Parlamento anayasal nitelikli kuralları da aynı adi yasalar gibi koyar veya kaldırır.대한민국 헌법재판소법은 해임에 대해서도 헌법과 같은 기준을 채택하고 있다.
Anayasal düzeni korumak ve hükümetin demokratik kurumlarını güçlendirmek.לשמירת הסדר החוקתי וחיזוק המוסדות הדמוקרטיים של הממשלה.
Bunun yanı sıra anayasal monarşiler de mevcuttur.לבסוף, גם בכך גברו המונטניארדים.
Aristoteles bu amaçla ilk olarak tüm kentlerin anayasalarını bir araya toplamıştır.בה יושמו לראשונה הרעיונות הרנסאנסיים של תכנון ערים.
Bjarni, anayasal hukuk okudu ve sadece 24 yaşında İzlanda Üniversitesi'nde profesör oldu.בנדיקטסון למד משפט חוקתי באוניברסיטת איסלנד ומונה לפרופסור בגיל 24 בלבד.
Bunun karşılığında protestocular tekerlekleri ateşe verdiler ve Anayasal Demokratik Ralli ofisine saldırdılar.В отговор, протестиращите палят гуми и атакуват офиса на Конституционно демократично обединение.
Estonya siyasi sistemi 1992 yılında tasarlanan anayasal metine uygun olarak işler.Естонската политическата система работи под рамката, предвидена през 1992 г. в Конституцията.
Tataristan Cumhuriyeti, Rusya'nın anayasal cumhuriyetidir.Стратегическия приоритет на Република Молдова е европейската интеграция.
Avustralya bir anayasal monarşidir ve İngiliz Milletler Topluluğu'nun üyesidir.Австралия е федерална парламентарна монархия в състава на Общността на нациите.
Bu arada Millî Asamble, Fransa'yı anayasal monarşiye dönüştürecek anayasayı hazırlıyordu.Тази конституция превръща Франция в конституционна монархия.
Güney Kore anayasal bir demokrasiye sahiptir.Турии има демократична конституция.
Osmanlı-Türk anayasal gelişmeleri.Османска социално-икономическа история.
Eyalet yönetimleri yetkilerini (her bir eyaletin) halkından, kendi ayrı anayasaları dolayısıyla alır.Комунистическите народни представители са отведени в арест (въпреки своите конституционни привилегии).
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.Консултира Лафайет при написването на Декларацията за правата на човека и гражданина.
Kanada parlamenter demokrasi ve anayasal monarşi ile yönetilen bir federasyondur.Канада е едновременно парламентарна демокрация и конституционна монархия.
Bu hareketiyle ölüm cezasının Cenova, Portekiz ve Kolombiya anayasalarından çıkarılmasına katkıda bulundu.Taj njegov čin rezultirao je uklanjanjem smrtne kazne iz Ženevske, Portugalske i Kolumbijske konstitucije..
2002 yılında, Belarus Anayasa Mahkemesi izin pullarının anayasal olmadığı kararını belirtmiştir.Naime, 2002. godine bjeloruski Ustavni sud je u svojoj odluci proglasio te žigove neustavnim.
Bunun yanı sıra anayasal monarşiler de mevcuttur.Međutim, u povijesti je bilo i izbornih monarhija.
Fransa, inanç özgürlüğünün anayasal olarak güvence altına alındığı laik bir ülkedir.Hong Kong uživa visok stupanj vjerske slobode, zajamčene temeljnim zakonom.
Avustralya bir anayasal monarşidir ve İngiliz Milletler Topluluğu'nun üyesidir.Stjepana) i Austrija dio zajedničke monarhije, itd.
Önemli bir anayasal reform 2000 yılında gerçekleşmiştir.Reforma je započela donošenjem ustavnih promjena 2000. godine.
Danimarka anayasal bir monarşi olup, devlet başkanı 2. Margrethe'dır.Hlavou štátu je dánsky monarcha, v súčasnej dobe Margaréta II.
En önemli anayasal değişiklik büyük olasılıkla baş yöneticiyi ilgilendiriyordu.Najväčšiu zmenu však predstavovalo zavedenie priamej voľby prezidenta.
Sosyal sözleşme anayasal demokrasinin normatif ilkelerini içerir.Ústavnoprávne požiadavky súvisia hlavne s dodržovaním princípov slobodných demokratických volieb.
Filipinler, başkanlık sistemi ile yönetilen demokratik bir anayasal cumhuriyettir.Kolumbia je demokratickou prezidentskou republikou a štátom s decentralizovaným riadením.
Diktatörün dönemi sona erdiğindeyse, yeniden anayasal hükümet kurulurdu.Ko se je diktatorjev mandat iztekel, je oblast ponovno prevzela ustavna vlada.
Fransa, inanç özgürlüğünün anayasal olarak güvence altına alındığı laik bir ülkedir.Francija velja za svobodno državo verskih usmeritev.
Kölelik anayasal olarak 1865 yılında kaldırıldı, kadınlara 1920 yılında oy hakkı verildi.Predstavniški dom se je širil v moči vse od leta 1890, leta 1925 so moški dobili volilno pravico.
Güney Kore anayasal bir demokrasiye sahiptir.Pietų Korėja yra konstitucinė demokratija.
Önemli bir anayasal reform 2000 yılında gerçekleşmiştir.Kitas svarbus žingsnis – buvo padarytas 1999 m. Amsterdamo sutartimi.
Litvanya Krallığı, I. Dünya Savaşı'ndan sonra Litvanya'da kurulan kısa ömürlü bir anayasal monarşi.Lietuvos karalystė buvo trumpai gyvavusi konstitucinė monarchija įkurta pasibaigus Pirmajam pasauliniam karui.
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.Greenwald tegeles USA konstitutsiooniõiguse ja kodanikuõiguste teemadega.
İkinci aşama olan anayasal değişiklikler ile ilgili çalışmaların da çekilmeyle birlikte başladığı bildirildi.Osaliselt on arvestatud originaali 2. trüki ettevalmistamisel tehtud muudatusi.
Kamu politikasının temeli, ulusal anayasal yasa ve yönetmeliklerden oluşur.Inimväärikuse austamine on meie põhiseaduse ja riigikorralduse aluspõhimõtted.
Bu krallığı "toprak-ülke" yerine "halk-millet" ile bağdaştırmaya çalışan anayasal bir icattı.Kuningas on seadnud riigi eesmärgiks rahvusliku kogutoodangu asemel "rahvusliku koguõnne".
Akademik Kurul'dur.Anayasal olarak, senato ? Konsey'e rapor sunar.Nach der Universitätsverfassung erstattet der Senat dem Council Bericht.
Anayasal Devrimci Parti, Meksika'da neredeyse 70 yıl iktidardı.The Institutional Revolutionary Party vládla Mexicu skoro 70 let.
Anayasal olarak da halkın vicdanında da hükümsüzdür.PENTRU CA PARLAMENTUL IN PRIMUL RAND ESTE FARA VALOARE.
Bu anlaşma, kendi anayasal gerekliliklerine uygun olarak, imzalayan Ülkeler tarafından onaylanmaya tabidir.A UNIÃO E OS ESTADOS VIZINHOS
Bu anlaşma, kendi anayasal gerekliliklerine uygun olarak, imzalayan Ülkeler tarafından onaylanmaya tabidir.Ezt a megállapodást alkotmányos követelményeinek megfelelően valamennyi szerződőállamnak meg kell erősítenie.
Bu anlaşma, kendi anayasal gerekliliklerine uygun olarak, imzalayan Ülkeler tarafından onaylanmaya tabidir.Ta sporazum morajo ratificirati vse države pogodbenice v skladu s svojimi ustavnimi pravili.
Bu anlaşma, kendi anayasal gerekliliklerine uygun olarak, imzalayan Ülkeler tarafından onaylanmaya tabidir.Tato dohoda podléháratifikaci všemi signatářskými státy v souladu s jejich příslušnými ústavními pravidly.
Bu anlaşma, kendi anayasal gerekliliklerine uygun olarak, imzalayan Ülkeler tarafından onaylanmaya tabidir.Táto dohoda podlieha ratifikácii každým zmluvným štátom vsúlade sjeho príslušnými ústavnými požiadavkami.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Aceste femei învață despre primul ajutor și drepturile lor conform constituției.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Ces femmes apprennent les premiers secours et leurs droits selon la constitution.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Dessa kvinnor lär sig om första hjälpen och sina rättigheter enligt grundlagen.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Deze vrouwen leren over eerste hulp en hun rechten volgens de grondwet.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Diese Frauen üben Erste-Hilfe-Maßnahmen und lernen ihre Rechte laut der Verfassung.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Estas mujeres están aprendiendo primeros auxilios y sus derechos constitucionales.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Ezek a nők elsősegélyről tanulnak, valamint az alkotmányos jogaikról.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.보시면 여성들이 응급처치법을 익히고 헌법에 따른 자신들의 권리를 배우고 있고요.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Những phụ nữ này đang học cách sơ cưú và học về quyền lợi của họ theo hiến pháp.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Para perempuan ini belajar tentang pertolongan pertama dan hak-hak mereka menurut undang-undang.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Queste donne stanno imparando le tecniche di primo soccorso e i loro diritti garantiti dalla costituzione.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Te kobiety uczą się o pierwszej pomocy, oraz o swoich konstytucyjnych prawach.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Te ženske se učijo o prvi pomoči in o svojih ustavnih pravicah.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Tyto ženy se učí o první pomoci a jejich právech garantovaných ústavou.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Αυτές οι γυναίκες μαθαίνουν πρώτες βοήθειες και τα δικαιώματά τους σύμφωνα με το σύνταγμα.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Тези жени учат първа помощ и своите права съгласно конституцията.
Bu kadınlar ilk yardımı ve kendi anayasal haklarını öğreniyorlar.Цих жінок вчать надавати першу медичну допомогу і знайомлять їх з їхніми конституційними правами.