anlaşmazlık ile cümle
anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Pero estamos interesados en si podemos decir algo sobre lo que ocurre cuando hay o no desacuerdos.
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Uns interessiert, ob wir etwas über Uneinigkeit versus Einigkeit sagen können.
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Αλλά εμείς ενδιαφερόμαστε, μπορούμε να πούμε κάτι για το πότε προκύτπουν διαφωνίες και πότε όχι;
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Але нас цікавить, чи можна сказати щось про ситуації, у яких розбіжності є, і в яких немає?
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Но нам интересно другое, можно ли сказать что-либо о случаях, когда возникают или не возникают разногласия?
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Но се интересуваме, можем ли да кажем нещо, кога се получават неразбирателства?
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?אבל אותנו מעניין אם אפשר להגיד משהו על מה שקורה כשיש אי-הסכמה או כשיש הסכמה.
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?ولكن نحن مهتمون في، هل يمكن أن نقول شيئا عندما تحدث الخلافات مقابل عندما لا تحدث؟
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?不一致があるときと そうでないときの差にあります 彼らは 言い争って合意できず 結局 少ないお金しか
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Aber über die Einzelheiten des Prozesses gibt es immer noch erhebliche Kontroversen.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Ale detaily tohoto procesu jsou stále signifikantně kontroverzní.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.A podrobnosti postopka so še vedno kontroverzne.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Dar detaliile acestui proces sunt încă controversate.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.하지만 그 과정의 세부사항은 여전히 상당한 논란중에 있습니다.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Maar de details van het proces zijn nog steeds behoorlijk controversieel.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Ma i dettagli del processo rappresentano ancora controversia significante.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Mais le processus détaillé est encore l'objet d'une grande controverse.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Mas os detalhes do processo ainda são muito controversos.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Mutta prosessin yksityiskohdat aiheuttavat erimielisyyksiä.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Nhưng những chi tiết của toàn bộ quá trình vẫn còn đang được tranh cãi.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Niemniej szczegóły tego procesu są ciągle bardzo kontrowersyjne.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Pero los detalles del proceso todavía crean mucha controversia.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Tapi detil prosesnya masih merupakan kontroversi signifikan.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Viszont a folyamat részletei körül még mindig nagy viták vannak.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Αλλά οι λεπτομέρειες της διαδικασίας είναι ακόμα υπό συζήτηση.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Но детайлите на процеса са все още много спорни.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.Но детали процесса все еще предмет серьезных разногласий.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.אבל פרטי התהליך נתונים עדיין למחלוקת רצינית.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.لكن تفاصيل العملية ما زالت تحت جدل كبير
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.あなたが その論文を読むとき
Anlaşmazlıklardan yarar görenleri, İsrail'in var olmasını reddedenleri geride bırakalım.Dejemos atrás a los que prosperan del conflicto, a aquellos que rechazan el derecho de Israel de existir.
Anlaşmazlıklardan yarar görenleri, İsrail'in var olmasını reddedenleri geride bırakalım.دعونا نترك وراءنا أولئك الذين يتغذو على الصراع، أولئك الذين يرفضون حق إسرائيل في الوجود.
Anlaşmazlıklardan yarar görenleri, İsrail'in var olmasını reddedenleri geride bırakalım.イスラエルの存在する権利を否定する者は 拒否させてもらいます 道は険しくとも 目的地は明確です
Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Freunde finden, Konflikte lösen, nett und höflich sein.
Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.친구 사귀기, 충돌 해결하기, 즐겁고 정중하기
Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.חיברות, פתירת עימותים, להיות נעימים ומנומסים.
Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.صنع الأصدقاء، حل الصراعات، وأن تكون لطيفا ومهذبا.
Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.今では もう そんなものは使いません
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Davvero ci procura denaro, e risolve le dispute.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.De fapt, el strânge banii, rezolvă conflictele.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Dia bahkan menghasilkan uang, memecahkan perselisihan saya.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.En fait, il collecte de l'argent, résout mes disputes.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.En realidad recauda dinero, resuelve mis conflictos.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Er treibt sogar Geld auf, löst Konflikte.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Hän kerää rahaa, ratkaisee riitani.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Han rejser faktisk penge, løser mine konflikter.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Hij zorgt voor het geld, lost mijn geschillen op.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.그는 실제로 돈을 모아주고 제 분쟁들을 해결해줍니다
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Na verdade, ele reúne dinheiro, resolve os meus litígios.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Ông ấy quyên góp tiền, giải quyết những cuộc tranh luận của tôi.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Shání peníze, řeší mé spory.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Valójában ő adja a pénzt, ő beszél a nevemben.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Zbiera fundusze i rozstrzyga spory.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Μαζεύει χρήματα και λύνει τις διαφωνίες μου.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.А вообще, он собирает пожертвования, помогает разрешить споры.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Він справді збирає гроші, вирішує мої суперечки.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.Той намира пари, разрешава споровете ми.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.הוא ממש מגייס כספים, פותר סיכסוכים.
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.هو بالفعل يجمع المال ويحل نزاعاتي
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.佢幫我籌款,解決爭執