Ana içeriğe geç
Sözlük

ana ile cümle

ana kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Şu ana kadar yaşamış en büyük şair.He is the greatest poet that ever lived.
Onun ana yolda bir dükkânı var.He has a store on the main road.
İsmini sık sık anardı.Her name was often on his lips.
Onun görüşüne göre, o şu ana kadar gördüğü en iyi müzisyen.In her opinion, he is the best musician she has ever seen.
Onun oğlu bir ana kuzusu. O her zaman onunla olmak zorunda.Her son is a mama's boy. He has to be with her all the time.
Anahtar için ceplerini aradı.She searched her pockets for the key.
O anahtara bastı.She pressed the switch.
Evin anahtarı için çantasına baktı ama onu bulamadı.She looked in her bag for the key of the house, but could not find it.
Fransızca ana dilidir.She is a native speaker of French.
Karanlıkta el yordamıyla ışık anahtarını aradı.She groped for the light switch in the dark.
O, anahtarı cebine koydu.She put the key in her pocket.
O şu ana meşgul ve seninle konuşamaz.She is busy at present and can't speak to you.
O, ana branş olarak çocuk psikolojisi eğitimi alıyor.She majors in child psychology.
O, araba anahtarlarını arıyor.She is looking for her car keys.
O, araba anahtarını kaybetti.She's lost her car key.
O, araba anahtarını odasında bırakmış olabilir.She may have left her car key in her room.
Kadınların oy verebilmesi için anayasa değiştirildi.The constitution was amended so that women could vote.
Anahtarımı odamda bıraktım.I left my key in my room.
Eşitlik anayasa tarafından garantiye alınmıştır.Equality is guaranteed by the Constitution.
Ana cadde çok geniştir.The main street is very broad.
Ana ofis polis tarafından basılmıştı.The main office was raided by the police.
Çeviri yapmak, bize ana dilimizi daha iyi bilmemizde yardımcı olur.Translating helps us to know our mother tongue better.
Ana fikre sadık kalmalıyız.We've got to stick to the point.
Postane ana caddeden uzak.The post office is just off the main street.
Anaokulu çocukları parkta el ele yürüyordu.The kindergarten children were walking hand in hand in the park.
Henüz ana kapının önünde herhangi biri yok.There isn't anybody in front of the main gate yet.
Onun konuşmasının ana noktasını anlamadım.I didn't get the point of his speech.
Sonunda kayıp anahtarını buldu.She finally found her missing keys.
Küçük çatal salata için ve büyük olan ana yemek içindir.The small fork is for your salad, and the large one is for the main course.
Bana bu kilidin anahtarını ver!Give me the key to this lock!
Sen anahtarını arıyorsun.You are looking for your key.
Bu meyve portakal şeklindedir ve ananas gibi tat verir.This fruit is shaped like an orange and tastes like a pineapple.
O, ona anahtarı verdi.She handed him the key.
Onun söylediklerinin ana fikrini ben bile anlayamadım.I couldn't even understand the main point of what he said.
Sabır, bilimin anasıdır.Patience is the mother of science.
Anaokulunda oğlumun öğretmenini şikayet etmeyi düşünüyorum.I'm thinking about complaining about my son's teacher at the kindergarten.
Merhametsiz adalet zulümdür, adaletsiz merhamet yok olmanın anasıdır.Justice without mercy is cruelty; mercy without justice is the mother of dissolution.
Bir analjeziğe ihtiyacım var.I need an analgesic.
Anahtarlara ihtiyacım var.I need the keys.
Bavulu açamayasın diye anahtarı gizleyeceğim.I shall hide the key so that you cannot open the suitcase.
Bu sizin anahtarınız.This is your key.
Oda anahtarım, lütfen.My room key, please.
Anahtarımı kaybettim.I lost my key.
Onun ana dili Fransızcadır.French is his mother tongue.
Bizim ana dilimiz Japoncadır.Our native language is Japanese.
Ana dilimiz Japonca'dır.Our native language is Japanese.
Bu kitap Japonca'yı anadil olarak konuşmayan öğrenciler için tasarlandı.This book is intended for students who do not speak Japanese as a native language.
İngilizce benim anadilim.English is my native language.
Ana caddeler çok geniş.The main streets are very wide.
Kiev Rus şehirlerinin anasıdır.Kiev is the mother of Russian cities.
Esperanto'yu ana dilim gibi konuşabiliyorum.I can speak Esperanto as if it's my mother tongue.
İşte anahtarım.Here is my key.
Anal fissürler tedavi edilebilir mi?Are anal fissures curable?
O, araba anahtarlarını kaybetti.She's lost her car keys.
Anavatanımı seviyorum.I love my motherland.
Anahtarı getir.Bring the key.
Benim ana dilim İspanyolca'dır.My mother tongue is Spanish.
Sanırım anahtarlarımı kaybettim.I think I lost my keys.
Anahtarlar masanın üzerinde.The keys are on the table.
Ben sadece İngilizceyi, onu ana dili olarak konuşanlardan korumaya çalışan bir göçmenim.I'm only an immigrant trying to protect the English language from its native speakers.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ana ile cümle - Sayfa 5 - ana kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App