anlaşma ile cümle

anlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak karşı teklif olmadan anlaşmaya vardılar.(Laughter) But they settled.
Anlaşma sürecinde, bizim kopyamız elimize geçtiğinde ben oraya ekledim.Well during the settlement process, when we received our copy, I struck it.
Bu uygulama anlaşmazlık olmadan, doğal ve organik olarak yayıldı.And this has spread just frictionlessly, organically, naturally.
"Pekela, işte anlaşma:I'm like, "All right, here's the deal:
Seks bir anlaşmaya vardığında el sıktığın bir şey değildi.Sex is not a handshake to close some deal.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.They were operating with social constraints rather than contractual ones.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.So if you give just to one side or the other, you'll have tension or friction.
İyi bir anlaşma olduğunu düşünüyorum.I think it's a good deal.
"Zannedersem bu sigorta üzerindeki iyi bir anlaşma."So I think that's a good deal on that insurance.
Sadece bir erkek ziyaretçi, ama onu iyi bir anlaşma vardır.Has only one male visitor, but a good deal of him.
Aslında,serbest rekabeti engellediği için bu tarz anlaşmalar legal değil.So they are, at least, attempting to act somewhat like monopoly.
İsrail ve Filistinliler Oslo Anlaşmalarını imzalarlar.Israel and the Palestinians sign the Oslo Accords.
Ancak, anlaşmaları imzalamasına rağmen... Filistin'in eylemleri... "HAYIR" dedi:But despite signing agreements... the Palestinian actions... said "NO":
Muazzam anlaşmazlıklar.Enormous disagreements.
Kanada'da Kuzey Amerika serbest ticaret anlaşmasını tartışmaya açtık.Here in Chiapas they went to war over it. That was in 1994.
Yapılan anlaşma Meksika'yı birinci dünya ülkesi yapacaktı.The deal, they said, would launch Mexico into the First World.
Ve sana bir anlaşma öneriyorum.And I want to offer you a deal.
Ama Peki ya sermaye yeterlilik oranları veya Basel bunu herkes anlaşmaları hakkında konuşuyor?But what about the capital adequacy ratios or Basel accords that everyone is talking about?
Dolayısıyla biz de anlaşmaya ekledik bunu.As a matter of fact, we added to the contract.
Biz de, bu tür anlaşmaları sonlandırdık.And so what we did was take away those
Aman aman, daha şimdiden evli bir çift gibi iyi anlaşmaya başladığınızı görüyorum..Aigoo, you already get along well just like a married couple.
Dördüncüsü, anlaşmalı bir barışı sağlamaya çaılışıyoruz.Fourth, we are pursuing a negotiated peace.
Bayağı iyi bir anlaşma.Pretty good deal.
Kırmızılar da bunu başaramayan ve anlaşmanın yenilenmesi gereken ülkeler.These red are the countries that doesn't do it, and the policy has to be improved.
Alabildiğim tek şey bir çeşit anlaşma oldu.So the only things I could manage to obtain was a kind of a compromise.
Ona da sahibiz biliyoruz. Amerikalılar bile bunu bir anlaşmayla kabul etti.The Americans have even recognized it, in an agreement.
Şimdi, bunu size aynı terimlerle sunuyorum: Konu, anlaşma ve mimari uygulama.Now, I'm going to present it on the same terms: issue, position and architectural manifestation.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.But based on the positions, they took the educated leap of faith to do so.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.And that calculation isn't much in dispute.
Bir diğer konu ise belki bir anlaşmaya ihtiyacımız olduğu.Another thing is, maybe we need a treaty.
Bunu kimin yapacağını belirleyen bir anlaşma.A treaty that decides who gets to do this.
Anlaşmanın ilk versiyonu Senatör George Mitchell'in maharetli ellerinden çıktı.Its initial version was skillfully mediated by Senator George Mitchell.
Anlaşmada çözüm bekleyen sorunların tümüne gerçek anlamda yer verilmedi.Not all the issues that needed to be resolved were actually covered in the agreements.
Bize medeniyeti veren anlaşma, güç kullanmama anlaşmasıdır.The bargain that gives us civilization is a bargain to not use power.
'Bu almak istediğiniz yeri iyi bir anlaşma bağlıdır,' Kedi dedi.'That depends a good deal on where you want to get to,' said the Cat.
Anlaşma bile yapabilirsiniz.You may even negotiate it.
Menejerim bana bunun için mi anlaşma yaptırdı? ♪ Ve müziğin sesini arttır ♪Did my agent sign me up for this? ♪ And turn the music up ♪
Yani "Bir başkası ile anlaşma yaparsanız biz daima daha avantajlı olmak istiyoruz"."Oh, we want most favored nations clause,
Bu yüzden bu durumlarda yatırım değil, satış anlaşmaları elde etmeye çalışıyorum.So one of the ways I tend to deal with these is try to get sales deals, not investments.
Bu yüzden, kadınlarla bir anlaşma yaptım.So, I made a deal with the women.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.That mother has a better chance to heal her children than any peace agreement can do.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.So dolphins are also political animals, so they have to resolve conflicts.
Diyaloğun kuralları şunlardır: nasıl konuşmalı, ne zaman konuşmalı, ve onlarla nasıl anlaşmalı.The rules of engagement: how to talk, when to talk, and how to deal with them.
Eğer doğru şekilde konuşursanız, konuşmanın anlaşmak olmadığını çok açıkça belirtmiş olursunuz.If you talk in the right way, you make it very clear that talking is not agreeing.
Birileri bizimle fikir anlaşmazlığı yaşadığında ilk olarak onların cahil olduğunu varsayıyoruz.The first thing we usually do when someone disagrees with us is we just assume they're ignorant.
Suriye İran"ın en yakın müttefikidir ve karşılıklı savunma anlaşmaları bulunmaktadır.Syria is Iran's closest ally and they are bound by mutual defense agreements.
Eğer taraflardan birisi anlaşma koşullarını gizlice ihlal ederse olan bu. Toplam kar düştü.You're going to have total economic profit of 480.
Anlaşmaya sadık kalan taraf ise bu işten zarar gördü.It reduced the total economic profit, and it really hurt the non-cheat right over there.
Isa Maria, salamura, ne bir anlaşmaJesu Maria, what a deal of brine
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.FRlAR Let me dispute with thee of thy estate.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.We had to deal with these individual personalities.
Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.We had to deal with them with respect and celebrate them.
Bu da kulağıma tatlı bir anlaşma gibi geliyor.And that sounds like a sweet deal to me!
Bazıları 3 bazıları 5 sene kullanır. Yatırımcılarınızla anlaşmalısınız.Some use 3 years, some use 5--that's a question that you and your investors will discuss.
Bu arada, soyutlama ve doğalcılık arasındaki anlaşmazlığı hiç anlamamışımdır.Incidentally, I've never understood the conflict between abstraction and naturalism.
Ve şimdi liberaller ve konservatifler arasındaki anlaşmazlığın düğüm noktasına geldik.And now we get to the crux of the disagreement between liberals and conservatives.
Galiba anlaşmamız buraya kadarmış.Guess our deal stops here.
Başbakan ve Hükümet, Kraliyet Ailesinin... ...gücünün sınırları konusunda anlaşmazlığa düştü.[President and diplomat standoff Uprising or palace power check?]
Anlaşma mı yapmıştık?Was that an agreement?
Ayrıca... ...şimdiye kadar delik deşik olmadıysan... ...iyi büyülenmiş olmalısın. Anlaşma nedir?Also, because if you're not full of holes by now you must be good voodoo and me with you.
İlgili Sayfalar