anlaşmazlık ile cümle

anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Anlaşmazlıklar, Spartalıların Atinalıların anlaşmayı ihlal ettiğini ilan etmesine sebebiyet verdi.The disputes prompted the Spartans to declare that the Athenians had violated the treaty.
Ölümünden sonra Hazes'in ilk iki çocuğu arasında bir anlaşmazlık çıktı.After his death, a conflict arose between Hazes' first two children.
Bu anlaşmazlık sonunda Libya'nın Çad'ı işgaline yol açtı.This dispute eventually led to the Libyan invasion of Chad.
Forstinning ve Heldenstein arasındaki güzergâh uzun süreli bir anlaşmazlık konusudur.The route between Forstinning and Heldenstein was the subject of a decades-long debate.
Antiochus II'nin ölümünden hemen sonra bir ardıl anlaşmazlık çıktı.A succession dispute broke out immediately after Antiochus II's death.
Bu, tarihçi James McGurn'a göre, ülkeler içinde ve uluslararası alanda anlaşmazlıklara yol açtı.This, according to historian James McGurn, led to disputes within countries and internationally.
Hem IRS içinde hem de mahkemeler önünde anlaşmazlıklara itiraz etme hakkı.A right to representation, by oneself or by an authorized representative.
Nanshe, ölümlüler arasındaki anlaşmazlıkları çözdü ve mahkeme davalarını ele aldı.Nanshe settled disputes and handled court cases amongst mortals.
Hiung-nu içindeki anlaşmazlıklarInternal discord between the Xiongnu
Mahkeme ayrıca seçim anlaşmazlıkları ve cumhurbaşkanının yargılanmasıyla da ilgilenir.[1]The court also handles electoral disputes and the trial of the president.[1]
Bu doğal olarak Descartes ve Wallis gibi çağdaşlarla öncelikli anlaşmazlıklara yol açtı.[2]This naturally led to priority disputes with contemporaries such as Descartes and Wallis.[8]
Bu tür adlandırma anlaşmazlıkları, iki rakip dinozor avcısı arasında yaygındı.Such naming conflicts were common between the two rival dinosaur hunters.
Akhilleus ile bir anlaşmazlıkA dispute with Achilles
Her iki grubun da anlaşmazlıklarına son vermesi ve birlikte çalışması gerektiğini düşündüler.They thought that both factions should end their disputes and work together.
Aias ve Odysseus arasında anlaşmazlık çıkar.A dispute over them develops between Ajax and Odysseus.
Kadmos'un anavatanı, antik yazarlar arasında önemli bir anlaşmazlık konusuydu.Cadmus' homeland was the subject of significant disagreement among ancient authors.
Argos şehri anlaşmazlık konusu olmuştur. Tukidides denizin üzerinde olduğunu söyler.The site of Argos has been a subject of dispute.
Ölümü ve veraset anlaşmazlıklarıDeath and succession disputes
2009 yılında iki ülke arasında ciddi bir diplomatik anlaşmazlık patlak verdi.In 2009, a serious diplomatic row erupted between the two countries.
Daha sonraki ticaret anlaşmazlıklarıLater trade disputes
Ali galip geldi ve anlaşmazlık çözüldü.Ali emerged victoriously and the dispute was settled.
İktidara yükselişini hızlandırmak için kan davalarından ve anlaşmazlıklardan yararlandı.In order to help speed his ascension to power, he took advantage of the feuds and dissensions.
Yugoslav Komünistleri ile AnlaşmazlıkDisagreement with the Yugoslav communists
Perakarida'ya hangi yakalamaların dahil edilmesi gerektiği konusunda bazı anlaşmazlıklar var.There is some disagreement as to which orders should be included within Peracarida.
Evlilik ve anlaşmazlıklarMarriage and controversies
Anlaşmazlık şiddete doğru yöneldi. Nepos bazı adamlarını silahlandırmıştı.The dispute came close to violence; Nepos had armed some of his men.
Bulgar Katolikleri ile anlaşmazlıklar nedeniyle 1929'da ayrı bir Roma Katolik kilisesi inşa ettiler.They built a separate Roman Catholic church in 1929 due to conflicts with the Bulgarian Catholics.
Parti içi anlaşmazlıklar hiçbir zaman tamamen mezhepsel ya da tamamen bölgesel karakterde olmadı...The internal party discords were never purely sectarian or purely regional in character...
Ancak anlaşmazlık, Papa I. Leo'nun vasiyetine kadar çözülmedi.The dispute, however, was not settled until the pontificate of Pope Leo I.
Berthin, Béthencourt'un Normanları ile Gadifer'in Gasconları arasında anlaşmazlık çıkardı.Berthin spread dissention between the Normans of Béthencourt and the Gascons of Gadifer.
Rıza Konusunda AnlaşmazlıkDisagreement over consent
Asgore ile aralarında anlaşmazlık olmuştur ve ayrılmışlardır.Es kam zwischen ihnen zum Streit, wobei sie unglücklich gestürzt war.
Her türlü anlaşmazlık oyunlarla çözülecektir.Alle Konflikte müssen durch Spiele gelöst werden.
Ancak Nisan 2014'te Fincher sözleşmedeki anlaşmazlık gereği projeden ayrıldı.Im April 2014 verließ Fincher das Projekt nach Vertragsstreitigkeiten.
Bununlar beraber, hâlâ okuryazarlar arasında standartın detayları ile ilgili anlaşmazlıklar vardır.Trotz alledem gibt es immer noch Uneinigkeit zwischen Literaten um Details dieses Standards.
Bu sıra ilk anlaşmazlıklarda ortaya çıkar.Da kommt es zur ersten Meinungsverschiedenheit.
Günümüzde konu ile ilgili olarak Mauritius ve ABD arasında hala anlaşmazlıklar yaşanabilmektedir.Dies führte zu einigen Verstimmungen zwischen Mauritius und den USA, die auch heute noch andauern.
Tayland'la sınır anlaşmazlıklarından kaynaklanan çatışmalar sürmekteydi.Dies lag an Grenzstreitigkeiten mit New York.
Ancak aralarında bir anlaşmazlık çıkınca, Köse Rahman, Abdürrahim'in bulunduğu yere gelerek köyü kurar.Als dieses abgelehnt wird, drehen sie plündernd nach Gandscha ab und belagern die Stadt Qəbələ.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.Die beiden blieben bis zu Hookes Tod erbitterte Kontrahenten.
Ancak müzikal anlaşmazlıklardan dolayı ayrıldı.Letztere verließ sie aufgrund musikalischer Differenzen.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.(Allerdings gibt es hierüber Meinungsverschiedenheiten.
1998 yılında bazı anlaşmazlıklar nedeniyle ulusal takımı bıraktı.Im April 1998 verließ er die Firma aufgrund von Meinungsverschiedenheiten.
Anlaşmazlıklar olsa da bu iki kız birbiriyle arkadaş olmuşlardır.Trotz der großen Gegensätze zwischen den jungen Frauen freunden sich die beiden an.
Tarih-i Oğuzân ve Türkân’da Oğuz Han ve babası arasında dinî bir anlaşmazlıktan sözedilir.Ein Treffen mit seinem Vater in Köln offenbart einen tiefen Bruch zwischen Vater und Sohn.
Aynı anlaşmazlık ertesi sene yine belirdi.Dasselbe Muster wiederholte sich im folgenden Jahr.
Bu anlaşmazlıklar Sejny içinde geçerliydi.Diese wurde innerhalb der Kirche kontrovers aufgenommen.
Bu yüzden anlaşmazlık ve çatışmalar da yaşanmıştır.So kam es zu Streitigkeiten und Verhaftungen.
Ancak Elazığ'da bazı amirlerle anlaşmazlıkları devam ediyordu.Leider kam es immer wieder zu Streitigkeiten mit weiteren Besitzern.
Gruplar arasındaki anlaşmazlıklar yetkili kişiler tarafından çözülecektir.Konflikte zwischen Gruppen werden durch bevollmächtigte Vertreter ausgetragen.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Innerhalb der Gruppe kommt es selten zu aggressivem Verhalten.
Ancak parti liderliği ile yeni anlaşmazlık sonucu Ocak 1958 yılında görevden alındı.Nach einigem Zögern stimmte das Exekutivkomitee im Januar 1957 zu.
Hatta bu anlaşmazlıktan Rumlar memnun idi.Gründe für Uneinigkeit blieben freilich zur Genüge.
Bu nedenle sonuçlarda bir anlaşmazlık olmadı ve İsviçreli yarışmacı yoktu.Man verzichtete darauf, und so wurde kein Schweizer Meister erkoren.
Bugün de kapitalist ekonomide ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Auch in der Finanzwirtschaft sind schwere Ränder von Bedeutung.
1948 : Tito ve Stalin arasındaki anlaşmazlık neticesinde Yugoslavya’nın Kominform’dan ihraç edilmesi.1948: Die Kominform-Resolution führt zum Bruch zwischen Stalin und Tito.
Bu anlaşmazlıklar sonucunda da 1901’de görevinden istifa etmiştir.Nach seiner Wahl trat er 1901 sein Amt an.
Bu etkinin büyüklüğü konusunda bazı anlaşmazlıklar vardır.Über die Urheberschaft des Stücks besteht Uneinigkeit.
İki ülke arasındaki sınır hala anlaşmazlık ve müzakereye tabidir.Das Verhältnis der beiden Moieties zueinander ist sowohl ergänzend als auch entgegenstehend.
Schleswig-Holstein sorunu, 19. yüzyılda Schleswig ve Holstein'ın statüsü konusunda çıkan anlaşmazlık.Die Schleswig-Holstein-Frage betraf die nationale Zugehörigkeit des Herzogtums Schleswig im 19. Jahrhundert.

İlgili Sayfalar