anlaşmazlık ile cümle

anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.論争を収めてくれます 村で起きる問題を 解決してくれるのです
Başbakan'la Büyükbabam arasındaki... ...anlaşmazlık geçmişte kaldı.Bármi történt is a szülei és a szüleim között... Az már a múlt.
Başbakan'la Büyükbabam arasındaki... ...anlaşmazlık geçmişte kaldı.Quoi qu'il se soit passé entre vos parents et mes parents, tout ça, c'est du passé.
Başbakan'la Büyükbabam arasındaki... ...anlaşmazlık geçmişte kaldı.Δεν έχει σημασία τι διαμάχη έχει ο Παππούς με τον Πρόεδρο, είναι ήδη στο παρελθόν.
Başbakan'la Büyükbabam arasındaki... ...anlaşmazlık geçmişte kaldı.مهما كانت الخلفات بين جدي والرئيس فانها من الماضي
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Czasami to dobrze współgrało, a czasami wywoływało pewne tarcia.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.En ocasiones trabajamos juntos, y algunas veces teníamos un poco de fricción.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.En ocasiones trabajamos juntos, y algunas veces teníamos un poco de fricción.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Ibland som skulle fungera bra tillsammans, och ibland skulle det slags orsaka lite av friktion.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Joskus se toimi, kun työskentelimme yhdessä, ja joskus se tavallaan aiheutti hieman kitkaa.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Manchmal funktioniert das gut zusammen, und manchmal wiederum sorgte es für es für ein paar Spannungen.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Néha nagyon jól együtt tudtunk dolgozni, néha pedig előfordultak kisebb súrlódások.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Někdy nám spolupráce vycházela, a někdy to mezi námi skřípalo.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Por vezes trabalhávamos bem em grupo, noutras, havia algo que causava um certo atrito.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Soms ging dat goed samen... en soms waren er wat wrijvingen.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Μερικές φορές αυτό είχε καλά αποτελέσματα, και μερικές άλλες προκαλούσε πανικός.
Bazen bu ikisi iyi işliyordu... ...ve bazen anlaşmazlıklara sebep oluyordu.Понекад добро радимо заједно, а понекад долази до малих несугласица.
-Böyle bir uygulama el yapımı bir anlaşmazlık, herkesin kafası atar.- Dicha política es un conflicto hecho por el hombre, cualquiera estaría molesto.
-Böyle bir uygulama el yapımı bir anlaşmazlık, herkesin kafası atar.- Un telle politique est source de conflits, il faut l'ignorer
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Auf dieser Karte repräsentieren die farbigen Gebiete Konflikte um Wasserrechte.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Dalam peta ini, daerah yang diwarnai merupakan daerah konflik air
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.En este mapa, las zonas coloreadas representan conflictos acuíferos.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Ezen a térképen, a színezett területeken vita van a vízről.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.이 지도에서, 색깔 있는 지역들은 물 갈등이 일어나는 곳입니다.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Na tej mapie, kolorowe miejsca oznaczają problemy z wodą.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Na tejto mape farebné plochy predstavujú problémy s vodou.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Na této mapě barevné plochy představují problémy s vodou.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Op deze kaart geven de gekleurde gebieden aan waar er conflicten over water zijn.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Pe această hartă, suprafeţele colorate reprezintă conflictele apelor.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Su questa cartina le aree colorate rappresentano conflitti idrici
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Sur cette carte, les zones colorées représentent des conflits d'eau.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Trên bản đồ này, những khu vực có tranh chấp về nguồn nước được tô màu.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.Στο χάρτη αυτόν, οι χρωματιστές περιοχές δείχνουν διαμάχες νερού.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.На тази карта, цветните зони представляват водни конфликти.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.На цій карті кольорові області позначають конфлікти за воду.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.На этой карте, цветные области обозначают конфликты за воду.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.במפה הזו, האזורים הצבעוניים מייצגים מאבקי-מים.
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.على هذه الخريطة المناطق الملونة تمثل المناطق التي تنتشر فيها نزاعات على المياه
Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor.色のついた場所は水問題を抱えています 類似の問題が東側でも発生しています
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Darüber gibt keine wissenschaftliche Debatte.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Ebben a kérdésben nincs számottevő tudományos vita.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Er is geen significante wetenschappelijke discussie meer over.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Il n'y a pas de débat scientifique important sur ce sujet.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.이 사실에 대해서는 과학적으로 이견이 없습니다.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.No hay disputas significativas al respecto.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Non c'è dibattito scientifico su questo.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Nu există dezacord științific semnificativ despre asta.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.O tomto se nevede žádná podstatná vědecká debata.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.To raczej nie podlega naukowym dyskusjom.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Няма значителен научен спор по този въпрос.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.Сколько-нибудь значимая научная полемика по этому вопросу отсутствует.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.אין ויכוח מדעי משמעותי על כך.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.لا يوجد خلاف علمي واضح حول ذلك .
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.観察され、測定されている 絶対確実な情報です
- Bu nedenle, kaynak bazlı ekonomi sisteminde toprak ya da sınır anlaşmazlıkları azalacaktır diyorsunuz.- Así que, en un sistema económico basado en los recursos, ¿usted dice que la lucha territorial disminuiría?
- Bu nedenle, kaynak bazlı ekonomi sisteminde toprak ya da sınır anlaşmazlıkları azalacaktır diyorsunuz.- Într-un sistem economic bazat pe resurse, putem spune ca disputele teritoriale vor fi diminuate?
Bu üyeler iş yerlerindeki anlaşmazlıklarda sendika temsilcisinden destek görürler.De får också stöd av förbundets förtroendeman vid konflikter på arbetsplatsen.
Bu üyeler iş yerlerindeki anlaşmazlıklarda sendika temsilcisinden destek görürler.He myös saavat liiton luottamusmieheltä tukea riitatilanteissa työpaikalla.
Bu üyeler iş yerlerindeki anlaşmazlıklarda sendika temsilcisinden destek görürler.Ils bénéficient aussi du soutien du délégué syndical dans les situations conflictuelles survenant au travail.
Bu üyeler iş yerlerindeki anlaşmazlıklarda sendika temsilcisinden destek görürler.También reciben el apoyo del enlace sindical en caso de conflicto laboral en el lugar de trabajo.

İlgili Sayfalar