıktan azledilmesine kadar gitmiştir.Kiista kävi senaatissa asti.
Şubede beliren anlaşmazlık sonucu takım ikiye bölündü.Sessio päättyi kesken kaiken parin riitoihin.
Shelbyville ve Springfield halkının geçmişten beri anlaşmazlıkları vardır.Vihanpito springfieldiläisten ja shelbyvilleläisten välillä on jatkunut siitä pitäen.
Bu sıra ilk anlaşmazlıklarda ortaya çıkar.Ensimmäisen kirjan aikana he kuitenkin sopivat riitansa.
İki taraf arasında yapılmakta olan müzakereler Nisan ayında anlaşmazlıkla sona erdi.Οι ειρηνευτικές συνομιλίες μεταξύ των δύο πλευρών τερματίστηκαν ανεπιτυχώς τον Απρίλιο.
Julia, kocası ve babası arasındaki anlaşmazlıklar açığa çıkmadan öldü.Η Ιουλία απεβίωσε, πριν γίνουν αναπόφευκτες οι ρωγμές στις σχέσεις του συζύγου και του πατέρα της.
Hükümet ile Meclis arasında anlaşmazlık çıktı.Οξύτατη αντιπαράθεση μεταξύ κυβέρνησης και αντιπολίτευσης.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Ούτως ή άλλως υπήρχαν διαστάσεις απόψεων εντός της ομάδας.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Από τα αρχαία χρόνια ήταν εστία διαμάχης των μεγάλων γειτόνων της.
1969'da da Çin - Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.1969 - Κίνα και ΕΣΣΔ συγκρούονται κατά μήκος των συνόρων της Κεντρικής Ασίας.
Anti-faşist grupların aralarında anlaşmazlık vardı.Μεταξύ των δύο ομάδων υπήρχε αντιπαλότητα.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Από την ομάδα αποχώρησε τον Ιανουάριο του 2014 επικαλούμενη οικονομικές διαφορές.
Bu olay aynı zamanda başka anlaşmazlıklara yol açmıştır.Αλλά και εκεί υπήρξαν διαφωνίες με το ίδιο αποτέλεσμα.
"Dünden bugüne NATO'daki anlaşmazlıklar".«Παρελθόν από χτες η ΥΕΝΕΔ».
Lehistan ve Rusya ile anlaşmazlık çok ciddileşmişti.Η σχέση μεταξύ της Λουίζας και του Καρόλου ήταν δυστυχισμένη.
Ayrıca diğer yargı ve idare mahkemeleri arasındaki yetki anlaşmazlıkları çözümlemeye yetkilidir.Τα ίδια ισχύουν και για τη σύγκρουση αρμοδιότητας μεταξύ Ελεγκτικού Συνεδρίου και άλλου δικαστηρίου.
Anlaşmazlık konusu olan her şeyin kanıtlanması yasal zorunluluktur.Όλες οι αποφάσεις, εκτός από εκείνες που αφορούν διαδικαστικά ζητήματα, πρέπει να υιοθετούνται ομόφωνα.
1:17 Anlaşmazlık konusunda çoğunluğa uy Ex.(2:13-17) Πρακτικές παραινέσεις.

İlgili Sayfalar