Bu analiz iki bölüme ayrılır.This analysis is divided in two parts.
Bayan Ana altıncı testi açıklar.Mrs. Ana explains the sixth test.
Ana babasından miras kalan bir apartmana henüz taşındı.He just moved into an apartment he inherited from his parents.
Japonca benim ana dilimdir.Japanese is my mother tongue.
C minor anahtarını çalabilir misin?Can you play the key of C minor?
Kasanın anahtarına sahibim.I have the key to the safe.
Oğlumun okulundaki tüm İngilizce öğretmenleri, anadil konuşurudurlar.All the English teachers at my son's school are native speakers.
Bana anahtarı nereye koyduğunu lütfen tekrar söyler misin?Could you please tell me again where you put the key?
Bu anahtarın birden fazla kopyasına sahip misin?Do you have more than one copy of this key?
Şu ana kadar kaç tane bilgisayarın oldu?How many computers have you had so far?
Ana dilini konuşan bir sürü arkadaşım var.I have many friends who are native speakers.
Güney Amerikalı bir kampçının bir anakonda tarafından yenildiğini duydum.I heard that a South American camper was eaten by an anaconda.
Şu ana kadar yiyeceğin en iyi salata onların özel öğle yemeğiyle verdikleridir.The best salad you'll ever eat is the one they serve with their lunch special.
Bu şu ana kadar istediğim her şeydir.This is everything I've ever wanted.
Şu ana kadar yediğin en garip şey nedir?What is the strangest thing you've ever eaten?
Anahtarını nerede buldun?Where did you find your key?
Şu ana kadar dövme yaptırmayı düşündünüz mü?Would you ever consider getting a tattoo?
Web sitemizde anadil konuşucuları tarafından hazırlanan ses dosyalarını dinleyebilirsiniz.You can listen to audio files by native speakers on our website.
İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to sound like a native speaker in order to communicate.
Şu ana kadar tanıdığım en inanılmaz insansın.You're the most incredible person I've ever met.
Şu ana kadar Boston'u ziyaret eden bildiğim tek kişisin.You're the only person I know that has ever visited Boston.
Yoksulluk bütün ahlaksızlıkların anasıdır.Poverty is the mother of all vices.
Cennetin anahtarı bende.I have the key of Paradise.
Anahtarlara ihtiyacınız var mı?Do you need keys?
Anadiliniz nedir?What's your native language?
Sizin ana diliniz nedir?What's your native language?
Ben anahtarı almış olsaydım, kapının arkasında duruyor olmazdım.If I had taken the key, I wouldn't be standing behind the door.
Anahtarı çantasına koydu.She put the key in her bag.
Anahtarlarımı masanın üstüne bıraktım. Onları bana getirir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
Anahtarlarımı masanın üzerinde bıraktım, onları bana getirebilir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
Sana Tom'un bir anadil konuşuru olmadığını düşündüren nedir?What makes you think Tom isn't a native speaker?
Tom anahtarı cebine koydu.Tom put the key into his pocket.
Tom şu ana kadar otuzun üzerinde olmalı.Tom must be over thirty by now.
Tom yurt odasının anahtarını kaybetti.Tom lost the key to his dorm room.
Tom anahtarları için odaya baktı.Tom looked around the room for his keys.
Tom anahtarı unutup kapıda kaldı.Tom locked himself out of his house.
Tom bahçesinde gizli bir yedek anahtar bulundurur.Tom keeps a spare key hidden in his garden.
Tom'un şu ana kadar Boston'da olması bekleniyor.Tom is supposed to be in Boston by now.
Fransızca Tom'un ana dilidir.Tom is a native speaker of French.
Tom'un anahtarlarını nerede bıraktığı hakkında fikri yoktu.Tom has no idea where he left his keys.
Tom, anahtarlarını kaybetti.Tom has lost his keys.
Tom anahtarını bulamadı.Tom had trouble finding his key.
Tom kaybettiğini sandığı anahtarları buldu.Tom found the keys he thought he had lost.
Tom aradığı anahtarları buldu.Tom found the key he had been looking for.
Tom anahtarını nereye koyduğunu hatırlamıyor.Tom doesn't remember where he put his key.
Tom şu ana kadar Boston'da bulunduğunu inkar etti.Tom denied having ever been in Boston.
Tom Fransızcayı ana branş olarak seçmeye karar verdi.Tom decided to major in French.
Tom anahtarını bir yerde bulamadı.Tom couldn't find his key anywhere.
Tom anahtarı saklamak için iyi bir yer bulamadı.Tom couldn't find a good place to hide the key.
Tom, anaokulu öğretmeninin adını hatırlayamıyor.Tom can't remember his kindergarten teacher's name.
Tom koltuğu ayarladı, anahtarı taktı, ve sonra uzaklaştı.Tom adjusted the seat, put in the key, and then drove away.
Bu muhtemelen Tom'un aradığı anahtar.This is probably the key that Tom is looking for.
Sanırım Tom'un şu ana kadar taşınması olası değil.I think it's unlikely that Tom would ever move.
Tom'un şu ana kadar karısını terketmeyi düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider leaving his wife.
Tom'un şu ana kadar Irak'a gitmeyi düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider going to Iraq.
Tom'un şu ana kadar onu söylediğinden şüpheliyim.I doubt that Tom ever said that.
Tom'un anahtarları nereye koyduğu hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea where Tom put the keys?
Tom valizin anahtarını Mary'ye verdiğini hatırlıyor.Tom remembers giving Mary the key to the suitcase.
Tom sadece Mary'nin söylediklerinin ana fikrini anladı.Tom only got the gist of what Mary was saying.
Tom araba anahtarını Mary'nin odasında bırakmış olabilir.Tom might have left his car key in Mary's room.