anlaşmazlık ile cümle
anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Başlangıçta, hasar verme olarak değil, mecazi olarak iş anlaşmazlıklarına atıfta bulunmak için kullanılmıştır.Originalmente, isso era usado metaforicamente para se referir a disputas trabalhistas, e não a danos.
Anlaşmazlıklar olsa da bu iki kız birbiriyle arkadaş olmuşlardır.Apesar das diferenças, as duas são grandes amigas uma da outra.
Bugün de kapitalist ekonomide ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Na realidade, hoje existe uma dualidade na economia cubana.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Em janeiro de 2014, as manifestações se intensificaram.
Shelbyville ve Springfield halkının geçmişten beri anlaşmazlıkları vardır.Desde aquele tempo, o povo de Springfield e Shelbyville tem mantido uma grande rivalidade.
Bunun sonucunda Omega ve Cody arasında Bullet Club liderliği konusunda anlaşmazlık çıkmaya başladı.Assim começa a disputa diária entre Coop e Sr. Gato.
Muhs'un eşitleme çabaları ve teolojik beceriksizlikleri kiliseler ile birçok anlaşmazlıklara neden oldu.Zijn synchronisatie-inspanningen en theologische incompetentie veroorzaakten vele geschillen met de kerken.
2000 yılının sonlarında bu anlaşmazlık yüzünden DJ Kay Gee gruptan ayrılmaya karar verir.In 2000 besloot DJ Kay Gee om de groep te verlaten.
Julia, kocası ve babası arasındaki anlaşmazlıklar açığa çıkmadan öldü.Iulia stierf echter voordat de breuk tussen haar echtgenoot en haar vader onvermijdelijk was geworden.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Gevechten tussen groepen zijn zeldzaam.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Daarenboven fungeerde hij bij gerechtelijke conflicten tussen heersers als koningsrechter.
Asgore ile aralarında anlaşmazlık olmuştur ve ayrılmışlardır.Aitne kwam tussenbeide en loste het geschil op.
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.Het is echter nog steeds niet duidelijk wie de vader van Remy is.
James ve Melina arasında yeni bir anlaşmazlık oluştu.Het loopt fout tussen Mary en Joey.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Hier bestaat echter enige twijfel over.
Bu görev yasama ve yürütme arasındaki anlaşmazlıkların çözümünü de içermektedir.Hieronder valt ook het oplossen van conflicten tussen de uitvoerende en wetgevende machten.
Bu anlaşmazlıklar sonucunda da 1901’de görevinden istifa etmiştir.Na een loongeschil werd hij in 1901 ook daar ontslagen.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Al snel ontstond echter onenigheid tussen de tien.
Çevre köyler ile herhangi bir anlaşmazlıkları olmamıştır.Er ontstond geen stad-platteland tegenstelling.
Böylece monotelitizm prensipleri üzerindeki anlaşmazlıkları ortadan kaldırdı.Daarom leidde hij ethische beginselen af uit de metafysische inzichten.
Bu olay aynı zamanda başka anlaşmazlıklara yol açmıştır.Deze poging strandde ook door meerdere meningsverschillen.
Anlaşmazlık durumunda onun sözü geçerlidir.Tijdens zijn uitverkiezing was er onenigheid.
Bugün de kapitalist ekonomide ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Ook wordt de algemene toestand van de Nederlandse economie besproken.
Bu nedenle sonuçlarda bir anlaşmazlık olmadı ve İsviçreli yarışmacı yoktu.In deze wedstrijd vonden geen incidenten plaats, maar gescoord werd er ook niet.
Daha sonra bazı anlaşmazlıklardan ötürü son olarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne katılmıştır.Uiteindelijk gaf het gemeentebestuur gedeeltelijk gehoor aan de bezwaren.
Ancak, bu parti içi anlaşmazlık Yağcılar lehine gelişmiş, kendisi parti başkanlığına dönmüştür.Voor die partijcombinatie keerde hij terug in de Staten en werd hij de Statenvoorzitter.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Wielu kontrowersji dostarczyła dyskusja nad tym, czy powierzchnia Księżyca wciąż podlega zmianom.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Tymczasem w styczniu 2014 nastąpiła intensyfikacja działań partyzantów.
Doğu sınırında gerçekleşen anlaşmazlıklar savaşa dönüştü.Dotychczasowe starcia na granicy przerodziły się w otwarty konflikt wojenny.
Tayland'la sınır anlaşmazlıklarından kaynaklanan çatışmalar sürmekteydi.Bezpośrednim powodem konfliktu był spór o granice Teksasu.
İki çete arasında anlaşmazlık yaşandı.Między obiema grupami wywiązała się polemika.
Aynı anlaşmazlık ertesi sene yine belirdi.Kolejny wniosek został z tego samego powodu odrzucony w kolejnym roku.
Bakınız ABD'nin uluslararası toprak anlaşmazlıkları.Karta Narodów Zjednoczonych Spory międzynarodowe Tamże.
Ancak müzikal anlaşmazlıklardan dolayı ayrıldı.Han slutade emellertid 2006 på grund av musikaliska meningsskiljaktigheter.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Strider mellan olika grupper sker sällan.
Ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle bu kazanımlar uzun ömürlü olmadı.Det är inte konstigt med tanke på framgångarna de delat tidigare.
Bu yüzden anlaşmazlık ve çatışmalar da yaşanmıştır.Detta ledde förstås till motsättningar och stridigheter.
Anlaşmazlık 29 Ocak 2007'de başladı.Spelet startades den 29 januari 2007.
Hükümet ile Meclis arasında anlaşmazlık çıktı.Förhållandet mellan riksdag och regering.
Grup içindeki anlaşmazlıklar grubun dağılmasına neden oldu.Detta förde med sig en splittring av koncernen.
Rüzgâr tarlalarının yeri ile ilgili anlaşmazlık çok büyük sorundur.Terrängen runt Bendungan Krangkengan är mycket platt.
Çıkan kavgalarda anlaşmazlık konusu genellikle bölge hakimiyetidir.Det sker främst i länder där uppror mot statsmakten är vanliga.
Çevre köyler ile herhangi bir anlaşmazlıkları olmamıştır.Селянам не було де і на кого жалітися.
1969'da da Çin - Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.В 1969 році брав участь у конфлікті на радянсько-китайському кордоні.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Але тут існує ряд протиріч.
1948 : Tito ve Stalin arasındaki anlaşmazlık neticesinde Yugoslavya’nın Kominform’dan ihraç edilmesi.В 1948 році через розрив стосунків між Тіто та Сталіним югославська компартія була виключена з Комінформу.
İnsan klonlama olasılıklar etik açıdan anlaşmazlıkları ve tartışmaları doğurmuştur.Можливість клонування людини викликало суперечки.
Çıkan kavgalarda anlaşmazlık konusu genellikle bölge hakimiyetidir.Бандитські нічні напади — звична справа в околицях.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.У травні Джордж Вашингтон схилявся ще до прихильників мирного врегулювання конфлікту .
Birkaç anlaşmazlık daha bir süre devam etti.Невелика частина продовжила боротьбу ще на деякий час.
Bu olay aynı zamanda başka anlaşmazlıklara yol açmıştır.В той же час це твердження вступає в іншу суперечність.
Her türlü anlaşmazlık çözülür bu yıllarca devam eder.Постійні ж спори можуть зберігатися роками.
News Corporation şirketi, 4Kids kanalının şirketiyle bir anlaşmazlık vardı.Дублюванням аніме займалася студія 4Kids Entertainment.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.Oba filosofové se pak až do Hookovy smrti neměli příliš v lásce.
Bu etkinin büyüklüğü konusunda bazı anlaşmazlıklar vardır.Názory na velikost tohoto díla se liší.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Brzy došlo ve spoluvládě k neshodám.
Hükümet ile Meclis arasında anlaşmazlık çıktı.V této věci vznikl spor mezi prezidentem a sněmovnou.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Jeho moc vyvolala odpor mezi ostatními králi Británie.
Çevre köyler ile herhangi bir anlaşmazlıkları olmamıştır.Zdálo se že nikdo z vesnice nemá námitky.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Mezi těmito společnými předky byl velký spor.