Ana içeriğe geç
Sözlük

anayasal ile cümle

anayasal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Afrika Birliği kendi içinde bir anayasal anlaşmaya tabiidir.Africká unie přijala ustavující smlouvu.
Danimarka anayasal bir monarşi olup, devlet başkanı 2. Margrethe'dır.Hlavou státu je dánský monarcha, v současné době Margrethe II.
Tataristan Cumhuriyeti, Rusya'nın anayasal cumhuriyetidir.Tatarstán je republikou Ruské federace.
Anayasal düzeni korumak ve hükümetin demokratik kurumlarını güçlendirmek.Socializace politiky a stabilizace vládních orgánů.
Anayasa mahkemesi birincil olarak anayasal hukukla uğraşan yüksek mahkemedir.Vrcholnou soudní instancí mimo ústavní záležitosti je Nejvyšší soud.
Estonya siyasi sistemi 1992 yılında tasarlanan anayasal metine uygun olarak işler.Sistemul politic eston funcționează în contextul descris de constituția din 1992.
Ordudaki reform ve getirdiği maliyetler Prusya'da bir anayasal krize sebep oldu.Reformele militare (și finanțarea lor) au cauzat o criză constituțională în Prusia.
Bu arada Millî Asamble, Fransa'yı anayasal monarşiye dönüştürecek anayasayı hazırlıyordu.1791: Adunarea Națională adoptă Constituția care transformă Franța în monarhie constituțională.
En önemli anayasal değişiklik büyük olasılıkla baş yöneticiyi ilgilendiriyordu.Cea mai controversată reformă a fost, probabil, cea în domeniul religios.
Fransa, inanç özgürlüğünün anayasal olarak güvence altına alındığı laik bir ülkedir.Cu toate acestea statul este un stat secular cu o constituție laică ce prevede libertatea de religie.
Anayasal dil alanları bölgelerinde resmi dilleri belirler.Actele oficiale sunt totuși redactate în limba regiunii.
Anayasal Monarşi yanlısıdır.Monarhia era electivă.
Anayasal dil alanları bölgelerinde resmi dilleri belirler.Meghatározza a térségekben élő népcsoportokat és a hivatalos nyelveket.
2004 yılında Avrupa Parlamentosu'na seçilerek 5 yıl Anayasal İşler Komisyonu'nda görev yapmıştır.Az Európai Bizottságot az Európai Unió Tanácsa nevezi ki az Európai Parlament jóváhagyásával öt évre.
Bu hareketiyle ölüm cezasının Cenova, Portekiz ve Kolombiya anayasalarından çıkarılmasına katkıda bulundu.Hän vaikutti osaltaan myös siihen, että kuolemanrangaistus poistettiin Genevessä, Portugalissa ja Kolumbiassa.
Bunlar anayasal bir topluluktu.Tämä oli vakituinen väestö.
Madde 24, Cumhuriyetlerin anayasalarını antlaşmaya uygun hale getirmelerini talep eder.Το Άρθρο 24 απαίτησε όπως οι δημοκρατίες τροποποιήσουν τα συντάγματά τους όσον αφορά την συνθήκη.
Azerbaycan, üniter bir anayasal cumhuriyettir.Το Αζερμπαϊτζάν είναι ενωτικό ημι-προεδρικό κράτος.
Bu yasa ile belirlenmiş şekilde anayasal düzeni korumak.Προστατέψτε τη συνταγματική τάξη, όπως αυτή καθορίζεται από το νόμο.
Anayasal değişiklik yapmaya yetkili tek organdı.Είναι η μόνη αρμόδια για την αναθεώρηση του Συντάγματος.
Anayasa mahkemesi birincil olarak anayasal hukukla uğraşan yüksek mahkemedir.Το Ανώτατο Δικαστήριο έχει εξουσίες Ανωτάτου Συνταγματικού Δικαστηρίου πρωτόδικα και κατά έφεση.
Türkiye'de anayasal düzene hızlı bir şekilde dönülmesi çağrısı yapıyoruz."Και η δική μου διακαής επιθυμία είναι η ταχυτέρα δυνατή επάνοδος της χώρας εις τον κοινοβουλευτισμόν".
Diğer ülkelerin aksine BK'da tek bir anayasal metin bulunmamaktadır.Σε αντίθεση με πολλά άλλα έθνη, το Ηνωμένο Βασίλειο δεν έχει ενιαίο συνταγματικό έγγραφο.
Çoğu üye ülke, ülkeyi anayasal ismiyle tanır.De fleste nye EU-lande anerkendte landet under dets forfatningsmæssige navn.
Güney Kore anayasal bir demokrasiye sahiptir.Sydkorea er et forfatningsmæssigt demokrati.
Antigua ve Barbuda anayasal bir monarşidir.Antigua og Barbuda er et konstitutionelt monarki og en del af Commonwealth of Nations.
Bu dağılış, federasyondaki bütün anayasal cumhuriyetlerde gerçekleşmiştir.Dette foregik separat i hvert af de kontinentale forbund.
Daha önceki anayasalar -1954 Anayasası, 1975 Anayasası ve 1978 Anayasası-birbirinin yerine geçmiştir.De tre tidligere udgaver fra 1954, 1975, og 1978 blev annulleret.
Danimarka anayasal bir monarşi olup, devlet başkanı 2. Margrethe'dır.I Danmark, der er et arveligt konstitutionelt monarki, er Dronning Margrethe statsoverhoved.
Anayasa Mahkemesi, Türkiye'deki en yüksek anayasal organdır.Byfuldmægtige er det højeste besluttende organ i Helsinki.
Diktatörün dönemi sona erdiğindeyse, yeniden anayasal hükümet kurulurdu.Når diktatorens periode var over, ble den konstitusjonelle regjeringen gjenopprettet.
Her bir cumhuriyet magistrası belirli anayasal güçlere sahipti.Hver republikansk magistrat hadde former konstitusjonell makt.
En büyük anayasal güç imperium idi.Den mest mektige konstitusjonelle makt var imperium.
Haziran 1979 yılında bir yasa ile Cumhurbaşkanı'nın anayasal halefi olarak belirlendi.I juni 1979 ble en lov vedtatt, som utpekte statsministeren som presidentens konstitusjonelle etterfølger.
Güney Kore anayasal bir demokrasiye sahiptir.Norge har representativt demokrati.
Önemli bir anayasal reform 2000 yılında gerçekleşmiştir.En stor jordreform ble gjennomført i 1920.
Bunun karşılığında protestocular tekerlekleri ateşe verdiler ve Anayasal Demokratik Ralli ofisine saldırdılar.Som svar på dette satte demonstrantene fyr på bildekk og angrep kontorene til regjeringspartiet.
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.Greenwald pernah menjadi pengacara konstitusional dan hak sipil.
Estonya siyasi sistemi 1992 yılında tasarlanan anayasal metine uygun olarak işler.Sistem politik Estonia bergerak berdasarkan Konstitusi 1992.
Bunun yanı sıra anayasal monarşiler de mevcuttur.Selain itu ia juga penguasa monarki terlama.
Azerbaycan, üniter bir anayasal cumhuriyettir.Azerbaijan adalah negara satu partai yang dominan.
Madde 24, Cumhuriyetlerin anayasalarını antlaşmaya uygun hale getirmelerini talep eder.Điều 24 yêu cầu các nước cộng hòa sửa đổi hiến pháp của họ liên quan đến hiệp ước.
Anayasal olarak vatandaşların doğrudan iş gücüne katılma ve ücretsiz mesleki eğitim hakkı vardı.Công dân trực tiếp tham gia lực lượng lao động có quyền hiến định về việc làm và đào tạo nghề miễn phí.
En kısa zamanda istikrarlı anayasal düzenin sağlanmasını diliyorum."“Cần một Hiến pháp cơ bản và ổn định”.
Senato önerisi, Octavianus'un ekstra anayasal gücünün bir tür tasdiğiydi.Lời đề xuất của Viện nguyên lão là một sự phê chuẩn đối với quyền lực ngoài hiến pháp của Octavian.
1845, 1856, 1869 ve 1876 anayasalarının rejimleri altında da varlığını sürdürdü.Trong các bản Hiến pháp kế tục 1845, 1856, 1869, 1876 đều giữ nguyên hệ thống lưỡng viện.
1904 yılında anayasal monarşi istekleri daha yüksek sesle söylenir hale gelir.1904年、多額納税者の互選による貴族院議員に選出された。
Restorasyon döneminde iç savaştan önceki anayasal konuma geri dönülmüştür.領土紛争については戦争前の原状に回復するとした。
Amcası Sardar Esad, 20. yüzyılın başlarında İran anayasal hareketinin lideriydi.フリードリヒ・アドラーは、20世紀初頭のオーストリア社会民主党の党首。
Diktatörün dönemi sona erdiğindeyse, yeniden anayasal hükümet kurulurdu.ここに総裁政府の時代は終わり、統領政府が建てられた。
Brezilya'nın São Paulo Eyaleti'ndeki anayasal devrim hareketi posteri, 1932.」 1932年、ブラジル、サンパウロ州の革命運動に用いられたもの。
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.葛林華德亦曾任宪法與公民权利和政治权利律師。
Bjarni, anayasal hukuk okudu ve sadece 24 yaşında İzlanda Üniversitesi'nde profesör oldu.布亚尼研读宪法法律,成为冰岛大学的教授时年仅24岁。
Anayasal cumhuriyet, devlet yönetiminin tamamen anayasaya dayanması anlamına gelir.作为州长,我必须坚定地支持宪法。
Türkiye cumhurbaşkanı yardımcısı, Türkiye'deki ikinci en yüksek anayasal makamdır.塞浦路斯副总统是塞浦路斯中第二高的政治领导人。
1993 yılında kuruluştan sonra bölgenin bütün anayasal yetkinliği Flaman Komitesi'ne verilmiştir.在1993年7月14日成立後,該區即時將宪法权限賦予弗拉芒語社群。
Anayasal tartışmaları "Odak olma" tanımı üzerine yoğunlaşmıştır.景觀設計關心的是「地景」的議題。
Madde 24, Cumhuriyetlerin anayasalarını antlaşmaya uygun hale getirmelerini talep eder.대한민국 헌법 제24조는 선거권에 대한 대한민국 헌법의 조항이다.
En kısa zamanda istikrarlı anayasal düzenin sağlanmasını diliyorum."“대한상의 "추경예산 편성 시의적절한 조치"”.
Her bir cumhuriyet magistrası belirli anayasal güçlere sahipti.공화정기 각 정무관은 법에 따라 권한을 가지고 있었다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod