anlaşmazlık ile cümle
anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
1907'de ise Rusya'yla anlaşmazlıkları gidererek Fransa'nın da katılımıyla Üçlü İtilaf'ı oluşturdu.Към тях през 1907 г. се присъединява и Великобритания, като така се образува Тройното съглашение.
1:17 Anlaşmazlık konusunda çoğunluğa uy Ex.Печалбата е в отношение 1:17 към залога.
Bu etkinin büyüklüğü konusunda bazı anlaşmazlıklar vardır.Има разногласия относно опусния номер на това произведение.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.След това настъпва период на спекулации относно това дали повърхността на Луната търпи изменения.
"Tanrım, toplumun koru, Savaşları ve anlaşmazlıkları tamamen bitir.Мъдростта побеждава войните и раздорите.
Muhs'un eşitleme çabaları ve teolojik beceriksizlikleri kiliseler ile birçok anlaşmazlıklara neden oldu.Njegove teološke nesposobnosti izazvale su mnoge sporove s crkvama.
Anlaşmazlıklar olsa da bu iki kız birbiriyle arkadaş olmuşlardır.I pored stalnih svađa, ove dvije obitelji će postati dobri prijatelji.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.Ostali su neprijatelji do Hookeove smrti.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Ipak, postoje nesuglasice.
Ve Sellers, bazı yönetmenlerle ve oyuncular arkadaşları ile anlaşmazlıklar yaşadı.No, Bogart se loše slagao s redateljem i drugim glumcima.
Anlaşmazlık, Milletler Cemiyeti'ne götürüldü.Općine su bile podijeljene na mjesne zajednice.
Ancak parti liderliği ile yeni anlaşmazlık sonucu Ocak 1958 yılında görevden alındı.Novi nesporazumi sa čelništvom stranke doveli su do toga da je podnio ostavku u siječnju, 1958.
Ancak daha sonra aradaki anlaşmazlıklar nedeniyle bu birleşim sonlandırıldı.No taj je rok zbog raznih neslaganja poslije natječaja bio odgođen.
Sözlükbilim terimi üzerinde günümüzde bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Takve razlike u rječniku postoje i danas.
Bu görev yasama ve yürütme arasındaki anlaşmazlıkların çözümünü de içermektedir.To je aj dôkazom konfliktu medzi formou a použitím.
Ancak Elazığ'da bazı amirlerle anlaşmazlıkları devam ediyordu.Štúr sa v niektorých otázkach v polemike so svojimi odporcami aj mýlil.
Bundan sonra iki yıl süreyle iç anlaşmazlık nedeniyle hahambaşılık makamı boş kalmıştır.Po dvoch rokoch túto spoločnosť pre nezhody opustil.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Jeho moc vyvolala odpor medzi ostatnými kráľmi Británie.
Grup içindeki anlaşmazlıklar grubun dağılmasına neden oldu.Tieto nestálosti viedli až k rozpadu skupiny.
İki taraf arasında yapılmakta olan müzakereler Nisan ayında anlaşmazlıkla sona erdi.Pár sa však na jeseň 2011 kvôli pretrvávajúcim nezhodám dvojice rozpadol.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Medzi týmito spoločnými predkami bol veľký spor.
1969'da da Çin - Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.V roku 1969 sa na tejto rieke a okolí odohrali sovietsko-čínske boje.
Doğu sınırında gerçekleşen anlaşmazlıklar savaşa dönüştü.Nemecký útok na západe sa premenil na zákopovú vojnu.
The Wall'dan sonra anlaşmazlıklar nedeniyle gruptan ayrıldı.Ale kvôli nezhodám stranu opustil.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.Nenaklonjenost obeh fizikov je trajala do Hookove smrti.
1. ve 2. yüzyıllarda veraset yüzünden çıkan anlaşmazlıklar kısa süreli iç savaşlara neden olmuştu.Spori zaradi nasledstva so že v 1. in 2. stoletju sprožili nekaj kratkih državljanskih vojn.
Bu sıra ilk anlaşmazlıklarda ortaya çıkar.To pojmovanje se pojavi že v prvih Upanišadah.
Literatürde bazı hat isimlerinde anlaşmazlıklar vardır.V literaturi obstajajo nasprotujoče si perspektive.
Bu sırada Dağlık Karabağ'daki anlaşmazlık giderek artıyordu.Zatem so vzponi na goro postajali vedno bolj pogosti.
Marşın benimsenmesinde pek çok anlaşmazlık ortaya çıktı.Med procesom priprave je prišlo do mnogih nesoglasij.
"Dünden bugüne NATO'daki anlaşmazlıklar"."Vojna na Hrvaškem se je včeraj končala v Haagu".
Ayrıca yeni şehrin adı hakkında anlaşmazlık söz konusuydu.Zaradi imena novega podjetja je prišlo do spora.
Ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle bu kazanımlar uzun ömürlü olmadı.Zaradi različnih težav ta številka ni bila nikoli dosežena.
Bu anlaşmazlıklar kimi Budist cemaatlerde (Sangha) ayrılığa neden olmuştur.Ta stupa obeležuje Budovo resolucijo spora med sangha (skupnost).
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.Nėra tikra, kas buvo Lorenco tėvu.
Bundan sonra iki yıl süreyle iç anlaşmazlık nedeniyle hahambaşılık makamı boş kalmıştır.Po dviejų darbo metų iš sąjungos išėjo dėl tarpusavio nesutarimų.
Yasa 1940'a kadar geçerli olucaktı ve anlaşmazlık durumunda üç yıl içerisinde fesh edilebilecekti.Aktas turėjo būti peržiūrėtas 1940 m. ir po 3 metų panaikintas, jei nebūtų pasiektas susitarimas.
Bu anlaşmazlık, Fransız-Alman Savaşı'nda doruğa ulaştı.Po šio karo, miestas atsidūrė Prancūzijos-Meksikos karo sūkuryje.
Doğu sınırında gerçekleşen anlaşmazlıklar savaşa dönüştü.Nesutarimai dėl sienos virto karine konfrontacija.
18 - Fransa-İrlanda Cumhuriyeti maçında anlaşmazlıklar çıktı.1800 m. dėl salos vyko varžybos tarp britų ir prancūzų.
Çeşitli anlaşmazlıklar sonrası A.F.L Kültür Merkezi'inden taşınmak durumunda kaldı.IV a. pr. m. e. įvyko kultūros centro poslinkis.
Ancak çift, dokuz ay sonra anlaşmazlık nedeniyle boşandı.Paar läks lahku pärast 9 kuud kestnud kihlust.
Bu etkinin büyüklüğü konusunda bazı anlaşmazlıklar vardır.Taolise meetme tõhususe suhtes on väljendatud vastandlikke arvamusi.
Yanlış anlamaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.Ta peaks seletama nii üksmeelt kui ka lahkarvamusi.
İkisi arasındaki anlaşmazlık Hooke'un ölümüne kadar sürdü.Mõlemad pooled jäid vaenlasteks kuni Tupaci surmani.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Ta püüdis ristisõja kordaminekuks lahendada Euroopa valitsejate vahelisi erimeelsusi.
Amerika Birleşik Devletleri Anayasa Mahkemesi, "dava ve anlaşmazlıkları" konusunda hüküm verir.Kogudena on avaldatud filmistsenaariumid "Kohtunikud ja kohtualused.
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuAlice bắt đầu cảm thấy rất khó chịu: để chắc chắn, cô đã không có bất kỳ tranh chấp
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuAlice úgy érezte, nagyon kényelmetlenül: meg kell győződni arról, ő még nem volt vitás
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktu앨리스가 매우 불안해하기 시작했습니다 : 확인을 위해, 그녀는 아직 분쟁 없었죠
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuאליס החלה להרגיש לא נוח מאוד: כדי להיות בטוח, היא לא עדיין היה כל סכסוך
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktuأليس بدأ يشعر بعدم الارتياح للغاية : كان عليها أن تتأكد ، وليس كما كان حتى الآن أي نزاع
Alice çok huzursuz hissetmeye başladı: emin olmak için, o henüz herhangi bir anlaşmazlık yoktu女王で、彼女は、それが任意の分を起こるかもしれないことを知っていた"しと、"彼女は、考え
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Ampak nas zanima, ali lahko kaj povemo o tem kdaj pride do nesoglasja in kdaj ne?
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Dar noi suntem interesați să comparăm situaţiile dezacord versus acord.
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?하지만 저히도 흥미가 있습니다. 협상이 이루어질 때와 결렬될 때에 대해서 뭔가 알 수 있는게 있냐는거죠.
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Maar wat wij willen weten, is: kunnen we iets zeggen over wanneer al dan niet een meningsverschil optreedt?
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Ma ci interessa capire se possiamo dire qualcosa circa la chiusura o la mancata chiusura di accordi.
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Nas interesuje to, czy można porównać sytuacje gdy brakuje porozumienia z tymi, gdzie ono jest?
Ama bizim ilgilendiğimiz şey, ne zaman anlaşmazlık olup olmadığı hakkında bir şeyler söyleyebilir miyiz?Nhưng chúng tôi quan tâm tới việc, giả dụ khi có hoặc không có bất đồng thì khác nhau thế nào