anlaşmazlık ile cümle
anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Hükümet ile Meclis arasında anlaşmazlık çıktı.Vi è anche un conflitto tra governo e industria.
"Dünden bugüne NATO'daki anlaşmazlıklar".Dalla guerra in Afghanistan ai giorni nostri.
Asgore ile aralarında anlaşmazlık olmuştur ve ayrılmışlardır.В те времена между ним и Яр Арысланом возникли споры, и народ разделился.
Ancak Elazığ'da bazı amirlerle anlaşmazlıkları devam ediyordu.Согласно источникам, среди владельцев действительно были разногласия.
Bugün de kapitalist ekonomide ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Серьёзные последствия имели место и в мировой экономике.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Среди престолонаследников возник спор.
1969'da da Çin - Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.В 1969 году принимал участие в конфликте на советско-китайской границе.
Ancak çift, dokuz ay sonra anlaşmazlık nedeniyle boşandı.Спустя 9 месяцев после свадьбы супруги развелись из-за политических разногласий.
Bundan sonra iki yıl süreyle iç anlaşmazlık nedeniyle hahambaşılık makamı boş kalmıştır.Таким образом, из-за разногласий было потеряно полгода.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Тем не менее, ссоры в группе крайне редки.
İç anlaşmazlık hemen ortaya çıktı.Мгновенно разразился скандал.
Bu yüzden anlaşmazlık ve çatışmalar da yaşanmıştır.Он приносил с собой ссоры и несчастья.
1948 : Tito ve Stalin arasındaki anlaşmazlık neticesinde Yugoslavya’nın Kominform’dan ihraç edilmesi.В 1948 году из-за разрыва отношений между И. Тито и Сталиным югославскую компартию исключили из Информбюро.
İki çete arasında anlaşmazlık yaşandı.Между двумя группировками назревал конфликт.
Anlaşmazlıklardan sonra kilisede inşaat çalışmaları bir süreliğine askıya alınmıştır.После пожара богослужения в церкви на некоторое время прекратились.
Ayrılığın sebebi olarak ise, grup üyeleriyle müzikal açıdan yaşadığı anlaşmazlıkları gösterilmiştir.Его уход был спровоцирован разногласиями между музыкантами в плане музыкального направления в группе.
Bu karara Şili hükümeti tarafından muhalefet edilmiştir ve şu zamana kadar anlaşmazlıklara yol açmıştır.Это решение было осуждено чилийским правительством и было источником конфликта долгое время.
Bundan dolayı da semantik bozukluklar, yanlış anlamalar ya da anlaşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.Конечно, случаются всякие заблуждения и недоразумения, проблемы коммуникации.
Filmin dramatik anlaşmazlıkları da bu beklentiler üzerine kurulmuştur.Противоречивое впечатление от фильма создаётся и другими обстоятельствами.
İkisi arasında anlaşmazlıklar çıkmaya başladı.Здесь и начинаются расхождения.
Ufak tefek anlaşmazlıklar olsa bile köylüler birbirlerine her konuda yardımda bulunurlardı.Этому обществу противопоставлена тяжелая жизнь крестьян, помогающих друг другу в беде.
Aynı yıl grup içinde yaşanan anlaşmazlıkların artmasıyla dağıldılar.Мы знаем о разногласиях, которые были между нашими странами в прошлом году.
Lehistan ve Rusya ile anlaşmazlık çok ciddileşmişti.Отношение к карелам и русским было различным.
Grup içindeki anlaşmazlıklar grubun dağılmasına neden oldu.Личные противоречия повлекли к тому, что группа распалась.
1902 yılında, ABD ve Meksika hükümetleri arasındaki bir anlaşmazlıkta ilk tahkim duruşmasında görev aldı.В марте 1902 года состоялась первая игра между командами мексиканских и американских рабочих.
Doğu sınırında gerçekleşen anlaşmazlıklar savaşa dönüştü.Война на Западном фронте стала позиционной и превратилась в войну на истощение.
"Dünden bugüne NATO'daki anlaşmazlıklar".«История инакомыслия в СССР».
İş birliği komisyonu, Orta Doğu'daki anlaşmazlıklar sırasında etkin görevler yürütmüştür.На его дивизию пришлась основная нагрузка в ходе боёв в долине.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.Результатом тяжёлых боёв стало согласие сандинистского правительства на мирные переговоры.
Bunun üzerine Maximilian tekrar Konstanz'a dönmek zorunda kaldı ve anlaşmazlık bir süre için sonra erdi.Таким образом Мокржецкий смог выехать в Константинополь, где он на короткое время задержался.
Asgore ile aralarında anlaşmazlık olmuştur ve ayrılmışlardır.واصطلح القوم: زال ما بينهم من خلاف ، والصلح إنهاء الخصومة .
Anlaşmazlık çözüldü ve Cartwright 2004'e kadar her bölüm için 125.000 dolar aldı.وقد حُلت هذه الخلافات ، وأخذت كارترايت 125,000 دولار لكل حلقة حتى عام 2004.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.لكن العلاقة بين الرجلين ظلت فاترة حتى وفاة هوك.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.ومع زيادة النزاع، حاولت الحكومات العربية التوسط للوصول لحل سلمي.
İç anlaşmazlık hemen ortaya çıktı.ظهر الخلاف حول التفسير على الفور.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.كان هناك جدل تاريخي حول فيما إذا ملامح القمر تتغير بمرور الوقت.
1918'de 66.000'den fazla çalışanı kapsayan 417 ayrı anlaşmazlık bulunuyordu.وفي عام 1918، كان هناك 417 نزاعًا منفصلاً تضم ما يزيد على 66000 عامل.
Açık sözlülüğüyle, basın ve spor yöneticileriyle anlaşmazlıklarıyla çokça gündeme gelmiştir.سلوكياته قد عملت على خلاف مع الصحافيين ومدراء الرياضة.
Gelenekçi ve köktencilerin anlaşmazlıklarını teşvik et.تحقيق الخلاف في أصحاب الأعراف .
Grup içindeki anlaşmazlıklar grubun dağılmasına neden oldu.أدت الخلافات الداخلية إلى الذهاب إلى المنفى.
Akitanya Krallığı üzerindeki anlaşmazlık 960 yılına kadar tamamen çözülemedi.لم يهدأ النزاع حول مـُلك آكيتانيا بالكامل حتى عام 860.
Gruplar arasındaki anlaşmazlıklar yetkili kişiler tarafından çözülecektir.حل أي خلاف قد ينشأ بين أعضاء الاتحاد.
Aynı yıl grup içinde yaşanan anlaşmazlıkların artmasıyla dağıldılar.لقد خرجوا فقط من النهائيات في ذلك العام في ظروف مفجعة.
Temel konu, Ukrayna ve Rusya arasındaki anlaşmazlık ve Avrupa'nın güvenliği politakası idi .في محور النقاش عام 2014و لاسيما النزاع بين أوكرانيا وروسيا وأسئلةحول سياسية الأمن الأوربي.
O bir anlaşmazlıktı.إنه اختلاف.
Nüfus ve Yahudi-Arap nüfus dağılımı Kudüs üzerindeki anlaşmazlıkta büyük bir role sahiptir.A demografia e a divisão da população árabe e judaica desempenham um papel importante na disputa em Jerusalém.
Lakin bu iki bölgenin yönetimi üzerine çıkan anlaşmazlıklar Prusya-Avusturya Savaşı'nı başlattı.As subsequentes disputas sobre a administração das duas províncias daria origem à Guerra Austro-Prussiana.
İşçi anlaşmazlıkları ile ilgilendi ve Genç Komünist Derneği'ne katıldı ve ilk kez Julius ile tanıştı.Ela começou a se envolver em disputas trabalhistas e se juntou à Liga Jovem Comunista, onde conheceu Julius.
Ayni cinsiyet içinde çıkan anlaşmazlık iki sistem içinde gözlemlenebilir.Essa manifestação de conflito sexual pode ser observada em um dos dois sistemas.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.Os dois homens permaneceram inimigos até a morte de Hooke.
Bu anlaşmazlık daha sonradan ayrılmaları ile sonuçlanacaktır.Esta divisão viria mais tarde a ser contestada.
Ambar kapağının açılması konusu Jack ve Locke arasında anlaşmazlık yaratır.A descoberta da escotilha criou muita tensão entre Jack e Locke.
Grup içindeki anlaşmazlıklar grubun dağılmasına neden oldu.Estes desacordos levaram ao seu afastamento do grupo.
Hükümet ile Meclis arasında anlaşmazlık çıktı.Era inegável o conflito entre igreja e o governo.
Lehistan ve Rusya ile anlaşmazlık çok ciddileşmişti.Mas, a cooperação de Heráclio com a Rússia era desapontadora.
İki ülke arasındaki sınır hala anlaşmazlık ve müzakereye tabidir.Dois graus de duração são contrastantes para ambas vogais e consoantes.
Bu zamanlarda grubun menajerleriyle aralarındaki anlaşmazlıklar kritik düzeye gelmişti.Durante esse tempo, o relacionamento da banda com seu gerente havia atingido um ponto crítico.
Bu yüzden anlaşmazlık ve çatışmalar da yaşanmıştır.E toda vez que se encontram há confusão e brigas.
Grupta anlaşmazlıkların artmasına rağmen Mart ayında uzlaşma sağladılar.Apesar da tensão, a The Shield se reconciliou em março.
Yasa 1940'a kadar geçerli olucaktı ve anlaşmazlık durumunda üç yıl içerisinde fesh edilebilecekti.O Acto seria revisto em 1940 e poderia ser revogado três anos depois se não se chegasse a acordo.