anlaşma ile cümle

anlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu durumda yapmak istediği şey ikisiyle de anlaşmak istiyor.He has no hard evidence.
Yani piyasayı gezerek, yeni iş yerleri ile çalışmak üzere anlaşma yapıyorlar.And so they go out and acquire different retailers.
Law firmlerin anlaşmaları için yaptırdıkları tercümeler.Translations that law firms request for contracts.
Bu yüzden ona güveniyorlar ve onunla anlaşmak istiyorlar.So they trust her, and want to negotiate with her.
Ben aşk arıyorum bayım, ticari bir anlaşma değil.I'm looking for love, sir, not a commercial arrangement.
Avrupa Birliği ile yapılan bir balıkçılık anlaşması var.There is a fishing treaty with the European Union.
Eğer 10 saniye geçer ve anlaşma yapamazlarsa, hiçbir şey alamayacaklar.If 10 seconds goes by and they haven't made a deal, they get nothing.
Ve bu arada, bu testlerin anlaşmaları yapılmış.And by the way, these were trials where their deals were made.
İşte burada anlaşmazlıkların meydana geldiği durum.Here's the case where the disagreements occur.
"Büyük ihtimalle anlaşmaya varamayacağız.""We're probably not going to make a deal here."
İlk olarak anlaşmasız inkar olarak bilinen şeyi duyduk.Well first we heard what's known as a non-contracted denial.
Şiir okumak, bu gezide tanrı ve bilim... tartışmayacağımıza dair anlaşmamıza uymuyor.Reciting poetry is against our agreement not to discuss God or science on this trip.
Anlaşmazlıklardan yarar görenleri, İsrail'in var olmasını reddedenleri geride bırakalım.Let us leave behind those who thrive on conflict, those who reject the right of Israel to exist.
Bu tür bir barış, taraflar arasında imzalanacak adil bir anlaşma sayesinde gerçekleşeceğinden,Understanding that such a peace must come through a just agreement between the parties,
Uyum içinde bir anlaşmazlığı göz ardı ettiler.They've ignored the possibility of harmonious disagreement.
Anlaşmam gereği köy bana bir lojman verdi.And as part of the work, the village would give you lodgings.
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.She might have to set her morals aside, for that deal.
İmzaladığınız gizlilik anlaşması izinsiz aramalar yapmanızı yasaklıyorThe waiver you signed prohibits making any unauthorized calls.
Ve bu anlaşmanın içerisinde demokrasiden bahsediliyor.And in these treaties, democracy is mentioned.
Daha kolay anlaşması için biraz konuyu basitleştireceğimAnd I'm going to do a slight simplification.
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Well, there are social skills: making friends, solving conflicts, being pleasant and polite.
Bu anlaşmayla, sizden güneydeki herkes sizden dondurma alır.With this agreement, everyone south of you buys ice cream from you.
Aslında, iyi bir anlaşma yerine değil Kendi kardeşi ile birlikte uyurlar.In fact, you would a good deal rather not sleep with your own brother.
Bir anlaşma yapalım.We'll make a deal.
Ve anlasmaya varana kadar bekletiyorlar.And so they're holding off until they get a deal with them.
Ve bür süre çok iyi anlaşmamızın nedeninin bu olduğu konusunda ikna olmuştu.And for some time, he was convinced this was the reason we got along so well.
Ve "Ama anlaşma şu, aile saçmalığı yok, çocukluk saçmalığı yok." dedim.And I said, "But here's the thing: no family stuff, no childhood shit."
Kredi temerrüt takası anlaşması yani CDS yapan kurumların en büyüğü, AIG firması.And he'll say, "Hey AlG, I'm gonna pay you a little bit every year,"
Bu anlaşma yapamaz, biliyor musunuz?I can't deal with this, you know?
Bu iyi bir anlaşma Jeeves zarar vermek gibi görünüyordu, bu nedenle I okşadı."Something must be up, Jeeves." "Yes, sir."
Anlaşma yaparken bunu göz ardı.I overlooked that when making the agreement.
"Ama bu durumda anlaşma kapalı olması olurdu.""But in that case the deal would have to be off."
Yeri oldukça iyi bir anlaşma oldu.I was in and out of the place quite a good deal.
Son olarak, başka bir hafta, başka bir bilimsel anlaşmazlık; bu sefer ki arılar.Finally, another week, another scientific controversy, this one about bees.
Bu durumda, Cenevre Anlaşmasına göre -Well... In that case, in accordance in the Geneva convention..
- Pekala bu durumda Cenevre Anlaşmasına göre...Well in that case according to the Geneva Convention we are entitled to...
Kopenhag'da insanların onayladığı bir anlaşma yapabilirsek,If you could get a deal at Copenhagen, where people agreed,
Ancak iklim değişkiliğiyle ilgili bir anlaşmaya vardık.But we did get an agreement on climate change.
Ve en gurur duyduğum şeylerden biri IBM için yapılan bu anlaşma.And one of the things I'm most proud of is this agreement for IBM.
Ama satış anlaşmasının şartları gayet iyi.But he got great terms on it.
Ancak sürecin ayrıntıları halen önemli bir anlaşmazlık konusu.But the details of the process are still in significant controversy.
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen.READ THE CONTRACT! ...
Anlaşma yapmak için donatıldıysanız, anlaşma yaparsınız.If you're wired to paint, you paint.
Cotonou Anlaşmasına göre, öncesinde Lome Konvansiyonu olarak bilinmektedir,Under the Cotonou Agreement, formerly known as the Lome Convention,
İkinci olarak, aynı anlaşmanın sığır eti protokolü uyarınca, sığır yetiştiren Afrika ülkelerinin,Secondly, under the beef protocol of that agreement,
Aslında bağış toplar ve anlaşmazlıklarımı çözer.He actually raises money, solves my disputes.
Yerel kitabevi kitapla ilgili büyük bir anlaşma yaptı.The local bookstore made a big deal of it.
Şimdi, görünürde, anlaşma açık gözüktü.Now, on the surface, the deal appeared straightforward.
Bu konuda bilimsel düzeyde hiçbir anlaşmazlık yok.There is no significant scientific dispute about that.
Sen ah, bizim anlaşma değiştirmek ister misiniz?You uh, want to change our deal?
Aksi takdirde anlaşma yapmam.Otherwise you'll get us in trouble
Bu bir anomalidir, bu sistemin aslında biz insanlarla çatıştığı, anlaşmazlığa düştüğü yerdir.It's an anomaly, it's a place where the system actually is at odds with who we are as people.
Çünkü kendi müşterileri gerçek anlaşma isterler. Başka bir problem.Now, there's another problem.
Bu anlaşmayı kusursuz bulabilirsiniz. -And you might say, Sal, this sounds like a pretty good situation.
Eger bizimle savasmaya kalkarsanız,anlasma karıslıgı çiftliginizi elinizden alırız.If you want to fight us, we might just take your farm as settlement.
Bunlardan en iddialı olanı ticaret anlaşmalarıydı.The most ambitious in scope are trade agreements.
Mirasımız olan çevresel yıkımla anlaşmalıyız.And deal with our legacy of environmental destruction.
Bu üyelik anlaşması yılın sonunda üyeye ne kadara mal olur? .How much will this membership cost a member by the end of the year?
Sanırım bu uluslararası bir anlaşmaThen I think that there is universal agreement now, at WHO all the way down:
Zaten anlaşmayı çoktan onaylattık.We even got it certified.
İlgili Sayfalar