anlaşma ile cümle

anlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Biz henüz bir anlaşma yapmadık.We haven't made a deal yet.
Biz bir anlaşmaya vardık.We've come to an arrangement.
Biz henüz hiç anlaşma yapmadık.We haven't made any deals yet.
Kanada, Avrupa Birliği ile bir ticaret anlaşması imzaladı.Canada has signed a trade agreement with the European Union.
Tom iyi bir anlaşma okur.Tom reads a good deal.
Bir anlaşmaya varmak zorundayız.We have to come to some agreement.
Tom için bu iyi bir anlaşma.That's a good deal for Tom.
Onun büyük bir anlaşma olduğunu düşünüyorum.I think that's a big deal.
Bence bu harika bir anlaşma.I think it's an awesome deal.
Bence bu çok iyi bir anlaşma.I think it's a very good deal.
Anlaşma, birliklerin geri çekilmesi şartına bağlıydı.The agreement was conditioned on the withdrawal of troops.
Elde edilen anlaşma hakkında konuşalım.Let's talk about the deal that was reached.
Anlaşmazlığı nasıl ifade ettiniz?How did you express disagreement?
Devam eden bir gizli anlaşma var.There's some collusion going on.
Burada bir anlaşmazlık yok.There's no disagreement here.
Bu kolay bir anlaşma değildi.This wasn't an easy deal.
Bu anlaşmanın bir parçasıydı.It was part of the deal.
Bir anlaşmazlık görmüyorum.I don't see a conflict.
Tom için büyük bir anlaşma.It's a big deal to Tom.
Bu bir paket anlaşma.It's a package deal.
Bu ne kadar büyük bir anlaşmaydı?How big a deal was it?
Bu anlaşmaya nasıl vardık?How did we get this deal?
Herhangi bir anlaşmaya vardınız mı?Did you reach any agreement?
Tom o anlaşmayı reddettiğini söylüyor.Tom says he declined that deal.
Böyle bir anlaşmayı nasıl geri çevirebilirsin?How can you turn down a deal like that?
Tom'la anlaşmak çok kolay.Tom is very easy to get along with.
Anlaşmayı reddettim.I rejected the deal.
Leyla'ya altı yıl hapis cezası olan bir anlaşma teklif edildi.Layla was offered a deal of six years in jail.
Sami hayatını milyon dolarlık anlaşmaları kontrol ederek geçirdi.Sami spent her life controlling million-dollar deals.
O, yapmaya değer bir anlaşma değil mi?Isn't that a deal worth making?
Anlaşma öldü.The deal is dead.
Anlaşmamız öldü.Our deal is dead.
Anlaşmayı berbat ettin.You messed up the deal.
Tom Mary'nin anlaşmadığı tek kişi değil.Tom isn't the only person Mary doesn't get along with.
Birleşik Devletler, Paris Anlaşmasından çekilecek.The United States will withdraw from the Paris Agreement.
Orada siyasi anlaşmazlıklarda her gün birçok insan hayatını kaybetti.Every day many human lives were lost there in political conflicts.
Bu konu geçmişte zaten sıcak bir şekilde tartışılmış ancak anlaşmaya varılamamıştır.This topic has already been hotly debated in the past, but no agreement was reached.
Tom ile anlaşmanın zor olup olmayacağından şüpheliyim.I doubt if Tom will be difficult to get along with.
Tom ile anlaşmanın zor olduğunu düşünmemiştim.I didn't think Tom was difficult to get along with.
Tom, teklif edilen anlaşmadan memnun olduğunu söyledi.Tom said he's content with the deal he's been offered.
Tom ve erkek kardeşi birbirleriyle çok iyi anlaşmazlardı.Tom and his brother didn't use to get along very well.
Tom ile anlaşmak zordu.Tom was difficult to get along with.
Anlaşmayı imzalamadım.I didn't sign the agreement.
Tom ve ben bir anlaşmaya vardık.Tom and I reached an agreement.
Tom ve ben bir anlaşmazlık yaşadık.Tom and I had a disagreement.
Tom ve benim bir anlaşmam var.Tom and I have an agreement.
Tom ve ben hiç anlaşmadık.Tom and I never got along.
Tom bir anlaşma yapmaya çalıştı.Tom tried to make a deal.
Bir anlaşma yapmak istiyorum.I want to make a deal.
Tom anlaşmak için isteksizdi.Tom was unwilling to compromise.
Tom ile iyi anlaşmak zorduTom used to be difficult to get along with.
Sanırım hem Tom'un hem de Mary'nin anlaşması zor.I think both Tom and Mary are difficult to get along with.
Tom bir anlaşma yapmak istedi.Tom wanted to make a deal.
Tom ile anlaşmak zordur ama Mary öyle değildir.Tom is difficult to get along with, but Mary isn't.
Tom ile anlaşmak zor değildi ama Mary ile zordu.Tom wasn't difficult to get along with, but Mary was.
Sami, savcı ile anlaşma yaptı.Sami cut a deal with the prosecutor.
Sami, savcı ile anlaşmaya vardı.Sami cut a deal with the prosecutor.
Sami, savcı ile anlaşma sağladı.Sami cut a deal with the prosecutor.
Sami, Leyla ile olan anlaşmazlığının mahkeme salonunda çözüleceğini düşünüyordu.Sami thought his conflict with Layla would be settled at the courtroom.
Sami polislerle anlaşma yapmayı umuyordu.Sami hoped to cut a deal with the cops.
İlgili Sayfalar